KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
05 Ekim 2026 Pazartesi

Hocalar

Hocalar
15 NİSAN 2009 ÇARŞAMBA 12:55
0
1123
0
AA aa
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki ne yazacağına sabahleyin karar vermen mümkün değil.
Sen bir şeyi yazmayı düşünürken bambaşka şeyler oluveriyor.

Ben, “Yazıcıoğlu suikasta kurban gitti” iddiasının bizim tahminimizden daha ciddi olabileceğini yazacaktım.

Alperenler'in Ergenekon tarafından kullanılmasını engellemeye çalışan Yazıcıoğlu'nun bu nedenle öldürüldüğü dilden dile fısıltı halinde dolaşıyordu.

Bu tür söylentileri çok ciddiye almadığımdan pek aldırmamıştım.

Ama daha Yazıcıoğlu'nun “kırkı çıkmadan” Alperenler'in İstanbul başkanı bir televizyonu basıp Rasim Ozan Kütahyalı'ya saldırınca, doğrusu bu “ilk işaret mi” diye geçirdim aklımdan.

Özür dilemek ve “geçmiş olsun” demek için arayan BBP yöneticilerine de aynı şeyi söyledim.

Bu konuda tedbir almazlarsa, bu saldırganı Alperenler'in bünyesinde tutarak “saldırganlığı teşvik eden” bir görüntüyü benimserlerse, bundan sonra bu örgütün yapacağı bütün eylemlerden kendilerinin sorumlu olacağını anlattım.

Haşmet Babaoğlu da dün bu konuya değinip, “suikast” söylentisinin doğru olabileceğini bu son “eylemin” ortaya çıkardığını yazmıştı.

Yazıcıoğlu'nun koltuğunu devralanlar eğer “saldırganı” cezalandırmazlarsa, bu saldırıların önünü açarlarsa, sadece bu saldırılardan dolayı değil, Yazıcıoğlu'nun başına gelenler konusunda da “şaibe” altına girecekler.

Çünkü, eğer söylentiler doğruysa, Yazıcıoğlu bir suikasta uğradıysa, bu suikastı düzenleyenler, onun yerini alacak “yeni ekibin” saldırılara yol vereceğine de güveniyorlar demektir.

Sabahleyin bu konuyu yazmayı düşünüyordum.

Ama dediğim gibi “sabah düşündüğünü” akşamüzeri yazmak pek mümkün olmuyor bu ülkede.

Ben bunları yazmayı düşünürken büyük bir operasyon başladı Türkiye'de.

Ülkenin dört bir yanında rektörler, profesörler Ergenekon davasıyla ilgili olarak gözaltına alınmaya başladı.

Bu gözaltılar, “darbe hazırlıklarının” üniversitelere kadar girdiğine dair polisin elinde “belgeler” ya da “bilgiler” olduğunu gösteriyor.

Gözaltına alınanlardan üç tanesini özellikle çok iyi tanıyoruz.

Birincisi Profesör Mehmet Haberal.

Onun adı Bülent Ecevit'in hastalığı sırasında çok ön plana çıkmıştı.

Eski başbakan Haberal'ın yönettiği hastaneye yatırıldı ve az daha orada ölüyordu.

Bülent Ecevit, ancak eşi onu hastaneden “kurtardığında” iyileşti.

Bu, herhalde pek sık rastlanan bir durum değildir.

Hastanede kötüleyip, çıkınca iyileşen hastaya pek rastlanmaz.

Darbecilerin yakalanan “planlarında” Ecevit'i “tasfiye” etmek istediklerini gösteren belgeler de bulundu daha sonra.

Profesör Erol Manisalı'nın ise Ergenekon sanıklarından General Levent Ersöz'le yaptığı konuşma bizzat Ersöz tarafından videoya kaydedilmişti.

Bu video ele geçti.

Biz de o konuşmayı yayımladık.

Manisalı, darbecilere yol gösteriyordu.

Akıl veriyordu.

Kimlerle işbirliği yapılabileceğini isim isim sayıyordu.

Üçüncüsü ise Profesör Türkan Saylan.

Türkan Hanım'ı tanımam ama onun evini bastıklarını duyduğumda içim sıkıştı.

Eğer bir suçu varsa da kötü, yoksa da kötü.

Saylan, cüzzam konusunda büyük işler yapmış bir profesör.

Bu hastalıkla yıllarca mücadele etti.

Cumhuriyet mitinglerinin hazırlayıcılarındandı ama o mitinglerde “ne darbe, ne şeriat” diyen de oydu.

Hatta bu yüzden onu mitinglerde konuşturmaz olmuşlardı.

Profesör Saylan'ı gözaltına almadılar.

Buna sevindim.

İncelemek için bazı CD'lerine el koymuşlar.

Umarım, Ergenekon rezilliğine bulaşmamıştır.

Gözaltına alınanlar suçlu mu, değil mi bilemeyiz.

Ama bir ülkede bu kadar kalabalık bir “akademisyen” grubunun darbeyle ilişki kurduğundan “kuşkulanılması” bile çok korkunç.

