KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
06 Ekim 2026 Salı

'Allah belalarını değil, cezalarını versin'

Bülent Arınç, Deniz Feneri ile ilgili iddialara yanıt verdi

`Allah belalarını değil, cezalarını versin`
13 EYLÜL 2008 CUMARTESİ 10:02
0
1496
0
AA aa
Eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç, Türkiye'deki Deniz Feneri Derneğine, yaptıkları hizmetlerden dolayı bir sevgisi olduğunu belirterek, ''Ama bu bireysel sevgi veya ilgi, kurumsal olarak yaptığımız işlerde bizi yanlışlığa sevk etmemelidir'' dedi.

Arınç, Meclis Başkanlığı döneminde, Türkiye'deki Deniz Feneri Derneğine Üstün Hizmet Ödülü verilmesi ve Meclisin eski mutfak malzemelerinin, bu derneğe gönderilmesine ilişkin TBMM'de basın toplantısı düzenledi.

Kendisine atfen ''Almanya'daki Deniz Feneri Derneği yöneticileri eğer yoldan çıktılarsa, Allah belalarını versin'' şeklinde çıkan haberin yanlış olduğunu kaydeden Arınç, bela okumanın kendilerine yakışmayacağını söyledi. Arınç, ''Bazen ağızlardan kaçar ama herhalde en doğrusu, (Allah cezalarını versin) demektir'' dedi.

Türkiye'deki Deniz Feneri Derneğine, özellikle Ankara'daki şubesine, geçmişten bu yana yaptıkları hizmetlerden dolayı bir sevgisi olduğunu dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Buradaki arkadaşları tanıyorum, faaliyetlerine şahidim. Ama bu bireysel sevgi veya ilgi, kurumsal olarak yaptığımız işlerde bizi yanlışlığa sevk etmemelidir.

Meclis Başkanlığı dönemimdeki tüm işlerin hesabını verecek durumdayım. TBMM'de kullanım dışı kalan malzemelerin, kimlere, nasıl verileceği konusunda Maliye Bakanlığı açısından bazı yönetmelik hükümleri ve TBMM Başkanlık Divanı kararlarımız var. Başkanlığım döneminde iki kez karşılaştım: 2003'te eski lojmanlar terk edildikten sonra, buradan çıkan eski malzemeleri, Türkiye'deki okul ve pansiyonlara gönderdik. 300'den fazla okul, lojmanlardan çıkan masa, sandalye, yatak gibi eşyalardan yararlandı. Meclis içinde kullanım dışı kalan, eski malzemeler için de yasal prosedür var. Örneğin metal malzemeler MKE'ye gönderilir, kullanılacak olanlar varsa bunlar da kamuya yararlı dernek ve vakıflar ile okullara verilebilir.''

''CEMEVLERİNE DE GÖNDERİLDİ''

Arınç, kendi dönemlerinde mutfak malzemelerini yenilediklerini, eski tabak, çatal, kaşık, sürahi gibi malzemeleri, Türkiye'de ihtiyaç duyulan yerlere verilmesi için Başkanlık Divanı kararlarını uyguladığını bildirdi. Arınç, kendilerine başvuran ya da nitelikleri uygun dernek ve kuruluşlar varsa, bunlara da verdiğini belirtti.

Eski CHP Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, 2006'da ''Neden bu malzemeleri Kızılay'a değil, Deniz Feneri Derneği'ne verdiniz?''şeklinde soru önergesi sunduğuna işaret eden Arınç, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in de konuyu gündeme getirdiğini söyledi. Arınç, Ersin'i davet ederek, ''Bu kurumları açıklarsak, 'on tane tabağa muhtaç mıydılar' denilir, üzülebilirler. Kamuya yansırsa hoş olmayabilir, soru önergesinden vazgeçersen sevinirim'' dediğini, Ersin'in de onurlu davranarak, önergesini çektiğini anlattı.

Verdiği resmi cevabı okuyan Arınç, kullanılmayan tabakları, sadece Deniz Feneri Derneğine değil, aş ocağı, çocuk yuvası, huzurevi, cemevi ve okullara da gönderdiklerini bildirdi.

