KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
08 Ekim 2026 Perşembe

Hekim hakkı mı hasta hakkı mı? hangisi öncelikli

Bir süreden beri hasta hakları ve hekim hakları konusu kamuoyunda tartışılıyor. Hangisi öncelikli? Hekim Hakları Derneği Kurucu Üyesi Uz. Dr. S. Saim Şendil yazdı.

Hekim hakkı mı hasta hakkı mı? hangisi öncelikli
29 OCAK 2008 SALI 11:54
0
1666
0
AA aa
Hekim Hakları Derneği Kurucu Üyesi Uz.Dr Seyfettin Saim ŞENDİL'in yazısı:

TIBBIYE-İ ŞAHANE'DEN GÜNÜMÜZE

Tarihimizde bilimsel gelişmelerin henüz branşlaşmadığı dönemlerde bilimin beden ilmi ve din ilmi diye ikiye ayrıldığını biliyoruz. Tıp tarihi denince  geçmişten günümüze  Tabib-i Hazık'ların insanlığın şifasına vesile olma gayretleri satırlarda kalmıştır.

Sonrasında yakın tarihimizde bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı yaşayan bir milletiz. Şairin, “Bu millete Allah bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” dediği zor yılları hep beraber yaşadık. Çanakkale'de Muş'tan, Adıyaman'dan, Kütahya'dan gelip orada şehid düşen genç fidanların kabirleri o dönemin en canlı şahitleridir. Doğusu batısı, Kürt'ü Laz'ı ile milletimiz düşmanlara karşı omuz omuza kenetlenmiş ve Çanakkale destanını kanları ile yazmışlardı.

O dönemde Tıbbıye-i Şahanenin son sınıf talebelerinin hepsinin birden cepheye gidip şehid olduğunu biliyoruz. O sene okul tarihe ismini, hiç mezun veremeyerek  yazdırmıştı. Sonra ayakları üzerinde doğrulmaya çalışan bir milletin  zor yıllarını maddi sıkıntılarla yaşadık. Az sayıda yetişmiş insanımızla maddi sıkıntılara göğüs germeye çalıştık. Hekime muayene olan hasta varsa parası “şerefiye” namıyla zarfa koyardı. Hekimde hastanın o anki maddi durumunun müsait olduğunu biliyorsa edeple ve mahçubiyetle o zarfı alırdı. Parası olmayan köylü  tavuğunun yumurtasını hekimiyle paylaşırken genellikle hekimin ecza deposundan aldığı ilaçlarla köyüne dönerdi.

HASTA İLE HEKİM AYNI GEMİNİN YOLCUSU

Dünyanın sanayi toplumuna geçtiği yıllar ve sonrasında maddi refahın artmasına mukabil bir kültür erozyonu yaşandığı görülmektedir. Maalesef bu erozyondan toplumuzun tüm katmanları etkilenmiştir. Manevi kültürel değerleri değil maddi değerleri önemli kılan bir erozyon yaşanmıştır ve yaşanmaya devam etmektedir. Bu erozyon Çanakkale'de omuz omuza savaşmış bir çok unsuru birbirinden ayırmaktadır.

 Hakkari'yi Kütahya'dan uzaklaştıran bu erozyon yetişmiş insanlarla toplumuda bazen birbirini anlamaz hale getirmektedir. Hekimler bazen "bıçak parası " gibi utanılacak tabirlerle anılırken, bazen de kanserden yakını ölen bir insanımızın kurşunlarına hedef olmaktadır.

Hasta hakkı ile hekim hakkı  birbirlerine zıt birer başlık gibi anılmakta ve zannedilmektedir. Fakat bu erozyona rağmen bir taraftan bir Çanakkale ruhunun toplumda giderek yükseldiğinide sevinerek müşahade ediyoruz. Toplumun her katmanının birbirini tekrar tanımaya anlamaya çalıştığı bir ruh giderek yayılmaktadır. Kendisi gibi düşünmeyenlere "biz aynı gemide yolculuk yapan insanlarız. Menfaatlerimiz ortaktır.

Ortak noktalarımızı bulmalı ve çoğaltmalıyız diyen bir anlayış. Bu anlayışla esnafın bayramlarını Doğu'da ve Güneydoğu'da   Çanakkale'de dedeleri yan yana yatan kardeşleri ile beraber geçirdiğini müşahade ediyoruz."Ne olursan ol gel " diyen Mevlana'yı çıkaran bu milletin ferdleri insanlarına ve hatta tüm insanlara sinelerini sonuna kadar açma gayreti ve kararlılığındadır.

Bir hekim tarafından kaleme alınan bu yazınında gayesi toplumun her kesiminde yaşanan ve yaygınlaşması gereken bu ruhun hekimlerle toplum arasında oluşmasına yardım olmak gerekir. Bu yazıda hekimlerin günümüz sağlık problemlerine nasıl baktığına dair satırlar okuyacaksınız. Hekimlerin içinde bulunduğu sosyal, mesleki durumu ve problemleri paylaşma olarak kabul edebililirsiniz.

HASTALIK YOK HASTA VAR

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki tıp bilimi pozitif bir bilim dalıdır. Ancak bir çok branşı ve sonuçları  itibarıyle iki kere ikinin dört ettiği matematik bilimi kadar kesin sonuçlar elde edilemeyebilir. Hatta “hastalık yok hasta vardır” sözüyle, tanımlanmış hastalıkların dahi her  hastada değişik seyredeceği ifade edilmeye çalışılmıştır. Kaldı ki seyri ve belirtileri  tanımlanmış olsa da sebepleri ve tedavisi tespit edilememiş birçok hastalık mevcuttur. Dolayısıyla  tıpta hekim ve hastanın yapabileceği en büyük hata kesin sonuçlar beklentisine girilmesidir.

Cerrahi branşlarda böyle kesin, radikal tedaviler söz konusu olsa da dahili branşlarda  sonucu etkileyen multifaktoriel disiplinler nedeniyle sonuçlar hakkında kesin öngörülerden ve beklentilerden kaçınmak gereklidir. Hekimde böyle bir şifa beklentisi ve bunu hasta yakınları ile paylaşması, aksi bir durumda yaşanan travmanın ağırlaşmasına neden olmaktadır. Kanser dahil birçok hastalıkta tedavilerle giderek daha yüzgüldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Fakat birçok vakada hekim istemesine rağmen hastanın sağlığına yaptığı katkının istenen kadar olamadığı açıktır. Böyle durumlarda hasta  herşeyin hekimin iradesinde ve kontrolunda  olduğunu düşünmemesi gerekir.

Hekimde bu durumu en objektif şekilde hasta yakınlarına anlatmalıdır. Hasta bilmelidir ki hiçbir hekim hastasına bilerek zarar vermeyeceği gibi, tedavisi ile ilgili elinden gelen herşeyi yapmak hekimin en vazgeçilmez mesleki ve vicdani görevidir. Fakat bir insan olduğu ve yapabileceklerininde bir sınırı olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Mukadder olan olumsuzlukları hemen en kolay yoldan hekime fatura etmemelidir.

Hekim, hasta ve toplum ilişkisi denince  karşımıza birbiri ile çelişmekte olduğu intibaı veren iki kavram çıkmaktadır. Hasta ve hekim hakkı. Hasta haklarının gündemimizde olduğunu söylemekle beraber hekim haklarının toplumda karşılık gördüğünü söylemek oldukça zordur. Hasta hakkı denince bireyin hasta olduğunda sahip olduğu haklar anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu hak genellikle mekan olarak hastane ve sağlık kurumlarında oluşmaktadır. Hastaneler bireylerin hasta olduğunda geldikleri hekimlerin ise yaşadıkları ve çalıştıkları ortamlardır. Hastane şartlarının iyileştirilmesi ile ilgili her türlü talep öncelikle hekimlerin isteği olmak durumundadır. Özellikle asistan hekimler zamanlarının hemen tamamını geçirdikleri bu ortamların şartları ile ilgili ciddi sıkıntılar içindedir.

Hasta hekimin kendisine yeterli zaman ve ilgiyi ayırmasını en tabii bir istek olarak talep etmektedir. Aslında hekimde yeterli değerlendiremediği vicdanen ve aklen içi rahat olmadan ama kapıda bekleyen yüzlerce başka hastalarında haklı tepkileri sebebiyle yazdığı reçetelerden hiçbir zaman memnun olmamıştır.

ÇALIŞMA ŞARTLARI EN HIZLI DEĞİŞEN MESLEK GRUBU

Son yıllarda çalışma şartları en hızlı değişen meslek grubu hangisidir sorusunun tartışmasız cevabı doktorlardır. Bir taraftan yürütülen sağlıkta dönüşüm projesi ile hemen hergün doktorların çalışma şartlarında bir değişikliğe gidildiğini müşahade ediyoruz. Türkiye'de kamuda veya özelde çalışan hiçbir hekim gelecekte hangi şartlarda  çalışacağı konusunda net bir bilgiye sahip değildir. Bu belirsizliğin sosyal ve psikolojik olarak  hekimleri aşırı derecede travmatize ettiğini hemen ifade edebiliriz. Diğer taraftan özellikle cerrahi branşlarda hekimler kendilerine yapılan saldırılar nedeniyle tedirginlik yaşamaktadırlar.

Birçok meslektaşını silahlı saldırılarla yitirmiş bir mesleğin mensuplarıyız. En son kanser olan hastasının vefatı üzerine Okmeydanı Eğitim ve araştırma hastanesinden Op. Dr. Necati YENİCE hastanın eşi tarafından silahlı saldırıya uğradı. Saldırıyı gerçekleştiren şahsın sonradan  intihar etmesi diyalog ve iletişim adına ne kadar ciddi bir kopukluk ve trajedi içinde olduğumuzun göstergesidir. Hekimler girdikleri her  ameliyatta, acil müdahalede bunun kendi can güvenliklerine bir saldırıya dönüşebileceği endişesi ile tedirginlik içindedirler. Bu belirsizlik ve tedirginlikler hekimleri  huzursuz bir  çalışma ortamına getirmiş durumdadır. Sonunda iyi sonuçlar olacak olma ihtimali  bile belirsizliğin yaşattığı olumsuz şartları gidermemektedir.  

Yukarıdaki satırlar hekimlerin mesleki sıkıntılarını toplumla paylaşmak için kaleme alınmıştır.Yoksa hiçbir mazeret bir hekimi görevini hakkıyla yapmaktan alıkoyamaz. Muhakkak ki tüm toplumumuz belli maddi manevi sıkıntılar içindedir. Bu sıkıntılar ancak diyalog ve paylaşma ile giderilebilir. Hekimleri ilgilendiren konularda karar veren taraflarla hekimleri temsil eden sivil toplum örgütlerini diyaloğa davet ediyoruz. Karar verenlerin hekimlerin bu vatanın güzide evlatları olduğunu unutmamasını istiyoruz. Son sınıfını olduğu gibi Çanakkalede şehit vermiş bir okulun mezunları olan meslektaşlarımız aynı bilinçle gerekirse ülkemiz için her  zaman her fedakarlığı yapma azmindedir.. Sabır,fedakarlık,özveri isteyen mesleğimizi her şartta sürdürmeye devam ediyoruz.

HASTA HAKKI İLE HEKİM HAKKI AYNI

Hekimlerin mesleki bu sıkıntılarını ifade ettikten sonra başa dönecek olursak, Kurtuluş Savaşında canını ortaya koyan hekimler toplumuza hizmet için gerekirse her türlü fedakarlığa hazırdır ve hazır olmalıdır. Nitekim son günlerde iznini Doğu'da, Güneydoğu'da  hatta Afrika'da kullanan hekimleri sevinçle takip ediyoruz. Ameliyat sayısı azalıyor diye öğle yemeğinden vazgeçen bu hekimler milleti ve insanlık için her fedakarlığı yapma kararlılığında oldukları intibaını vermektedirler.