Düşünsenize, bu insanlar bir yandan gençleri eğitiyorlar, bir yandan da bu hocaların darbecilerle ilişkileri olduğundan kuşkulanılıyor.

Bunlar ülkenin “aydın” zümresinden.

Sanırım asıl sorun, bu ülkede kendine aydın dediğimiz insanların çoğunluğunun bir ordu darbesini açık ya da gizli desteklemesi.

Türkiye Komünist Partisi'nin eski genel sekreteri Nabi Yağcı da Neşe Düzel'le yaptığı konuşmanın bugün yayımladığımız ikinci bölümünde, “solcuların darbeye hoşgörülü baktıklarını” söylüyor.

Aydınların, solcuların zihnen ya da fiilen “darbeci” olması bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri.

Bir siyasi partiye muhalif olmayı “solculuk ve aydın olmak” sanan bir “aydın zümresi” varsa, dünyanın gidişatını hiç kavrayamayan bir entelektüel sığlık içinde hâlâ darbecilerle işbirliği yapabiliyorlarsa, o ülke fikirsel bir çamura bulanmış demektir.

Böyle bir sığlıkla, böyle kirlenmiş zihinlerle nasıl dünyaya ayak uyduracak gençler yetiştirebilir bu toplum?

Bu insanların yetiştirdiği çocuklar kırk yaşına geldiklerinde, bugün Harvard'da, Oxford'da, Sorbonne'da okuyan Amerikalı, İngiliz, Fransız gençlerle dünya sahnesinde nasıl rekabet edecekler?

Bu darbe merakı ve bu “zihinsel sığlık” bu ülkeyi çok yaraladı.

Görülüyor ki sadece “bugünümüz” değil “yarınımız” da sakatlanmış.

Bu toplumu kötü yerinden vurmuşlar.

ahmetaltan@gazetem.net

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
05.10.2026
22:05
Fon soruşturmasında yeni hamle! Hisselerin izini sürüyorlar
Fon soruşturmasında yeni hamle! Hisselerin izini sürüyorlar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü kapsamlı fon soruşturması kapsamında, SPK'nın tasfiye süreçleri öncesinde hisse senetlerinin başka hesaplara ve yurt dışındaki kurumlara aktarıldığı tespiti üzerine harekete geçti. Savcılık; Serdar Turhan, Muhammed Yarız ve Şaban Serkan İlaldı'nın tüm hisse hareketlerinin tespiti için bankalar ve aracı kurumlara kritik bir müzekkere yazdı.
05.10.2026
21:55
Bingöl`de öğrenci servisi çamura saplandı! Traktörle kurtardılar!
Bingöl'de öğrenci servisi çamura saplandı! Traktörle kurtardılar!
Damlacık Köyü'nde taşımalı eğitim kapsamında Bingöl'e gelen öğrenciler, sabah saatlerinde çamurlu yolda mahsur kaldı. Öğrencileri taşıyan minibüs, ilerleyemeyince traktör yardımıyla kurtarıldı. Köylüler, yaklaşık 1 kilometrelik yolun yağışlar ve yaklaşan kış öncesinde bir an önce yapılmasını istiyor.
05.10.2026
21:53
Bingöl`de ceviz üreticilerine önemli destek!
Bingöl'de ceviz üreticilerine önemli destek!
Bingöl'de ceviz üretiminin daha verimli ve sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla üreticilere yönelik destek programı hayata geçirildi. Proje kapsamında hem tarımsal mekanizasyon desteği sağlandı hem de 'İyi Tarım Uygulamaları' kapsamında üreticilerin sertifikasyon giderleri karşılandı.
05.10.2026
21:52
Sigortada yeni dönem başladı
Sigortada yeni dönem başladı
Kaza sonrası en çok merak edilen bilgiler artık tek bir platform üzerinden görülebilecek. Yeni uygulamayla sigorta işlemlerine ilişkin birçok detaya e-Devlet üzerinden ulaşılabilecek.
05.10.2026
21:50
Araç sahipleri dikkat! Muayene ücretleri can sıkacak!
Araç sahipleri dikkat! Muayene ücretleri can sıkacak!
Milyonlarca sürücüyü ilgilendiren hesap başladı. Yeniden Değerleme Oranı'nın yaklaşık yüzde 28 olması halinde araç muayene ve egzoz ölçüm ücretlerinde ciddi artış yaşanacak.
05.10.2026
00:25
Karlıova`da atlar yarıştı, Vali Çelik de piste çıktı
Karlıova'da atlar yarıştı, Vali Çelik de piste çıktı
Bingöl'ün Karlıova ilçesinde düzenlenen 4. Geleneksel Toklular At Yarışları, farklı illerden gelen 40 yarışmacının mücadelesine sahne oldu. Yarışların ardından Bingöl Valisi Cahit Çelik ata binerek yarış alanında tur atarken, etkinlik renkli görüntüler oluşturdu.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın