KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
13 Şubat 2026 Cuma
°C

Bu otobüse park yeri bulunacak mı

Cumartesi günü bir gazetede yayınlanan seçim otobüsü fotoğrafında CHP "El ele verelim, iktidara gidelim" diyordu... Resimde her kesimden insanı temsil eden bir kurgu var

Bu otobüse park yeri bulunacak mı
21 OCAK 2008 PAZARTESİ 11:08
0
1390
0
AA aa
Ekrem Dumanlı'nın köşe yazısından bir kesit

Cumartesi nüshamızda bir fotoğraf dikkat çekiciydi. Gündem sayfamızda yer alan seçim otobüsü fotoğrafında CHP "El ele verelim, iktidara gidelim" diyordu.

"Güzel günler gelecek" sloganının da kullanıldığı otobüste her kesimden insanı temsil edecek bir kurgu gözetilmişti. Başörtülü bir bayanın varlığı dikkat çekiyordu o fotoğrafta. Doğru bir yaklaşım bu. Çünkü şu ana kadar yapılan bütün kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki; halk arasında başı örtülüler-başı açıklar diye bir kavga yok. Ve halkın ezici bir çoğunluğu yasakçı tavırların devam etmesinden yana değil. Halk arasında sorun olmayan bir konu, niçin çeyrek asrı aşacak bir hadise haline geliyor? Ya da halkın desteği istenirken gözetilen nezaket, başörtüsüne çözüm aranırken niçin göz ardı ediliyor? Bu sağduyu otobüsü neden konaklayacak bir yer bulamıyor?..

Maalesef başörtüsü üzerinden herkes bir çeşit iktidar kavgası yapıyor. Sadece siyasî iktidar kavgası değil maksadım. Sınıf kavgası sayılabilecek derecede ilkel yaklaşımlar sergileniyor. Elitist yaklaşımların buyurgan cenderesi kime, nasıl giyinmesini adeta emrediyor. "Şöyle bağlarsan başörtüsü, böyle bağlarsan türban, şu şekilde düğümlersen eşarp, bu şekilde kıvırırsan bone..." Her şey tamam da kim, hangi hakla bir başkasının giyim kuşamına karışabiliyor? Diyelim ki karışma dirayeti ve salahiyeti birilerine verildi; o zaman "öteki" de kalkıp etek boyu ölçmeye yeltenirse bu işin sonu nereye varır? Sokakta var olmayan bir sorun niçin devlet nezdinde sürdürülüyor; bunu anlamak mümkün değil.

Başörtüsü dendi mi bir anda herkes kendini bir siperin arkasına atıveriyor. Siyasî partiler, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri; hatta yargı! Tabii ki herkesin, her konuda fikri olabilir ve bunu kamuoyuyla paylaşma hakkına sahiptir; ancak karşı tarafı bir kerecik olsun dinlemeyen, dinlemek istemeyen ve "Ya benim dediğim gibi, yahut hiçbiri" diyerek kendi kafasındakini herkese dikte eden anlayış ne kadar çağdaş, ne kadar moderndir acaba?

Medya, başörtüsü üzerinden yapılan vahim bir cepheleşmenin neferi gibi görüyor kendini. Yazık! Hiç mi orta yolu yok bunun, hiç mi soğukkanlılıkla yaklaşılamayacak bu meseleye? Diyelim ki herkes sağduyusunu yitirdi, özgürlüğün kalesi sayılan, çok sesliliğin yılmaz savunucusu addedilen basına ne oluyor ki yasakçılar safında kendine yer arıyor? Medya, buradaki mağduriyeti ısrarla görmezden geliyor. İnsanların eğitim hakkı engelleniyor. Meselenin en çarpıcı, en tartışılmaz ve en acı gerçeği budur. İnsanların feryadına kulak tıkayarak gazetecilik yapılmaz ki!

Niyet sorgulamaya bayılıyor medya. Birileri de kalkıp medyanın niyetini sorgulayınca asabı bozuluyor bazı meslektaşlarımızın. Sinir bozucu bir durum olduğunda şüphe yok; çünkü niyetinizin sorgulanması, sürekli zan altında tutulmak demektir. Sadece başörtüsü için söylemiyorum bunu. Her konuya semboller üzerinden yaklaşanlar var. Geçenlerde Ahmet Hakan, 'Paranoya sevgilim' başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Lüküs Hayat adlı oyunda eteğin boylarının uzadığını düşünen bir adamın "AKP iktidarı geldi de o yüzden mi etekler uzadı?" diye serzenişini anlattı. Olayın aslına bakıyorsunuz; oyun aynı oyun, kostüm aynı kostüm... Ortada paranoyaya dönüşen bir şüphecilik var. Yakında masa örtüsüne bile itirazlar yükselecek, "örtü istemezük" diye feryat edilecek.

Merkez Bankası taşınacak; rejim krizi. Başörtüsü ile ilgili AK Parti ve MHP arasında uzlaşma aranıyor, rejim krizi... Türkiye yoruldu, bu saçma sapan kavgalar yüzünden. Sosyal gerçekliği olmayan endişeleri köpürte köpürte korku tellalı haline gelmiş siyasetçiler, son seçimlerde "bindirilmiş kıtalar"ın demokraside çok büyük bir anlam ifade etmediğini gördü. Şimdi "Yüzde 47'ye mi güveniyorsunuz?" deyip efelenmek kolay geliyor onlara.

Seçim sonucu sadece bir göstergedir; ma'şerî vicdanın temayüllerini ortaya koyar. Ve son gösterge diyor ki; "Rejim krizi ile beni korkutma, suni gündemlerle beni oyalama, yasakçı zihniyetle beni sindirme..."

Hakkını teslim etmeliyim ki siyasetçiler bu mesajın önemini anladı. O yüzden bugün Mehmet Ağar siyaset sahnesinden çekildi, Erkan Mumcu ortalıkta gözükmüyor, CHP'nin sivri söylemini marjinal vekiller üstlendi, MHP yapıcı, tamir edici hamleler peşinde. AK Parti, muhtemel bir şımarıklığı önleme gayretinde. O yüzden valiler davet ediliyor, "Halkın arasına karışın" deniyor, "Pprotokol valisi olmayın" deniyor ve parti yetkilileri seçim bölgelerine sevk ediliyor. Çünkü halkın son iradesi hem iktidara hem muhalefete şunu söyledi: Artık sembolik dalaşmalardan yoruldum, hizmet ve icraat istiyorum. Muhalefet de semboller üzerinden prim yapma yerine icraat denetimine dönmek zorunda.

Peki ya medya! Sosyal değişim rüzgârını karşısına alarak toplumsal taleplere kulak tıkayarak; daha ötesi vatandaşla inatlaşarak gazetecilik yapıl(a)maz. Halk özgürlük istiyor, medya yasakçılık peşinde, halk istikrar ve huzur istiyor, medya kışkırtıcılık sevdasında, halk dünyayla entegre olmak istiyor, medya Türkiye'yi içine kapamak derdinde... Böyle bir şey düşünülebilir mi?


(Zaman)

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
13.02.2026
19:21
Bingöl tek yürek olmaya hazırlanıyor! Dev ekran kurulacak
Bingöl tek yürek olmaya hazırlanıyor! Dev ekran kurulacak
Lider 12 Bingölspor'un şampiyonluk yolundaki kritik karşılaşması öncesi PFDK'nın verdiği 'seyircisiz maç' cezasına karşılık kent genelinde dayanışma çağrıları yapıldı. Belediye Başkanı Erdal Arıkan, maç saatinde stat önüne dev ekran kuracaklarını açıklarken, Bingöl halkı, tribünde olamasa da takımının yanında olacak.
13.02.2026
18:02
Vali Çelik Kiğı`da muhtarlarla bir araya geldi
Vali Çelik Kiğı'da muhtarlarla bir araya geldi
Bingöl Valisi Cahit Çelik Kiğı ilçesinde muhtarlarla bir araya gelerek taleplerini dinledi.
13.02.2026
13:42
Hesarek`te gerçeğini aratmayan tatbikat
Hesarek'te gerçeğini aratmayan tatbikat
Bingöl Hesarek Kayak Merkezi'nde yapılan çığ ve telesiyejde mahsur kalma tatbikatı, gerçeği aratmadı. Tatbikatı yöneten Vali Yardımcısı Şahin; 'Arkadaşlarımızın disiplin içerisinde hareket ettiği, verilen talimatlara titizlikle uyduğunu gözlemledik.'
12.02.2026
17:01
Suça Sürüklenen Çocuklara
Suça Sürüklenen Çocuklara 'Diversiyon' Modeli!
Adalet Bakanlığı, suça sürüklenen çocukların cezaevine girmeden topluma kazandırılmasını hedefleyen 'Diversiyon' modeli üzerinde çalışıyor. 16 ülkede uygulanan sistem, yargılama yerine eğitim ve denetimi esas alıyor. Ancak modelin Türkiye'de ne kadar başarılı olacağı tartışma konusu.
12.02.2026
16:45
Bingöl`den TÜBİTAK`ta Büyük Başarı
Bingöl'den TÜBİTAK'ta Büyük Başarı
57. TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Malatya Bölge Finali'nde Bingöl rüzgârı esti. 20 projeyle yarışmaya katılan Bingöllü öğrenciler, farklı alanlarda birincilik ve üçüncülük dereceleri elde ederek önemli bir başarıya imza attı.
12.02.2026
16:09
Genç`te hasta kız çocuğunun talebi geri çevrilmedi
Genç'te hasta kız çocuğunun talebi geri çevrilmedi
Bingöl Umut Kervanı Derneği Genç İlçe Temsilciliği, kalp ve böbrek rahatsızlıklarıyla mücadele eden Yağmur Ok'un talebi üzerine, günlük yaşamını kolaylaştıracak özel bir koltuk desteği sağladı.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın