KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
08 Şubat 2026 Pazar
°C

Hocalar

Hocalar
15 NİSAN 2009 ÇARŞAMBA 12:55
0
1022
0
AA aa
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki ne yazacağına sabahleyin karar vermen mümkün değil.
Sen bir şeyi yazmayı düşünürken bambaşka şeyler oluveriyor.

Ben, “Yazıcıoğlu suikasta kurban gitti” iddiasının bizim tahminimizden daha ciddi olabileceğini yazacaktım.

Alperenler'in Ergenekon tarafından kullanılmasını engellemeye çalışan Yazıcıoğlu'nun bu nedenle öldürüldüğü dilden dile fısıltı halinde dolaşıyordu.

Bu tür söylentileri çok ciddiye almadığımdan pek aldırmamıştım.

Ama daha Yazıcıoğlu'nun “kırkı çıkmadan” Alperenler'in İstanbul başkanı bir televizyonu basıp Rasim Ozan Kütahyalı'ya saldırınca, doğrusu bu “ilk işaret mi” diye geçirdim aklımdan.

Özür dilemek ve “geçmiş olsun” demek için arayan BBP yöneticilerine de aynı şeyi söyledim.

Bu konuda tedbir almazlarsa, bu saldırganı Alperenler'in bünyesinde tutarak “saldırganlığı teşvik eden” bir görüntüyü benimserlerse, bundan sonra bu örgütün yapacağı bütün eylemlerden kendilerinin sorumlu olacağını anlattım.

Haşmet Babaoğlu da dün bu konuya değinip, “suikast” söylentisinin doğru olabileceğini bu son “eylemin” ortaya çıkardığını yazmıştı.

Yazıcıoğlu'nun koltuğunu devralanlar eğer “saldırganı” cezalandırmazlarsa, bu saldırıların önünü açarlarsa, sadece bu saldırılardan dolayı değil, Yazıcıoğlu'nun başına gelenler konusunda da “şaibe” altına girecekler.

Çünkü, eğer söylentiler doğruysa, Yazıcıoğlu bir suikasta uğradıysa, bu suikastı düzenleyenler, onun yerini alacak “yeni ekibin” saldırılara yol vereceğine de güveniyorlar demektir.

Sabahleyin bu konuyu yazmayı düşünüyordum.

Ama dediğim gibi “sabah düşündüğünü” akşamüzeri yazmak pek mümkün olmuyor bu ülkede.

Ben bunları yazmayı düşünürken büyük bir operasyon başladı Türkiye'de.

Ülkenin dört bir yanında rektörler, profesörler Ergenekon davasıyla ilgili olarak gözaltına alınmaya başladı.

Bu gözaltılar, “darbe hazırlıklarının” üniversitelere kadar girdiğine dair polisin elinde “belgeler” ya da “bilgiler” olduğunu gösteriyor.

Gözaltına alınanlardan üç tanesini özellikle çok iyi tanıyoruz.

Birincisi Profesör Mehmet Haberal.

Onun adı Bülent Ecevit'in hastalığı sırasında çok ön plana çıkmıştı.

Eski başbakan Haberal'ın yönettiği hastaneye yatırıldı ve az daha orada ölüyordu.

Bülent Ecevit, ancak eşi onu hastaneden “kurtardığında” iyileşti.

Bu, herhalde pek sık rastlanan bir durum değildir.

Hastanede kötüleyip, çıkınca iyileşen hastaya pek rastlanmaz.

Darbecilerin yakalanan “planlarında” Ecevit'i “tasfiye” etmek istediklerini gösteren belgeler de bulundu daha sonra.

Profesör Erol Manisalı'nın ise Ergenekon sanıklarından General Levent Ersöz'le yaptığı konuşma bizzat Ersöz tarafından videoya kaydedilmişti.

Bu video ele geçti.

Biz de o konuşmayı yayımladık.

Manisalı, darbecilere yol gösteriyordu.

Akıl veriyordu.

Kimlerle işbirliği yapılabileceğini isim isim sayıyordu.

Üçüncüsü ise Profesör Türkan Saylan.

Türkan Hanım'ı tanımam ama onun evini bastıklarını duyduğumda içim sıkıştı.

Eğer bir suçu varsa da kötü, yoksa da kötü.

Saylan, cüzzam konusunda büyük işler yapmış bir profesör.

Bu hastalıkla yıllarca mücadele etti.

Cumhuriyet mitinglerinin hazırlayıcılarındandı ama o mitinglerde “ne darbe, ne şeriat” diyen de oydu.

Hatta bu yüzden onu mitinglerde konuşturmaz olmuşlardı.

Profesör Saylan'ı gözaltına almadılar.

Buna sevindim.

İncelemek için bazı CD'lerine el koymuşlar.

Umarım, Ergenekon rezilliğine bulaşmamıştır.

Gözaltına alınanlar suçlu mu, değil mi bilemeyiz.

Ama bir ülkede bu kadar kalabalık bir “akademisyen” grubunun darbeyle ilişki kurduğundan “kuşkulanılması” bile çok korkunç.

Düşünsenize, bu insanlar bir yandan gençleri eğitiyorlar, bir yandan da bu hocaların darbecilerle ilişkileri olduğundan kuşkulanılıyor.

Bunlar ülkenin “aydın” zümresinden.

Sanırım asıl sorun, bu ülkede kendine aydın dediğimiz insanların çoğunluğunun bir ordu darbesini açık ya da gizli desteklemesi.

Türkiye Komünist Partisi'nin eski genel sekreteri Nabi Yağcı da Neşe Düzel'le yaptığı konuşmanın bugün yayımladığımız ikinci bölümünde, “solcuların darbeye hoşgörülü baktıklarını” söylüyor.

Aydınların, solcuların zihnen ya da fiilen “darbeci” olması bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri.

Bir siyasi partiye muhalif olmayı “solculuk ve aydın olmak” sanan bir “aydın zümresi” varsa, dünyanın gidişatını hiç kavrayamayan bir entelektüel sığlık içinde hâlâ darbecilerle işbirliği yapabiliyorlarsa, o ülke fikirsel bir çamura bulanmış demektir.

Böyle bir sığlıkla, böyle kirlenmiş zihinlerle nasıl dünyaya ayak uyduracak gençler yetiştirebilir bu toplum?

Bu insanların yetiştirdiği çocuklar kırk yaşına geldiklerinde, bugün Harvard'da, Oxford'da, Sorbonne'da okuyan Amerikalı, İngiliz, Fransız gençlerle dünya sahnesinde nasıl rekabet edecekler?

Bu darbe merakı ve bu “zihinsel sığlık” bu ülkeyi çok yaraladı.

Görülüyor ki sadece “bugünümüz” değil “yarınımız” da sakatlanmış.

Bu toplumu kötü yerinden vurmuşlar.

ahmetaltan@gazetem.net

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
07.02.2026
21:54
Zikte SÜRKAP`tan 5. Yıl Buluşması
Zikte SÜRKAP'tan 5. Yıl Buluşması
Birlik ve dayanışma mesajlarının verildiği programda eğitim çalışmaları kapsamında hayata geçirilen 'Murat Etüt Merkezi'ne dikkat çeken Platform Başkanı Mehmet Atalay, bir toplumun gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden birinin eğitim olduğunu vurguladı ve bu anlayışla hayata geçirilen Murat Etüt Merkezi'nin kendileri için en anlamlı çalışmaların başında geldiğini söyledi.
07.02.2026
21:39
Bingöl`de göçmen kaçakçılığı operasyonu
Bingöl'de göçmen kaçakçılığı operasyonu
Bingöl'de İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince göçmen kaçakçılığına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında 12 düzensiz göçmen yakalandı.
07.02.2026
21:30
Öztürk;
Öztürk; 'Bingöl halkı artık bu hastalıklar için başka illere gitmeyecek'
Bingöl Devlet Hastanesi'nde göreve başlayan Hematoloji Uzmanı Dr. Osman Can Öztürk, hasta kabulüne başlayan hematoloji kliniğiyle birlikte kemik iliği ve kan hastalıklarının tanı, tedavi ve düzenli takibinin artık Bingöl'de yapılabileceğini belirterek, yeni hizmetin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını ve hastaların çevre illere gitmesine gerek kalmayacağını söyledi.
07.02.2026
21:12
Adaklı`da eğitim çalışmaları ele alındı
Adaklı'da eğitim çalışmaları ele alındı
Eğitime Destek Koordinasyon Toplantısı, Vali-Mülkiye Başmüfettişi Abdulkadir Yazıcı başkanlığında gerçekleştirildi.
07.02.2026
21:05
Bingöl`de Faciadan Dönüldü! 1 yaralı
Bingöl'de Faciadan Dönüldü! 1 yaralı
Bingöl'ün Karlıova ilçesine doğalgaz sevkiyatı yapan tırın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada, 1 kişi yaralandı.
07.02.2026
19:35
YEM-SÜT A.Ş. arsa ihalesi yeniden gündemde!
YEM-SÜT A.Ş. arsa ihalesi yeniden gündemde!
DEM Parti İl Genel Meclis Gurubu'nca Bingöl İl Genel Meclisi'ne sunulan soru önergesinde, İl Özel İdaresi hissesi bulunan YEM-SÜT A.Ş.'ye ait arsa satış ihalesinin ardından yaşanan süreç ve kamu zararı ihtimali gündeme taşındı. Önergede, ihalenin onaylanıp onaylanmadığından tahsilat sürecine kadar birçok başlıkta açıklama talep edildi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın