|
Babilin asma bahçelerinden gökdelenlereArkeolojik araştırmalar göstermiştir ki, insanlık tarihi 70 bin yıllık geçmişe sahip. Birçok acıya, mutluluğa, zevke ve tutkuya isim vermek zorunda kaldı insanlık; çünkü onları tattı.Tanrılar yarattı ve tanrılar öldürdü çünkü yaşama bir anlam vermesi gerekiyordu. Aspendos tiyatrosu,artemis tapınağı, tac mahal, zigguratlar. Anadoludan ve orta asyadan örnek vermek gerekirse sufiler ve tasavvuf kültürü. Geçmişten günümüze tüm filozoflar... Listeyi gönlümüz elverdiğince uzatabiliriz. Çünkü insan; yaşamına anlam ve değer vermeye mecbur bırakılmıştır. Ancak bunu toplumca başarmıştır. Birey toplumun içinde eriyen ve ona güç katan bir öğedir. "Bir sözcük kişi için önemli olabilir ancak cümlede kullanılmadıktan sonra anlam ifade etmez.insanlık tarihini var eden tarihteki her insanın ona katkıda bulunmasıdır" Alfred Adler Adler burada toplumların yaşama anlam katma duygusuyla yüklü olduğundan bahsediyor. Bahçenin büyük olmasına aldanmayın asıl anlam bahçedeki renk karnavalıdır. Toplumlar her zaman için bir arada muazzam bir kültür cenneti yarattılar. Şairler edebiyatçılar kültür bilimciler ve sanatçılar hep bu kültürel zenginliklerden beslendiler. ...Ve sonra yaşam değersizleşti. Hayat sadece maddi çıkarların acımasızca elde edilmeye çalışıldığı bir maratona döndü.insanlığın "ben" ve bir daha "ben" demekten başka bir kuracağı sözcük kalmadı. "Belki kuşlar çok derin, eski bir içgüdüyle buraya, o zaman kesilmiş olacak olan şu ulu çınarın üstüne, göğüne uğrayacaklar, bir an duraklayıp bir şeyler arayacak, bir şeyleri anımsamaya çalışacak, beton yığını evlerin üstünde küme küme dolaşacak, konacak bir yer bulamayıp bir uzak keder gibi başlarını alıp çekip gidecekler." Yaşar Kemal Edebiyatımızın usta kalemi yaşar kemal insanlığın bu maddi dönüşümüne beton yığını şehirler üzerinden değinir.Eskilerin anlam yüklü mimari yapıları(aspendos tiyatrosu,zeus tapınağı,taç mahal,zigguratlar)yerini anlamsız soğuk ve estetikten uzak betonlara bıraktı.günümüzün şaheserleri gökdelenler ise sadece büyüklükleri ile dikkat çekmekte fakat onun dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir.oysa ki Günümüze kadar kalan antik eserlerden bazılarının henüz sırrı dahi çözülemedi. "Bir ülkede akıl ve sanattan çok servete değer verilirse bilinmelidir ki,orada keseler şişmiş kafalar boşalmıştır" Friedrich Wilhelm Nietzsche İşte asıl sorulması gereken sorular bunlar. Dünya Toplumu olarak nasıl bu hale geldik? Maddi değerler geçici; kültürel değerler kalıcı olmasına rağmen neden bizler geçici olanı seçtik? Babilin asma bahçeleri gibi anlam yüklü mimarilerden nasıl oldu da soğuk ve estetikten uzak beton gökdelenlere geçtik? Hangi insani, vicdani ve yaşamın anlam duygusuna değer vermek gibi estetik yönlerimizi kaybettik? Aslında Dünya toplumu olarak en önemli sorumluluğumuz bunları sorgulamak olmalı! YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
|