Sevdiğiniz bir insanı kaybetmek yaşınız kaç olursa olsun baş edilmesi zor bir durumdur. Geride kalanlar bu durumu güçlükle karşılayacaktır. Bu durum çocuklar için çok daha zor ve büyükler içinde acı vericidir. Bir kişinin vefatını öğrenmek sizi üzer, bir de ardın da küçük çocukların kaldığını öğrenmek sizi daha fazla üzer. Empati kurup o çocuğun yaşadıklarını hissetmek herkesin içini burkan bir olaydır. Ölüme çare bulunamaz ancak yaşadığınız acı ne kadar büyük olursa olsun çocuklar için bir şeyler yapılabilir ve yapmak gerekir. Bu hafta psikoloji köşesinde ebeveyn kaybı yaşayan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği ve ölümün çocukların anlayacağı dilden nasıl anlatılması gerektiğini paylaşacağım.
&`;Çocuklarınızı kendi devrinize göre değil, onların devirlerine göre yetiştirmelisiniz” bu söz günümüzde kuşaklar arasındaki yaş farkının daha da azalmasıyla daha bir önem kazanmıştır. Sürekli gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlama yetişkinler için güç olabilir ancak çocuklar yeni teknolojiye bizim kadar şaşırmaz ve hemen uyum sağlarlar. Hatta bazıları teknolojiyi nasıl kullanacağımız konusunda bizleri eğitirler bile.
Türkiye`nin en azından yakın gelecekte ki değişmez gerçeklerinden biride sınav maratonlarıdır. Yaşınız kaç olursa olsun rüştünüzü ispatlamak için alırlar bir salona ve geleceğinizin birkaç saatte yönlenmesini gözlerler. &`;Hayatımızı birkaç saate sınırlıyorlar” edebiyatı yapacak değilim, belki önümüzdeki günlerde KPDS, SBS, YGS, KPSS ve daha birçok &`;S”lerde faydasını görebileceğinize inandığım sınav kaygısıyla baş etme yöntemlerini sizlerle paylaşacağım. Sınav kaygısından tamamen kurtulma taraftarı değilim; çünkü sınav kaygısı doğru yönetildiğinde motivasyon aracı olur ve zihnin açık kalmasını sağlar. Bu haftaki psikoloji köşemizde sınavların yaklaşmasına binaen &`;Sınav kaygısı nasıl yönetilir ve başa çıkma yöntemleri nelerdir” i anlatmaya çalışacağım.
Çocukların gelişimleri boyunca birçok kötü alışkanlıkları ve problemleri olur. Alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kekemelik, basit bazı tikler, yeme bozuklukları, uyku bozuklar, basit fobiler gibi… bu bozukluk ve alışkanlıklar ebeveynleri kaygılandırır ve bu durumun kalıcı olmasından korkarlar. Bu kaygı ve korkuları gidermek adına, psikoloji köşesinde bu hafta çocukluk dönemi alışkanlıklarından tırnak yeme alışkanlığını, nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlatmaya çalışacağım.
Yerinden çıkacakmış gibi çarpan bir kalp, ateş basması, soğuk terler, sol kolda ağrı, midede şişkinlik, mide bulantısı, aklını kaybetme korkusu, düşüp bayılma korkusu ve ölüm korkusu… bu belirtileri okuyunca kalp krizi ile ilgili bir yazı okuyabileceğinizi tahmin edersiniz. Ancak bu hafta psikoloji köşesinde sanal kalp krizini yani panik atağı, nedenlerini ve tedavi çeşitlerini anlatmaya çalışacağım.
İstemeden yaptığınız, yapmak zorunda kaldığınız davranışlarınız vardır ki bunlar sizin canınızı çok sıkar. Birde engel olamadığımız, kendi bedeninize söz geçiremediğiniz, kontrol edemediğiniz ve canınızı sıkan bazı bozukluklar vardır. Bunlara &`;İstemsiz Kas Hareketleri” yani &`;TİK” denir. Peki nedir tik? Nasıl oluşur? Sizi insanlar içinde utandırabilen, çevrenizde alay konusu olabilen, gayri ciddi bir hava oluşturan bu bozukluktan nasıl kurtulabilirsiniz? Bu hafta psikoloji köşesinde Tik Bozukluklarını anlatıp, bu sorulara cevap vermeye çalışacağım.