Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
18 Eylül 2019 Çarşamba
°C
Hakim Bayraktar
bingolonline@hotmail.com

Ertelendikçe dikenleşen sorunlar!

18 TEMMUZ 2017 SALI 18:37
4
2159
1
AA aa

Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikâye anlatır:

Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur.

O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur.

Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır, dikenleri sökmesi için emreder.

O da 'sökerim' diye söz verir ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der, ne de sökmeye teşebbüs eder.

Bir gün vali onu yanına çağırır; “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur.

Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim.”

Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder.

Mevlânâ, hikâyenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve ekliyor; “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök.”
.......

Şu kıssayı okurken, yeni gelen Valimizi, memleketin durumunu ve yarına ertelendikçe dikenleşen sorunları hafızamda yokladım!

Aklınıza gelen her alanda eksiklerimiz var bu şehirde! Hatta bu sorunlar, en ücra mezralara kadar uzanıyor!

Hangi sorunun muhatabına sorsanız “Çalışmalarımız devam ediyor” yanıtını alabilirsiniz ama bu çalışmaların neden bir türlü bitmediğini sorduğunuzda, işte o anda dertler derya olup akıyor önünüze!

Elbette “hiçbir şey yapılmıyor” diyemeyiz! Ama yapılanların yeterli olduğu da iddia edilemez!

Bir hastane binasını müteahhitten kaynaklı sıkıntılar nedeniyle 7 yılda güç bela teslim alan Sağlık Bakanlığı’ndan “Bingöl’e Araştırma Hastanesi” yapmasını istemek saçmadır!

Bingöl’e ihtiyaç duyulan hekimleri ve bazı önemli bölümleri açtırsın, varsın Araştırma Hastanesi talebimizi birkaç yıl sonra versin.

Anjiyo bile daha yeni yapılmaya başlandı ve memlekette bayram havası var!

Hâl böyle iken, masal kahramanı olmak yerine mevcut durumu iyileştirmenin yollarına bakmamız faydamıza olacaktır.

Tekstilkent Projesi başka ilde olsa, sanırım şimdiye dek çoktan açılmıştı! Fakat Bingöl’de her ne hikmetse sürekli erteleniyor, eksik, gedikler tamamlanacak veya Cazibe Programı kapsamında işletmeye sunulacak türünden beklemelere takılıyor!

Otel, termal tesis, alışveriş merkezi, spor tesisleri ve dahası… Tüm bunları kapsayan proje, 3 tane vali eskitti! Dördüncü Valimize nasip olur mu? Sanmıyorum ama, umarım yanılırım!

Bingöl’ün tanıtımına da, toplumun odak noktası olması açısından da son derece önemli bulduğum Hesarek Kayak Merkezi iki yıl önce açıldı. Her yıl bazı eksiklikler görüldü. Yaz dönemindeyiz ve yeni sezonda var olan sorunlarla devam etmemek için Sayın Valimizin öncülüğünde hızlı adımlar atılmasını ısrarla beklediğimizi belirtmek isterim.

Ben buradan sorunları sıralamak istemiyorum! Memleketin her bireyi, bu şehrin sorunlarını biliyor!

Yeni valimiz de elbette öğrenecektir!

Maharet, çözümde!

Kıssadan öğütle, çare olacak fikri bulmak kadar, bu fikirleri yarınlara ertelemeden hayata geçirmemiz lazım! Siyasiler de, bürokratlar da bu noktada kendini yoklamalı, günü geçirmekten ziyade kalıcı hizmetlerin üretilmesine odaklanmalılar.

Kıssada yer alan Valinin “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor” sözüne kulak verip, şuanda bulunduğunuz makamları iyi değerlendirip memlekete faydaya dönüştürün. Son günlerinizi beklemeyin!

Unutmayalım ki, hiçbir makam bâki değildir! Ve yarına ertelendikçe dikenleşen sorunlar topluma batmaya başladığında, eleştiriler de diken olup muhatabına batacaktır.

Çözüm odaklı bir sinerjinin oluşması, siyasi ve bürokratlar arasındaki “ağam, paşam” diyaloglarının geride bırakıldığı, tek derdin memleket olduğu ve samimiyetle çalışmanın ön planda tutulduğu günleri görmek ümidiyle…

Vesselam…
 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
mustafa baylas (@Misafir_20337)
21 Temmuz 2017 Cuma 15:39
Sadece şunu söylemek isterim. canı gönülden tşk. cesaretinizden dolayı
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın