Bu günlerde Cern*’de yapılan laboratuar deneylerinde atom altı parçacıkların ışık hızını aştığı tespit edildi. Böylece üç yüz yıllık fizik yasaları alt üst olacak gibi gözüküyor. Şüphesiz bu devrimsel gelişmenin yaratacağı etkiler sadece hareket fiziğiyle sınırlı kalmayacaktır. Modern Newtoncu fizik ki; bilimde akıldışı ve eski geleneksel önyargılardan kurtulmaya vesile olan parlak bir değişim sürecine yol açmıştır.
Modern Newtoncu fizik yaklaşımı aynı zamanda, Ulus devlet fikriyatının filizlendiği Aydınlanma çağının pozitif bilim alanındaki temsilcisidir. Aydınlanma çağı ki; Sanayi devrimiyle birlikte monologa dayalı Monarşik devletlerin yıkılıp, yerini diyaloga dayalı demokratik Ulus devletlere bıraktığı yeni bir dönemdir. Bu dalga yaklaşık 250 yıl sürmüştür. Bu yeni modern devlet yapısında, yönetimde iktidarın yanı sıra muhalefetin de söz hakkının olması ve karşılıklı ikili bir etkileşimin toplumun genelinin dikkate alınmasına ön ayak olması öngörülmüştür.
Ama bugün artık, insanlık ailesi yeni bir durumla karşı karşıyadır. Bu yeni durumda, Newtoncu fiziğin yaklaşımı son deneylerle birlikte tarihin tozlu raflarının yolunu tutmuştur. Elbette ki, onun dönemdaşı olan ve temsili demokrasiyi esas alan Ulus devlet formülünün mevcut şeklinin de artık bugünün postmodern toplumların bireylerinin ihtiyaçlarına cevap veremez halde olduğu gün gibi ortadadır. İhtiyaç duyulan şey; toplumdaki tüm kesimlerin eşit söz hakkına sahip olduğu polilog ortamının yaratılmasıdır. Poliloji, herkesin özgürce, eşit şartlarda herkesle her şeyi konuşabilmesidir. Şüphesiz ki olgunluk ve hakkaniyeti hedefleyen bir özgürlükle. Küresel ölçekteki iletişim, bilişim ve ulaşım imkanları bu teması fiili olarak vaki kılmıştır. Bu durumun yönetimsel alana sıçraması engellenemez.
Bu kapsayıcı ve çoğulcu zenginlik ortamında herkes kendini ifade etme hakkına sahip olacaktır. Seslerin ve gözbebeklerinin teması ve etkileşimi herkeste farklı ve yeni duygulara vesile olacaktır. Bu doğrudan ve katılımcı demokratik iletişmeyi kurmak için ülkenin sınırlarının ya da bayrağının değişmesi gerekmemektedir. Ülkenin bölünmesi ya da parçalanması söz konusu bile değildir. Amaç; hakça paylaşabilme ve dostça bakabilme vasfına ulaşmaktır. Poliloji herkesin ortak ideolojisi olabilir. Tüm ideolojilerin konuşulabildiği bir üst platform, bir buluşma mekanı. Neden olmasın?
Üstümüze çullandırılmış karanlık düşünceleri ancak bu yolla uzaklaştırabiliriz. Zihinlerimizin parlak odacıklarını kara perdelerden kurtarmanın yolu bu. Islak soluklarını duyduğumuz şer canavarı naralarının, kör bir fırtına gibi darmadağın ettiği umut bahçelerimizi yeniden ışıklandırmanın yolu bu. Köşelerine çekilmiş olan, Anlamanın ve empatinin arayıcılarının seslerini yükselttirmenin yolu da bu. Yıkımlarına yeni yıkımlar ekleme planları yapan; hayata, umuda ve barışa karşı bilenen dişleri köreltmenin de tek yolu bu.
Bu yola inanıyorum.
Başka hiçbir yola değil.
Bu yolu inşa etmek elimizde. Tarihsel olarak da tam zamanıdır. Sesleşmenin, düşleşmenin, Barışı kazanmanın, adaleti onarmanın zamanıdır. Tüm dünya halklarıyla birlikte bir hayalin gücünü kuşanmanın ve onu hayata geçirmenin tam zamanıdır. İmkansız demeyin. İmkansız olan henüz düşünemediğimizdir. Bunu düşünerek başladınız bile.
Tarih boyunca bilimsel alandaki her devrimsel gelişmeyi, önce üretim araçlarında sonra da üretim ilişkilerinde köklü bir değişim izlemiştir. Ve bu durum da toplumda yeni bir ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel sisteme yol açmıştır. Bugün dünyamızda, batısından doğusuna çeşitli ülkelerde köklü değişimlerin gündemde olması tesadüf değildir.
Ülkemizde de kendini teklik ve homojenlik ilkeleriyle yaratan ve ayakta tutan Ulus devlet hunisinin bir sosyo-ekonomik dönüşüm sonucu siyasi olarak evrilmesi kaçınılmazdır. Bu evrimleşme başlamıştır. Bu kavşaktan barışa sapmak da mümkündür. Er ya da geç gerçekleşecek olan barış masasında oturmaksa, ki geciktirmek çılgınlıktır, nefreti, öfkeyi ve aidiyetleri ya hapishane ya da mezara dönüştüren kör kızıl kanın sadece genç bedenlerden değil; aynı zamanda kardeşlik ideamızdan aktığına neden seyirci kalmaya devam edelim?
*Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi
NOT: Diyarbakır - Bingöl karayolunun duble yol yapım çalışmaları güvenlik gerekçesiyle durduruldu. Bu durum, hem meçhul olan sabotörlerin hem de Şirketin maddi anlamda her ne pahasına olursa olsun güvenliğini sağlamayıp hemencik durdurmaya izin veren Devlet yetkililerinin bu halka neyin reva gördüğü hakkında bize önemli ipuçları vermektedir. Yol çalışmalarında en sona kalan Bingöllülerin sevinçlerinin kursağında kalması bir yana bu duruma seyirci kalmaları da ayrı bir keder kaynağı. Yeri gelince devletin gücüne ve büyüklüğüne toz kondurmayan Sayın Başbakan’dan hakkımız olan duble yolu hemen istiyorum. Bu hepimizin hakkı. Siz de isteyin. Bir gün sizin de yolda ambulansta kaybetmekten korktuğunuz bir hastanız olabilir çünkü.

















