Bingöl Engelliler Platformu Başkanı Mücahid Korkutata, son dönemde kamuoyunda artan “tabela dernekleri” tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak, amaç dışı faaliyet yürüten ve dernek kimliğini kişisel çıkarlara dönüştüren yapılar konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Korkutata, Anayasa'nın 33'üncü maddesi ve Dernekler Kanunu'nun, örgütlenme özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlatarak, bu hukuki çerçevenin toplum yararına hizmet etmek isteyen gerçek sivil toplum kuruluşları için büyük önem taşıdığını belirtti.
“Engellilerin adını kullanıp tek bir faaliyet üretmeyen yapılar var”
Bazı derneklerin engelli bireyleri ve dezavantajlı grupları araçsallaştırarak toplumda güven erozyonuna yol açtığını söyleyen Korkutata, şu ifadeleri kullandı:
“Toplumun en hassas kesimlerini kullanarak kişisel nüfuz elde etmeye çalışan yapılar, sivil toplumun ruhunu kirletmektedir. Yıl boyunca tek bir çalışma yapmayan, sahada görünmeyen fakat fırsat bulduğu anda unvanlarıyla ortalığa çıkan dernekler hem engelli bireyleri hem de vatandaşın güvenini suistimal etmektedir.”
Dernek yöneticiliğinin bir makam değil, ağır bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Korkutata, “Bu görev kişisel konfor alanı değil, toplumun derdini omuzlama yeridir.” dedi.
“Devletin imkânlarını kişisel amaçlarla kullananlar hukuku karşısında hesap verir”
Bazı derneklerin devlet yöneticilerine yakınlaşma ya da kamu kaynaklarından faydalanma amacıyla faaliyet yürüttüğünü ifade eden Korkutata, bunun hem etik dışı hem de hukuka aykırı olduğunun altını çizdi:
“Dernek kisvesi altında rant arayışında olanların unutmaması gereken bir gerçek var: Bu ülkenin nasıl ki toprağı derin, hukuku da derindir. Engelli bireyleri sokak bağışı toplarken görüntülemek, onları adeta bir dilenme aracı gibi kullanmak insan onuruna hakarettir.”
“Gerçek STK'lar desteklenmeli, tabela dernekleri ayıklanmalı”
Korkutata, kamu yöneticilerine çağrıda bulunarak desteklerin şeffaf, denetlenebilir ve topluma gerçek katkı sağlayan STK'lara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Faaliyet raporu olmayan, toplumsal etki üretmeyen, hesap veremeyen yapılara kamu kaynağı aktarılması kabul edilemez. Devlet gücü, sorumluluk sahibi ve sahada çalışan STK'ların yanında olmalıdır.”
Başkanlık makamlarının kişisel ilişkiler için kullanılmasının da toplumda büyük rahatsızlık yarattığını belirten Korkutata, tüm derneklerin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini esas alması gerektiğini ifade etti.
“Sivil toplum demokrasinin nefes borusudur”
Korkutata, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Sivil toplum, demokrasinin nefes borusudur. Dernekler kişisel çıkarlara alet edilirse bu boru tıkanır. Tabela dernekleriyle mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Bizler, engelli bireylerin hakkını savunmak için mücadele eden yapılar olarak, bu kirli düzene izin vermeyeceğiz. Gerçek emek veren, üreten ve insanı merkeze alan derneklerin yaşaması ve güçlenmesi toplumun geleceği açısından hayati öneme sahiptir.”