Arınç, ''Bizim mutfaktan çıkan eski malzemelerden bir miktarı, Ankara Deniz Feneri şubesine, diğer dağıttığımız yerlerle birlikte verildi. Usulsüzlük yok, doğru bir iş yaptığımız kanaatindeyim'' diye konuştu.

''İŞBİRLİĞİ YAPMADIM''

Bülent Arınç, 2007'de 14 milletvekilinin önerisiyle, Deniz Feneri Derneğine Üstün Hizmet Ödülü verdiklerini anımsatarak, ''11'e yakın yardım vakfıyla birlikte bu derneğe de ödül verildi. Almanya'daki Deniz Feneri Derneğinin kurucularını, yaptığı çalışmaları bilmem... Bu insanlarla hiçbir irtibatım, karşılaşmam olmadı, hiçbir işbirliği yapmadım. Türkiye'deki Deniz Feneri de Almanya'daki kuruluşla sadece isim benzerliği olduğunu söylüyor'' diye konuştu.

Artantaş'ın, dernekle ilgili 2006'da İçişleri Bakanının yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdiğine işaret eden Arınç, dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun verdiği yanıtın, kendilerinin ve Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği Başkanının söylediklerini doğruladığını belirtti.

Arınç, verilen yanıttan, iki derneğin isim benzerliği dışında bir bağlantısının olmadığının, yardım amaçlı olarak yurt dışından Türkiye'deki Deniz Feneri Derneğine bir miktar para gönderildiğinin anlaşıldığını söyledi.

Bülent Arınç, ''Türkiye'deki Deniz Feneri Derneğini suçlu görme psikolojisiyle bu açıklamaları yapmadım'' dedi.

Eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği davasının iddianamesinde ve yargılama sürecinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı suçlayabilecek bir şey olduğuna inanmadığını belirterek, ''İki serserinin böyle bir laf etmesi, Türkiye'de Başbakan'ı suçlamaya yetecek bir delil mi?'' dedi.

Arınç, başkanlığı döneminde TBMM'nin, eski mutfak malzemelerini Deniz Feneri Derneğine gönderdiği, derneğe Üstün Hizmet Ödülü verildiği ve kendisine atfen ''Almanya'daki Deniz Feneri Derneği yöneticileri yoldan çıkmışlarsa, Allah belalarını versin'' yönünde çıkan haberler üzerine Parlamentoda basın toplantısı düzenledi.

Bir gazetecinin, ''Böyle iddialar karşısında Allah'a mı havale etmek gerekir yoksa adli makamların harekete geçmesini mi beklemek gerekir?'' sorusuna Arınç, ''Allah cezasını, belasını versin, halkın ağzından sık sık çıkan sözlerdir, çok fazla kullanılmaması lazım. Bir kısım insanlar kendilerini savunurken, işi Allah'a havale ederler, bu yeterli ve doğru değildir. Cezalarını versin derken, maddi cezalardan da bahsettim. Her suç, iddia araştırılmalı, yasalara aykırı işlem yapanlar, cezalarını görmelidir, bu ceza hukuku anlamındadır. Sadece beddua, temenni etmekle bu işler geçiştirilmemelidir'' karşılığını verdi.

Arınç, ''Başbakan'ın, adeta bu haberleri yazanların Allah cezasını versin şeklinde bir tutumu var. Başbakan'ın bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diyen bir gazeteciye, ''Şunun veya bunun davranışlarını yorumlayacak, hüküm verecek durumda değilim, yaparsam nezaketsizlik olur'' yanıtını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilintili bir şey söylemesinin doğru olmadığını dile getiren Arınç, bu şablona kim girerse de payını alacağını kaydetti.



-''LANETLENECEK BİR İŞ''-



Arınç, yardım toplama gibi insani bir olayda, merhamete, vicdana dayalı bir konuda toplanan paraların, kişisel hesaplara geçirilmesi ve kişisel çıkarlar için kullanılmasını yanlış, çirkin bulduğunu, lanetlenecek bir iş olarak gördüğünü söyledi.

Fakirler için toplanan yardım paralarını, zimmetine geçirenlerin, insanlık onurunu kaybettiğini, hiçbir zaman halkın içinde barınamayacağını dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu sadece Deniz Feneriyle ilgili konuşacak bir konu değil. Zaman zaman kişilerin maddi durumlarının yetersizliği nedeniyle kampanyalar açılır, ama duyarız ki toplanan paralar kişisel olarak harcanmış, zimmete geçirilmiştir. Bu tür olayları yapanlar, insanlık onurundan, vicdanından nasipsiz insanlardır. Bu tür insanları, siyasi kimliğine, inancına, görüşüne bakmadan dışlamak, yanlış bulduğumuzu söylemek zorundayız. Ancak bunu yaparken de dikkatli olmak durumundayız. Mahkeme kararı henüz elimize geçmemişken, bazı insanları alelusul suçlamanın, kamuoyunda suçlu hale getirmenin, peşinen mahkum etmenin doğru olmadığını düşünüyorum.

Bugün Deniz Feneri üzerinden, bütün yardım kuruluşlarını yıpratacak, yaralayacak kampanyayı açarsak, henüz yargı kararı olmadan, herkesi suçlu ilan edersek, diğerlerine de zarar vermiş oluruz.''



-''MERKEL'İ, BÖYLE BİR SUÇUN FAİLİ KABUL EDEBİLİR MİSİNİZ?''-



Arınç, bir gazetecinin, ''Davada, AK Parti'ye yakınlığı olan kişilerin söz konusu olmasına rağmen, AK Parti'nin asıl üzerine gidilmesi gerekenleri değil, basın ve muhalefeti suçladığını'' ifade etmesi üzerine, medyanın dava konusundaki bazı tutumlarının eleştirilebilineceğini bildirdi.

Yargı süreci sonuçlanmadan, insanları peşinen suçlu kabul etmenin doğru olmadığını ifade eden Arınç, manşetlerde, Erdoğan veya AK Parti'nin suçlanmasının, siyasal amacının olabileceğini savundu.

Arınç, bir gazetenin, elde ettiği bilgi kırıntısını teyit etmeden, manşete çekmemesi gerektiğini vurgulayarak, ''Suç ortağı gibi gösterilen kişinin, Türkiye'nin Başbakanı olması fevkalade üzücü bir olaydır'' dedi.

Almanya'daki yargılama sürecinin devam ettiğine dikkati çeken Arınç, bununla ilgili Türkiye'de bir tahkikat yapılması gerektiğini vurguladı. Arınç, şunları kaydetti:

''Başbakan ile ilgili olarak, söylenen şey, oradaki bir kişinin 'al şu parayı filana ver, filan da filana götürsün...' 3 kişi var, 3. kişi Başbakan ama ne buraya gelen, ne para verdiğini söyleyen, ne paranın verildiğine dair belge var. Çok çirkin bir şey. Ceza davasının temel ilkesinde, birinin 'ben bu suçu işledim' demesi yeterli değil. Bir adam 'ben şunu öldürdüm' dese, yeterli değildir, maddi delil aranır. Türkiye'de bir Alman üzerinde 10 kilogram eroinle yakalansa, 'Bana bunu Angela Merkel verdi, Türkiye'ye vermemi söyledi' dese, ne düşünürsünüz. Siz, Merkel'i, böyle bir suçun faili olarak kabul edebilir misiniz? Türkiye'de 100 YTL'ye hayatını pazarlayanlar var, bunun eline 10 bin verseniz, 'Toplumun en itibarlı saydığı kişiyle her gün bir arada oluyorum' dese, ne düşünürsünüz? Herkes bir şey söyleyebilir. Geçmişte bu oldu, bir milletvekili yurt dışında yakalandı, eroini geçmişte, Türkiye'de başbakanlık yapan bir kişiden aldığını söyledi, yargılama sonucunda iftira olduğu ortaya çıktı.''

''BAŞBAKAN, NASIL SUÇLANABİLİR?''

Almanya'da iki kişinin, kendi aralarında böyle bir şeyi konuşmuş olsa bile bunun Erdoğan ile ilgisinin ne olabileceğini soran Arınç, şöyle devam etti:

''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı nasıl suçlanabilir, aleyhinde nasıl bir delil olarak gösterebilirsiniz? Bu vicdansızlık, hukuksuzluk değil mi? Başbakan'ı sevmeyebilir, görüşlerine muhalif olabilirsiniz ama iki serseri böyle bir laf etti diye, Türkiye'de Başbakanı suçlamaya yetecek bir delil olması mümkün mü? Vicdanlı olalım. Ceza hukuku, kendi prensipleri içinde bile böyle bir şeyi kabul etmez. Bu davanın iddianamesinde ve yargılama sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ını suçlayabilecek bir şey olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Bu irtibat kurulacaksa da savcılar, yargı yapacaktır.''

RTÜK BAşkanı Zahid Akman ile ilgili bir soru üzerine Arınç, Akman'ın elindeki mahkeme kararlarına itibar edilmesi gerektiğini belirtti.

TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın, anayasa ve bazı yasalarda değişiklik için siyasi partilere yaptığı uzlaşma çağrısının anımsatılması üzerine Arınç, komisyona üye verenlerle, uzlaşma komisyonunun kurulmasının yararlı olabileceğini bildirdi.
YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
06.10.2026
18:55
Yunus Kava: Soykırımcı İsrail adaletten kaçamayacak
Yunus Kava: Soykırımcı İsrail adaletten kaçamayacak
Memur-Sen Bingöl İl Başkanı Yunus Kava, Gazze ve Filistin'de yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada, uluslararası topluma adalet çağrısında bulundu. Kava, 'Uluslararası hukuk herkes için varsa İsrail için de vardır. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kim tarafından işlenirse işlensin soruşturulmalı, sorumlular bağımsız ve adil mahkemeler önünde hesap vermelidir' dedi.
06.10.2026
18:28
Fon mağdurlarına ödeme için yeni düzenleme geliyor
Fon mağdurlarına ödeme için yeni düzenleme geliyor
AK Parti, fonların tasfiyesi ve yatırımcılara yapılacak ödemelerin çerçevesini belirlemek amacıyla yaklaşık 10 maddelik kanun teklifini TBMM'ye sunmaya hazırlanıyor. Düzenlemede 1 milyon liranın altında yatırımı bulunan yaklaşık 355 bin yatırımcı için tam ödeme mekanizması, daha yüksek tutarlar için ise kademeli ödeme planı öngörülüyor.
06.10.2026
15:57
Bingöl Umut Kervanı`ndan 2,1 milyon TL`lik yardım
Bingöl Umut Kervanı'ndan 2,1 milyon TL'lik yardım
Bingöl Umut Kervanı Derneği, Eylül ayında kentteki ihtiyaç sahibi aileler ve öğrenciler için 1 milyon 536 bin 29 TL ayni ve nakdi yardım ulaştırdı. Yurt dışı ve Gazze'ye yapılan 566 bin 350 TL'lik destekle birlikte derneğin aylık toplam yardım tutarı 2 milyon 102 bin 379 TL'ye ulaştı.
06.10.2026
15:04
Meclis`e yeni teklif: 6 meslek grubuna yeşil pasaport yolu açılıyor
Meclis'e yeni teklif: 6 meslek grubuna yeşil pasaport yolu açılıyor
TBMM'ye sunulan kanun teklifiyle hususi damgalı pasaportun kapsamının genişletilmesi gündemde. Teklifin yasalaşması halinde belirli şartları taşıyan muhtarlar, mali müşavirler, eczacılar, doktorlar, mühendisler ve mimarlar yeşil pasaport alabilecek.
06.10.2026
14:02
Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu
Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu
Bingöl Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi statüsüne kavuştu. Yeni statüyle birlikte hastanenin ileri teknoloji, modern tıbbi altyapı ve nitelikli insan gücüyle Bingöl ve bölgeye daha kapsamlı sağlık hizmeti sunması hedefleniyor.
06.10.2026
13:30
Bingöl`de jandarmadan operasyon: 3 aranan şahıs tutuklandı
Bingöl'de jandarmadan operasyon: 3 aranan şahıs tutuklandı
Bingöl İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin 25 Eylül-2 Ekim 2026 tarihleri arasında yürüttüğü çalışmalarda, haklarında toplam 37 yıl 11 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 3 aranan şahıs yakalandı. Çalışmalarda çok sayıda uyuşturucu madde, silah, mühimmat ve kaçak ürün ele geçirilirken, 49 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın