Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
18 Eylül 2019 Çarşamba
°C
Prof. Dr. Hakan Olgun / Dinler Tarihi Uzmanı
Belirtilmemiş

Ramazan ayı rehavet değil dinamizm ayıdır

31 MAYIS 2018 PERŞEMBE 22:58
3
1627
0
AA aa

Ramazan ayında daha önceki gündelik yaşantımızda bazı değişiklikler yaparız. Sahur yemeği için gece uyanık olmak, sabah namazını ikame için sahurdan sonra bir süre daha beklemek ardından ise kısa bir uykuyla yeni güne başlamak. Sonrasında ise iftar saatine kadar herhangi bir gıda almadan oruçlu olmak. Elbette bu tür bir beslenme ve uyku rejimi alışılmış beden saatini etkilemekle birlikte uzun süre aç ve susuz kalmak bedende fizyolojik bir takım değişikliklere yol açmaktadır. Ancak bütün bu gerekçeler Ramazan ayının oruçlu günlerini yarı uykulu bir rehavet ve tembellik hali içinde geçirmeyi gerektirmez. Hâlbuki bu ay her zamankinden daha uyanık olmak ve Cenab-ı Hakk'ın bu vesilesiyle gece-gündüz üzerimize yağdırdığı rahmet ve merhametinden istifade etmek gerekir.

Ne yazık ki toplumuzda Ramazan ayının gündüzlerinin öğle saatlerine kadar uyku ile gecelerinin ise sahur vaktine kadar eğlence ile geçirilmesi hastalığı var. İşte, oruç sadece mideye tutturulduğu için açlık ve susuzluğun en kolay şekilde savuşturulup, zamanı uykuda geçirip bir an önce akşam yemeğine ulaşma gayreti var. Ancak asıl niyet akşam yemeğine değil iftara ulaşmak olmalıdır. “İftar” kavram olarak oruçlunun oruç ibadetinin salimen tamamlayıp oruçtan çıkma halini, ibadet formuna uygun olarak orucunu açmasını ifade eder. Yoksa iftar “orucu bozmak” değildir. Ancak günün önemli bir kısmını uykuyla geçiren kişinin iftar vaktinde manevi bir suçluluk içinde olması kaçınılmazdır. Bizim kültürümüzde bu duruma “orucu uykuya tutturmak” denir.

Peki, ramazan gündüzlerinin rehavetinden kurtulamazken ramazan gecelerinin bereketinden bari istifade edebiliyor muyuz? Son yıllarda özellikle yaz aylarına denk gelen ramazan aylarında oruçlu günlerin geceleri adeta gün içinde mahrum kalınan yeme-içme, gezme-eğlenme gibi nefsi isteklerin doyurulmasına çalışılmaktadır. Böylece ramazan geceleri adeta bir eğlenceye dönüştürülmekte, evde ya da sokaklarda geç saatlere kadar “vakit öldürülerek” bu kutlu geceler heba edilmektedir.

O halde ne yapmalı? Öncelikle bu ayın gece ve gündüzüyle birlikte üzerimize rahmet ve bereketin yağdığı bir zaman dilimi olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu rahmet ayında daha fazla kullukta bulunmalı ve rahmet ile bağışlanmayı elde etmek için daha fazla ibadet etmeliyiz. Allah resulü bu ayda namazı, zikri, Kur'an tilavetini, yardımlaşma ve paylaşmayı, zekât ve sadaka vermeyi yılın zirve noktasına çıkarırdı. Allah resulü en çok bu ayda ibadet eder ve rabbimizden bağışlanmayı en çok bu ayda dilerdi. Yani Allah resulü bu ayı gündüz uyku gece eğlence ile değil, bir hasat mevsimi gibi af ve mağfiret devşirerek geçirirdi.

Ramazan ayı zorluk ayıdır; hem bedensel hem ruhsal etkileri vardır. Ancak bu zorluklara teslim olup bayrama gün saymak yerine oruçlu günün 24 saatinden istifade edilmelidir. Daha çok Kur'an okuyarak, daha çok hadis-i şerif okuyarak; vakit namazlarını vaktinde kılıp nafile ibadetler yaparak. Fakir-fukarayı daha çok gözeterek, zekât ve sadakalarda cömert olarak. Bu aydan istifade etmenin en iyi formülü, iftar ile sahur arasında istirahat etmek, sahur ile iftar arasında ise uyanık kalıp rahmet ayından istifade etmek. Sahurdan iftara kadar dinamik ve zinde kalmak. Bu durum insan fıtratına da en uygun olanıdır.

Unutmalayım! Bir sonraki arınma ayına, rahmet ve bereket zamanına ulaşacağımızın teminatı yok.    

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın