KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
08 Ekim 2026 Perşembe

Kötü karne kötü çocuk anlamına gelmez

İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Hansu, karne alan çocuklara yönelik yaklaşımlar konusunda uyarılarda bulunarak, "Şiddetten kaçının, karnedeki notlar çocuklarımızın kişiliğine verilen notlar değildir" dedi.

Kötü karne kötü çocuk anlamına gelmez
25 OCAK 2008 CUMA 10:29
0
1481
0
AA aa
Sömestr tatili bugün başlıyor ancak hem ailelerde hem de öğrenciler de farklı bir psikoloji hakim. Karnesinde zayıf notu bulunan öğrencilerin şiddet ve ağır cezalara maruz kaldığı bu günde gerekli hassasiyetin gösterilmesi konusunda uyarılarda bulunan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Hansu, sergilenecek tutumların, telafisi olmayan hatalara dönüşmemesi için anne-babaların sakin davranmasını istedi. Kötü karnenin, kötü çocuk anlamına gelmediğini vurgulayan Hansu: “Karnedeki notlar çocuklarımızın kişiliğine verilen notlar değildir" dedi
Hansu: “ Karne sonuçtur ve bir anlamı vardır”
Sömestr tatili öncesi anne ve babalara bir takım önerilerde bulunarak, karnesinde zayıf olan çocuklara kesinlikle sert davranılmaması gerektiğini ifade eden İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Hansu, aksi takdirde çocukların ruhsal durumunun tehlikeye atılacağını söyledi.
‘Çok katı ve ağır tepkilerin çocuğu korkutabileceği gibi ürkütebilir, çocuğu dersten ve okuldan soğutabilir' diyen Hansu: “Bir okul döneminin daha sonu geliyor.  Her öğrenci kendi karnesinde nasıl notlar göreceğini hesaplamaya başladı bile; kiminin içi rahat, kimi çok ince hesaplar içinde. Bazısı kendi durumunu düşünürken bazısı nasıl tepkiler alacağını düşünüyor.
Bir karnenin iyi veya kötü olması neye göre değerlendirilir?  Bu değerlendirme öncelikle, doğal olarak karnede kaç kırık, kaç geçer not olduğuna bakılarak yapılır.  Genellikle de içinde kırık not olmayan karne “iyi” karne olarak değerlendirilir.  Diğer bütün performanslar gibi karnedeki duruma bakarak bir öğrenciyi, bir insanı değerlendirmek, yani sadece sonuçtan yola çıkarak bir yargıya varmak anne-babaları yanlış noktalara götürebilir.  Karne bir sonuçtur ve bir anlamı vardır. Önemli olan bu sonuca götüren süreci iyi değerlendirmektir.  Anne-babaların dikkat etmesi gereken konuların başında çocuğun bireysel özellikleri, genel kapasitesi ve güçlü olduğu alanlar gelmelidir.  Artık sadece bir tek “zekâ” veya “yetenek” olmadığını biliyoruz.  Bu nedenle çocuk, örneğin matematik dersinde zorlanmakta ise onun yeterince akıllı olmadığını düşünmek hatadır.  Bir çocuğun sözel veya sayısal alanlara, müziğe, spora veya doğa bilimlerine karşı bir eğilimi olabilir.  Ancak okul ortamı içinde kendisinden çok çeşitli alanlarda eşit derecede başarılı olması beklenir.  Çok az kimse birçok değişik alana eşit derecede ilgi duyabilir. Dolayısıyla bazı alanlara doğası gereği kendini daha yakın hisseder, diğerlerini de mecbur olduğu için öğrenir.  Ailelerin fark etmesi gereken, çocuğun çok da yatkınlığı yâda merakı olmadığı halde, bir konuda bir şeyler öğrenme konusunda ne kadar çaba gösterdiğidir.  Çocuk o dersi önemser ve anlamak için elinden geleni yaparsa, çaba gösterirse artık getirdiği karne notunun pek de önemi kalmaz” dedi
“Çocuklarınıza sert davranmayın”
Bir anane-babanın çocuğunun karnesini eline aldığında, eğer iyi notlarla dolu bir karne ise sevinip gururlandığını anlatan Hansu, karnedeki notları zayıf olan çocukların da güçlük yaşamış olabileceğinin, hayatın bir gerçeği olduğunu ifade etti.
‘Çocuğumuz karnesiyle geldiğinde bir veya birkaç kırık notu olması onu sevmememizi gerektirmez' diyen Hansu, şöyle devam etti.
“Çocuğa çok sert tepki gösterelim, hatta dövelim ki o da durumun önemli olduğunu anlasın derslerine çalışsın diye düşünüp çocuğa karşı çok katı tutuma giren anne babalar çocuklarının ruhsal durumunu tehlikeye attıklarını düşünmelidirler. Aile çocuğa zayıfları için kızabilir. Ama çok katı ve ağır tepkiler çocuğu korkutabileceği gibi, ürkütebilir ve çocuğu dersten ve okuldan soğutabilir. Çocuğun kendine güvenini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu  hiç istenmeyen bir durumdur. Çocuğa zayıfından dolayı kızmalı. Ama onunla konuşup, yardımcı olabileceğinizi de göstermeli, ona destek olacağınızı anlatmalısınız.                  
Karnede zayıf olması demek hayatın sonu demek değildir. Bu zayıflar düzeltilebilir. Ailelerin yapması gereken çocukla ile ilgili olmak, onları günü gününe takip etmektir. Okul aile işbirliği her zaman istenilen bir çalışmadır. Bu çalışmada okul aile ile her yönden işbirliği içinde olursa çocuğa daha fazla yardımcı olunabilir. Zaten ana amaç da çocuğu en iyi şekilde eğitmektir. Bütün bu yazıların aşağı yukarı bir amacı var. Karne dönemi pek çoğumuz gazetelerde okumuştur; intihar eden ilkokul veya ortaokul öğrencilerinin acı sonunu. Bir ağır sonuç intihar, diğer bir ağır sonuç ise evden kaçmadır. Çocuk karnesini annesine veya  babasına göstermekten öylesine korkar ki, çareyi evden kaçmakta bulur. Bu yolda kötü niyetli kişilerce su istimal edilir. Bu tehlikeli sonuçları yaşamamak için lütfen aceleci olmamaya çalışalım. “Hışımla kalkan zararla oturur” atasözünü unutmadan dayak ve ağır cezalandırma yolunu değil; işbirliği, anlayış, destek ve yardım, konuşma, anlamaya çalışma yolunu seçelim”
‘Sanal Karne' dönemi başlıyor
Okul öncesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında 2007–2008 eğitim-öğretim yılı birinci dönemi bugün sona eriyor. Bugün karne alacak olan 56 bin 269 öğrenci ile 2 bin 790 öğretmen, iki haftalık tatil yapacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu eğitim-öğretim yılında karnelerle ilgili yeni bir düzenleme yaptı. Bu eğitim-öğretim yılından itibaren ''sanal karne'' dönemi başlayacak. Öğrencilerin karneleri internet üzerinden de görülebilecek. MEB, bu amaçla hazırladığı site, bugünden itibaren kullanıma açılacak.
Veliler, karneleri, çocuklarının T.C kimlik bilgilerini kullanarak bu siteden görebilecekler. Böylece, özellikle zayıf notu bulunan öğrencilerin başvurduğu ''karnedeki notu değiştirme'' dönemi de son bulmuş olacak. MEB yetkileri, ayrıca karneler internet üzerinden de görülebileceği için okulların velilerden istediği ''karne parası'' uygulamasının da otomatik olarak kalkacağını ifade ettiler. Bu arada, öğrencilerin bu yıl alacağı karneler, geçen yıl uygulanmaya başlanan 100'lük not sistemine göre düzenlenmiş olacak. Karnede, öğrencilerin katıldığı etkinlikler ve okudukları kitap sayıları da yer alacak.
İkinci Dönem 11 Şubat'ta Başlayacak
2007–2008 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, 11 Şubat 2008 Pazartesi günü başlayacak ve 13 Haziran 2008 Cuma günü sona erecek. Öğrenciler, bu eğitim-öğretim yılının ikinci yarısına sınavlara hazırlanarak geçirecek. Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinde okumak isteyen ilköğretim son sınıf öğrencileri, 8 Haziran 2008'de son kez yapılacak Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'na (OKS) girecekler. İlköğretim 6. sınıflar için 21 Haziran 2008, 7. sınıflar için 22 Haziran 2008 tarihlerinde birlikte yapılacak Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı'na (DPY-B) ve Seviye Belirleme Sınavları'na (SBS) ise ilköğretim 6. ve 7. sınıflarındaki öğrenciler alınacak. Ayrıca, ilköğretim okullarının 5. sınıf öğrencileri ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrenciler, 4 Mayıs 2008'de DPY-B'ye girecekler. 2008–2009 eğitim-öğretim yılının 15 Eylül 2008'de başlaması planlanıyor.
 

 

 

 

 

 




BingolOnline/Bingöl Kent Haber

 

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
07.10.2026
21:30
Bingöl TSO`da yeni yönetim belli oldu
Bingöl TSO'da yeni yönetim belli oldu
3 Ekim'de gerçekleştirilen Oda Organ Seçimleri sonrası BİNTSO'da yeni dönemin yönetim ve meclis kadrosu netleşti. Kadir Çintay yeniden Yönetim Kurulu Başkanı olurken, ilk Meclis toplantısında Doğan Koç Meclis Başkanlığına seçildi. Yönetim, Meclis, Disiplin Kurulu ve TOBB delegeliğinde görev alacak isimler de belli oldu.
07.10.2026
20:56
Baraç önce teşekkür etti, sonra uyardı: `Yeni statü sahada karşılık bulmalı`
Baraç önce teşekkür etti, sonra uyardı: 'Yeni statü sahada karşılık bulmalı'
DEVA Partisi Bingöl İl Başkanı Nihat Baraç, Bingöl Devlet Hastanesi'nin Eğitim ve Araştırma Hastanesi statüsüne kavuşmasını önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Sürece katkı sunanlara teşekkür eden Baraç, bundan sonraki aşamada personel alımlarında liyakat ve eşitlik vurgusu yaparak yeni statünün yalnızca tabelada kalmaması gerektiğini söyledi.
07.10.2026
20:45
HÜDA PAR`dan Boğlan`daki GES projesine tepki:
HÜDA PAR'dan Boğlan'daki GES projesine tepki: 'Ekmek teknemiz olan meralarımızı kaybetmeyelim'
HÜDA PAR Solhan İlçe Başkanlığı, Boğlan Mahallesi'nde planlanan GES projesine ilişkin açıklama yaptı. Yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı olmadıklarını belirten parti, hayvancılık ve arıcılıkla geçinen vatandaşların kullandığı meraların projeye tahsis edilmesine tepki göstererek alternatif alanların değerlendirilmesini istedi.
07.10.2026
20:02
Bingöl`de ceviz hasadı başladı: 150 dönümden 6 ton rekolte bekleniyor
Bingöl'de ceviz hasadı başladı: 150 dönümden 6 ton rekolte bekleniyor
Bingöl'ün Solhan ilçesinde 150 dönümlük ceviz bahçesinde hasat mesaisi başladı. Yaklaşık 12 yıllık ağaçlardan bu yıl 5-6 ton civarında ürün elde edilmesi hedeflenirken, geçen yıl yaşanan don olayının üretimi olumsuz etkilediği belirtildi.
07.10.2026
19:50
Bingöl`de iki otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Bingöl'de iki otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Bingöl'de iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
07.10.2026
19:26
Bingöllü yazar İsmail Avcı`nın ilk romanı okuyucuyla buluştu: Korkuya Alışmak
Bingöllü yazar İsmail Avcı'nın ilk romanı okuyucuyla buluştu: Korkuya Alışmak
Bingöl'de doğan yazar İsmail Avcı'nın ilk romanı Korkuya Alışmak, 1990'lı yıllarda Anadolu'nun doğusunda yaşayan 11 yaşındaki Beşir'in gözünden çocukluğa, aileye, eğitime, dostluğa, vefaya ve geçmişten geleceğe taşınan emanetlere uzanan bir hikâye anlatıyor. Avcı, romanını 'geçmişe bakarken geleceği de unutmamak' duygusuyla kaleme aldığını söylüyor.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın