Kifayetsiz muhterislerin yazgısında
Kabul edin ki oldukça garip bir siyaset ve hukuk anlayışı egemen bu topraklarda. Örneğin askeri bir darbe yapıldığında ya da bir darbe için cuntalaşmalara gidildiğinde hukukçular bunların meşruiyetini kanıtlayacak yazılı hukuk metinlerini kolayca sıralıyorlar. Bazıları "İç Hizmet" mevzuatını hatırlatıyor, bazıları da "Rejim"i kollama ve koruma görevinin askerlere ait olduğunu anayasal gerekçelerle vurguluyorlar. Dahası var mı? 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinde TBMM de, siyasi partiler de kapatıldı, Anayasa lağvedildi. Bu dönemde sadece Anayasa Mahkemesi açık kaldı. Kapatılan sendikalardan birinin merkez binası da Anayasa Mahkemesi'ne tahsis edildi. Düşünün ki 27 Nisan e-Muhtırası'nı Genelkurmay'ın internet sitesine kimin nasıl yerleştirdiği tartışılırken, dönemin Genelkurmay Başkanı "Ne olacak yani? Ben yazdım, ben yerleştirdim bunu internete" dedi. Her konuda her şeyi durduran, yasaklayan, iptal yollarını gösteren sayısız yasalardan hiçbirisi bu konuda işletilemedi. Buna karşı seçilmiş hükümetler herhangi bir icra kararı aldıklarında veya TBMM bir konuda yol gösterici yasa çıkardığında, bunları engellemek, hukuk dışı damgasını vurmak veya iptal etmek için, mutlaka bir yazılı hukuk metni bulunuyor. 1970'lerde İstanbul Belediyesi CHP'nin yönetimindeydi. Ahmet İsvan 1973 seçimlerinde yüzde 64 oy oranıyla Belediye Başkanı seçilmişti.
Yasalar izin vermiyormuş O dönemde İstanbul'un sokakları ve caddeleri çöp dağları ile dolmaya başlamıştı. Kısacası Belediye çöpleri toplamıyordu. Ahmet İsvan'ı televizyon programına davet ettim ve "Neden İstanbul'un çöpleri toplanmıyor" diye sordum. - Yasalar çöpleri toplamamıza izin vermiyor, diye cevaplamıştı sorumu... Türkiye'deki yasalara bu açıdan bakarsanız, Boğaz'a köprü yapılmasına da, mayınlı arazilerin temizlenmesine de, özelleştirmelere de yasaların izin vermediği yorumunu seslendirmeniz mümkündür. Lozan'la varlığını sürdüren Heybeliada Ruhban Okulu, yasa uyarınca kapatılmamış mıdır mesela? Hatırlayın 1983 genel seçimlerine gidilirken Necdet Calp ile Turgut Özal'ın televizyondaki tartışmalarını. Turgut Özal "Biz iktidar olursak birinci köprüyü satıp, bunun gelirleriyle ikinci köprüyü yapacağız" dediğinde kapatılmış CHP'nin yerine ikame edilmek istenen Halkçı Parti'nin lideri Necdet Calp masaya vurup, "Köprüyü sattırmam" diye tepki göstermemiş miydi?
Kararnameler ve kanunlar Yıllarca devlet bürokrasisine hizmet veren Calp "Sattırmam" derken tabii ki yasalara güveniyordu. "İhracat hamlesi" başlatıldığında da yasalar bunu da engellemesin diye Kanun Kuvvetinde Kararname çıkartılmamış mıydı? Daha sonra ihracatçılar mahkeme mahkeme sürünürlerken bunlardan biri "Özal bizi kararnamelerle teşvik etti ama kanunlarla mahkûm olduk" diye dert yanmıştı. Kısacası burada hem iktidar olmak hem de hiç icraat ve reform yapmak istemiyorsanız, yasalar buna imkân tanır. CHP de hiç iktidar olamadığı için iktidar olanların ellerini kollarını bağlamak amacıyla bu yasaları kullanarak Danıştay'a veya Anayasa Mahkemesi'ne bağımlı bir siyaset tarzı üretir. Öylesine garip bir hukuk ve siyaset anlayışıdır ki bu, eğer darbeleri önleyici çabalara karşı yasa maddeleri ile engelleme yapmak imkânı bulunamazsa, mahkemelerde bir arada olmamaları gereken hâkimler ve savcıların, siyasette aynı platformda bir araya getirilmeleri için çaba da gösterilir. Neticede sonuç ortadadır. Onlar aya giderken biz ise her gece Heybeli'de mehtaba çıkmayı yeterli buluruz. Burada icraatçı ve vizyoner sivil siyaset, atletizmdeki engelli koşudan daha fazla engellidir.  Sabah

24 TEMMUZ 2009 CUMA 01:59 |
0 |
1100 |
0 |
|
AA |
aa |
|
|
06.02.2026 14:36
 |
Karlıova'nın Hafızası Kitapla Geleceğe Taşındı |
Bingöllü yazar Sebeki Özmen'in kaleme aldığı 'Karlıova'da Doğal Yaşam ve Kültür' adlı eser, ilçenin doğasını, sözlü tarihini ve kuşaklar arasında aktarılan yaşam bilgisini edebi bir anlatımla kayıt altına alıyor. 224 sayfalık kitap, Karlıova'nın zorlu doğasıyla yoğrulan kültürünü gelecek nesillere taşıma amacıyla hazırlandı. |
|
06.02.2026 13:51
 |
Dağılma: 'Anadil eğitimi, kimliğin ve kültürün geleceğidir' |
Millî Eğitim Bakanlığı'nın seçmeli ders tercih süresini 20 Şubat 2026'ya kadar uzatmasını değerlendiren Bingöl Üniversitesi Zaza Dili ve Edebiyatı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Dağılma, özellikle Zazaca başta olmak üzere anadil derslerinin öğrencilerin kültürel kimliği ve dil mirasının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. |
|
06.02.2026 12:56
 |
Alban: 'Bilime Değil Ranta Yatırım Yapılıyor' |
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bingöl İl Temsilcisi Mehmet Alban, deprem gerçeğine rağmen afet risklerini azaltmaya yönelik yatırımların yetersiz kaldığını belirterek, Bingöl'ün yüksek deprem tehlikesi altında olduğunu ve önleyici çalışmaların geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. |
|
06.02.2026 12:38
 |
Baraç: 'Deprem Kader Olabilir, İhmal Değil' |
DEVA Partisi Bingöl İl Başkanı Nihat Baraç, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada hem deprem sürecindeki kriz yönetimini eleştirdi hem de Bingöl'ün ciddi deprem riski altında olduğunu vurgulayarak yetkililere önlem çağrısında bulundu. |
|
06.02.2026 12:15
 |
Hülakü, Bingöl'ün deprem hazırlığı için Meclis Araştırması istedi |
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Bingöl'ün deprem riskine karşı hazırlık düzeyinin araştırılması için TBMM'ye Meclis Araştırma önergesi verdi. Hülakü ayrıca yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, afet planları ve kurumların hazırlık durumuna ilişkin iki ayrı soru önergesiyle bakanlıklardan ayrıntılı bilgi talep etti. |
|
05.02.2026 18:15
 |
'Zazalar Kürt mü?' tartışması yeniden gündemde |
Sosyal medyada yeniden alevlenen 'Zazalar Kürt'tür / değildir' tartışması akademik çevrelerde yıllardır sürerken, sosyal medyada karşıt görüşlerin birbirini etiketlediği ve tartışmanın ideolojik bir zemine kaydığı görülüyor. |
|
|