Bunun nesi kötü?
en sıradan bir adamım.
Bana sıradan, basit cümlelerle anlatırsanız anlarım.
Şimdi
politikanın ve medyanın konuşkan insanları mümkünse bana basit bir
şekilde, “darbeci askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının” niye kötü
olduğunu anlatabilir mi acaba?
“Darbeci askerlerin sivil mahkemede yargılanması neden kötü?”
Bence bu iyi ve doğru bir karar.
Ordunun
içinde birileri cunta kuruyorsa, darbe planlıyorsa, suç örgütlerine
katılıyorsa, bu insanlar sivil mahkemede yargılanmalı.
Deniz Baykal, CHP ve medyanın yazarları buna niye karşı?
Tabii aynı soruyu tersten bana sorabilirler.
“Darbecilerle, cuntacılar neden sivil mahkemede yargılansın?”
Benim sade ve net cevabım var buna.
“Darbecilerle
cuntacılar sivil mahkemede yargılanmalı çünkü askerî mahkemeler emir
komuta zinciri içinde çalışıyorlar... Bağımsız değiller... Adalete
uygun kararlar vermiyorlar.”
Neye dayanarak bunları söylüyorum?
İzninizle hemen onu da açıklayayım.
Şemdinli'de ne oldu?
İki astsubay, bir itirafçıyla birlikte Şemdinli'de bir kitabevini bombalarken suçüstü yakalandı.
Sivil mahkeme, bu adamları 39 yıla mahkûm etti.
Askerî mahkeme ne yaptı?
Bu adamları serbest bıraktı.
Hemen taze bir örnek daha vereyim.
Şu bizim yayınladığımız son “eylem planının” altında imzası olan albayla ilgili olarak Genelkurmay Askerî Savcılığı ne dedi?
“Kovuşturmaya gerek yoktur” dedi.
Sivil savcılık ne dedi?
“Tutuklanmalı” dedi.
Sivil mahkeme ne yaptı?
Daha sonra bıraksa da önce tutukladı.
Ve yargılanmasına karar verdi.
Bu iki örnek, askerî yargıyla sivil yargı arasındaki farkı anlatmaya yeterli mi acaba?
Şimdi siz de bana anlatın lütfen, neden darbecilerin sivil mahkemede yargılanmasına karşısınız?
Basit kelimelerle söyleyin.
Sıradan,
sakin, basit cümlelerle konuşamazsınız bu konularda, öyle yaptığınızda,
niyetiniz çok açık bir şekilde ortaya çıkar çünkü.
Bakın, bu ülkenin ordusu, devletten ve devleti yöneten hükümetten bağımsızlığını ilan etmiş bir ordu.
Ortam müsait olduğunda darbe yapıyor.
Ortam müsait olmadığında darbe planları hazırlayıp koşulları zorluyor.
28 Şubat “post modern” darbesiyle bankaları köküne kadar soyduruyor.
Kürt
sorunu gibi karmaşık bir konuyla karşılaştığında çözümü cinayetlerde
arıyor, takır takır adam öldürtüyor, canileri cezalandırmıyor, üstelik
bir de onlara madalya veriyor.
Susurluk, Ergenekon gibi
çetelere karışan elemanlarını engellemiyor, mafyayla ilişkisi Susurluk
döneminde saptanan Veli Küçük'ü generalliğe terfi ettiriyor.
Cumhurbaşkanlığı gibi hiç üstüne vazife olmayan işlere karışıp muhtıralar yayınlıyor.
Bütün bunların hukukla bir ilişkisi var mı?
Peki, hukuksuz bir ordu olabilir mi?
Orduyla çeteyi birbirinden ayıran çizgi hukuktur, hukuku ortadan kaldırırsanız ordu çeteleşir.
Çok
uzun yıllar önce ben Afrika'da dolaşırken, Zaire'de turistlerin en
korktukları şey sokaklarda askerlerle karşılaşmaktı çünkü askerler
sokakta rastladıklarını soyuyorlardı.
Bu çok abartılı bir örnek olarak mı gözüktü size?
Açın bir okuyun bakalım Susurluk raporunu, kim kimden ne haraçlar almış.
Açın bir okuyun JİTEM davasının dosyalarını, kim kimi nasıl vurup öldürmüş.
Ordu bağımsız olmaz, olamaz.
Silahlı
bir gücü “denetimsiz” bırakırsanız kaçınılmaz olarak çeteleşir,
elindeki silahı kendi iktidarı ve çıkarı için kullanmaya başlar.
Hukukun
kurumsal denetimi olmadan da herhangi bir komutanın “iyi niyeti” suçu
önlemeye yetmez, Orgeneral Özkök bu ordunun gördüğü en iyi
komutanlardan biriydi, onun zamanında darbe planları hazırlandı.
Orgeneral Başbuğ, “Ben demokrasinin güvencesiyim” dedi, karargâhından Ergenekon sanığı çıktı.
“Darbecilerin,
ağır suçlara bulaşan askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına”
karşı çıkanlar, siz, bunların devamını mı istiyorsunuz?
Bunların devamı orduyu prestijli, saygıdeğer ve “yıpranmamış” bir ordu mu yapar?
Ben “darbecilerin, ağır suçlara karışanların” sivil mahkemede yargılanmasını istiyorum.
Bir orduyu ordu yapan hukuktur, silah değil.
Silah, çetede de var çünkü.
Taraf

02 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE 16:05 |
0 |
1064 |
0 |
|
AA |
aa |
|
|
06.02.2026 14:36
 |
Karlıova'nın Hafızası Kitapla Geleceğe Taşındı |
Bingöllü yazar Sebeki Özmen'in kaleme aldığı 'Karlıova'da Doğal Yaşam ve Kültür' adlı eser, ilçenin doğasını, sözlü tarihini ve kuşaklar arasında aktarılan yaşam bilgisini edebi bir anlatımla kayıt altına alıyor. 224 sayfalık kitap, Karlıova'nın zorlu doğasıyla yoğrulan kültürünü gelecek nesillere taşıma amacıyla hazırlandı. |
|
06.02.2026 13:51
 |
Dağılma: 'Anadil eğitimi, kimliğin ve kültürün geleceğidir' |
Millî Eğitim Bakanlığı'nın seçmeli ders tercih süresini 20 Şubat 2026'ya kadar uzatmasını değerlendiren Bingöl Üniversitesi Zaza Dili ve Edebiyatı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Dağılma, özellikle Zazaca başta olmak üzere anadil derslerinin öğrencilerin kültürel kimliği ve dil mirasının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. |
|
06.02.2026 12:56
 |
Alban: 'Bilime Değil Ranta Yatırım Yapılıyor' |
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bingöl İl Temsilcisi Mehmet Alban, deprem gerçeğine rağmen afet risklerini azaltmaya yönelik yatırımların yetersiz kaldığını belirterek, Bingöl'ün yüksek deprem tehlikesi altında olduğunu ve önleyici çalışmaların geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. |
|
06.02.2026 12:38
 |
Baraç: 'Deprem Kader Olabilir, İhmal Değil' |
DEVA Partisi Bingöl İl Başkanı Nihat Baraç, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada hem deprem sürecindeki kriz yönetimini eleştirdi hem de Bingöl'ün ciddi deprem riski altında olduğunu vurgulayarak yetkililere önlem çağrısında bulundu. |
|
06.02.2026 12:15
 |
Hülakü, Bingöl'ün deprem hazırlığı için Meclis Araştırması istedi |
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Bingöl'ün deprem riskine karşı hazırlık düzeyinin araştırılması için TBMM'ye Meclis Araştırma önergesi verdi. Hülakü ayrıca yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, afet planları ve kurumların hazırlık durumuna ilişkin iki ayrı soru önergesiyle bakanlıklardan ayrıntılı bilgi talep etti. |
|
05.02.2026 18:15
 |
'Zazalar Kürt mü?' tartışması yeniden gündemde |
Sosyal medyada yeniden alevlenen 'Zazalar Kürt'tür / değildir' tartışması akademik çevrelerde yıllardır sürerken, sosyal medyada karşıt görüşlerin birbirini etiketlediği ve tartışmanın ideolojik bir zemine kaydığı görülüyor. |
|
|