Sonuç olarak toplumda karşılık gören hasta hakkı tabiri ile hekim hakkı aynı kapıya çıkmaktadır. Hastanelerin mekan olarak iyileştirilmesi, hekimin optimal sayıda hasta bakması, yeterli yardımcı personel takviyesi gibi sayılacak her hasta talebi öncelikle ve özellikle hekimlerinde talebidir. Aynı hizmetin kalitesinin arttırılmasını istiyor ve bekliyoruz. Hekimler  fedakarlık gerektiren bu  mesleği bilerek tercih eden bu memleketin güzide insanlarıdır. Her türlü maddi hesabın ötesinde toplumun sağlığına hizmet onlar için bir gaye olmaktadır ve olmalıdır.

Hekimlerle hastaların aynı hedefe yürüdüğü,diyalog ve hoşgörünün her kesimde hakim olduğu daha sağlıklı, daha aydınlık günler temennisiyle

Uz. Dr Seyfettin Saim ŞENDİL 
Hekim Hakları Derneği Kurucu Üyesi

          

Haber 7

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
07.10.2026
21:30
Bingöl TSO`da yeni yönetim belli oldu
Bingöl TSO'da yeni yönetim belli oldu
3 Ekim'de gerçekleştirilen Oda Organ Seçimleri sonrası BİNTSO'da yeni dönemin yönetim ve meclis kadrosu netleşti. Kadir Çintay yeniden Yönetim Kurulu Başkanı olurken, ilk Meclis toplantısında Doğan Koç Meclis Başkanlığına seçildi. Yönetim, Meclis, Disiplin Kurulu ve TOBB delegeliğinde görev alacak isimler de belli oldu.
07.10.2026
20:56
Baraç önce teşekkür etti, sonra uyardı: `Yeni statü sahada karşılık bulmalı`
Baraç önce teşekkür etti, sonra uyardı: 'Yeni statü sahada karşılık bulmalı'
DEVA Partisi Bingöl İl Başkanı Nihat Baraç, Bingöl Devlet Hastanesi'nin Eğitim ve Araştırma Hastanesi statüsüne kavuşmasını önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Sürece katkı sunanlara teşekkür eden Baraç, bundan sonraki aşamada personel alımlarında liyakat ve eşitlik vurgusu yaparak yeni statünün yalnızca tabelada kalmaması gerektiğini söyledi.
07.10.2026
20:45
HÜDA PAR`dan Boğlan`daki GES projesine tepki:
HÜDA PAR'dan Boğlan'daki GES projesine tepki: 'Ekmek teknemiz olan meralarımızı kaybetmeyelim'
HÜDA PAR Solhan İlçe Başkanlığı, Boğlan Mahallesi'nde planlanan GES projesine ilişkin açıklama yaptı. Yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı olmadıklarını belirten parti, hayvancılık ve arıcılıkla geçinen vatandaşların kullandığı meraların projeye tahsis edilmesine tepki göstererek alternatif alanların değerlendirilmesini istedi.
07.10.2026
20:02
Bingöl`de ceviz hasadı başladı: 150 dönümden 6 ton rekolte bekleniyor
Bingöl'de ceviz hasadı başladı: 150 dönümden 6 ton rekolte bekleniyor
Bingöl'ün Solhan ilçesinde 150 dönümlük ceviz bahçesinde hasat mesaisi başladı. Yaklaşık 12 yıllık ağaçlardan bu yıl 5-6 ton civarında ürün elde edilmesi hedeflenirken, geçen yıl yaşanan don olayının üretimi olumsuz etkilediği belirtildi.
07.10.2026
19:50
Bingöl`de iki otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Bingöl'de iki otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Bingöl'de iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
07.10.2026
19:26
Bingöllü yazar İsmail Avcı`nın ilk romanı okuyucuyla buluştu: Korkuya Alışmak
Bingöllü yazar İsmail Avcı'nın ilk romanı okuyucuyla buluştu: Korkuya Alışmak
Bingöl'de doğan yazar İsmail Avcı'nın ilk romanı Korkuya Alışmak, 1990'lı yıllarda Anadolu'nun doğusunda yaşayan 11 yaşındaki Beşir'in gözünden çocukluğa, aileye, eğitime, dostluğa, vefaya ve geçmişten geleceğe taşınan emanetlere uzanan bir hikâye anlatıyor. Avcı, romanını 'geçmişe bakarken geleceği de unutmamak' duygusuyla kaleme aldığını söylüyor.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın