KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Haziran 2026 Pazartesi
°C
Yusuf Ziya Doger
yziyadoger@hotmail.com

Barış sürecinde kürtler nereye gidiyor…

03 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA 09:01
0
1876
3
AA aa

 Toplumlar geleceklerini zihin dünyalarında inşa etmeyi ele almaya başladıkları vakit, geri dönülmez bir yola girdiklerinin farkına varmış olurlar.

 
Bu yol kendi varoluşlarını (ontolojilerini) gerçekleştirmenin de ilk adımı olarak kabul edilebilir.
 
Dünya medeniyetine yadsınamaz miraslar bırakmış ve katkılar sunmuş bir milletin hâlâ var olup olmadığının tartışılması ve o milletin kendi varoluşunu gerçekleştirme davası güderek varlığını ortaya koymaya çalışması aslında trajik-komik bir vakıadır.
 
Bu vakıanın sahibi ki, bugün dört/beş parçaya bölünmüş Kürtlerdir…
 
Kürtlerin tarihsel süreçte dünya medeniyetine sundukları katkılar paylaştırıldıkları bu egemen devletlerce yadsınarak bir tarafa bırakılmıştır. Daha acı olan, varlıkları yaşadıkları/paylaştırıldıkları devletler tarafından mevzu bahis edilmesidir.
 
Vakıanın bu şekilde ele alınmasıyla durumun vahametini anlamaya başlayan kimi Kürt aydın ve aşiretleri yaşanan durumu değerlendirerek varoluşlarını tarihsel süreçte benimsedikleri mücadele tarzlarıyla ortaya koyma ihtiyacı hissetmişlerdir.
 
Dönemsel koşullara göre farklı nitelikler arz eden bu mücadele tarzları her seferinde egemen devletler tarafından akamete uğratılmıştır. Ancak egemen güçler Kürt özgürlük hareketlerini akamete uğratmayı kendi güçleriyle gerçekleştirebilme kudretine hiçbir zaman sahip olamamışlardır. Kürtler içerisinden saflarına çekebildikleri işbirlikçileri eliyle bunu gerçekleştirebilme imkânını her zaman elde etmişlerdir.
 
Her başarısızlıktan sonra kendi ayakları üzerine doğrulmayı başarabilmiş ender milletlerden biri olan Kürtler için bugün yine bir yol ayrımına gelinmiş durumda.
 
Irak sınırları içersine dâhil edilen Kürt topraklarında kesintisiz yüzyıl süren mücadele sonucunda nispi bir başarı yakalanmış durumdadır. Bu gün nispi bir bağımsızlık süreci yaşayan Güney Kürdistan'ı sindiremeyen/hazmedemeyen güçlerin burayı yine Kürtlerin eliyle terbiye etme emelleri sergilemeye başladıkları da açıkça görülmektedir.
 
Trajik olan ise Kürtlerin bunu ya bilinçli bir şekilde yaptıkları ya da basiretten yoksun bir halde bu kötü niyetli girişimlere çanak tuttuklarıdır.
 
Bugün Türkiye sınırlarında kalan Kuzey Kürdistan'daki Kürt siyasal aklı otuz/kırk yıldır sürdürülen mücadeleyi Newrozla birlikte yeni bir alana kaydırmayı hedeflemektedir. Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki kesintisiz süren 18 yıllık mücadele dışta bırakıldığında, uzun soluklu bir başkaldırı olan bu otuz/kırk yıllık mücadelenin belli kazanımlarla taçlandırılması her Kürdün temel beklentisidir.
 
Ancak süreçle birlikte devlet aklının, aklından geçirdikleri yavaş yavaş netleşmeye başlıyor.
 
Yapılan açıklamalara bakıldığında amaç, silahlı eylemi silahsızlandırarak devre dışı bırakmak olarak görülüyor. Ki bunun gerçekleşmesi durumunda devletin elinin güçleneceğini varsayımı Hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalara çoktan yansımış durumda. 
 
Gelinen noktada hiçbir kürdün bunu kabullenmeyeceğini görmek gerekir. Ancak sıcak çatışma ortamının da son bulmasının öncelikle Kürtlerin lehine olacağını hatırlatmakta fayda var.
 
Fakat salt bu gerekçeye sığınarak yeni bir hüsranın kabul edileceği sonucu çıkarılmamalıdır.
 
Ki Newroz için Diyarbakır'da toplanan insanların yüksek perdeden haykırdıkları barış isteği aslında bundan önce yaşanılanların unutulması gerektiğini değil, bilakis bundan sonra atılması gereken adımların açıklayıcısıydı.
 
Her insanın bu Newrozu doğru okuması gerekir.
 
Eğer buna farklı anlamlar yüklenilerek çıkarımlarda bulunulursa en azından sonucun uzun süre hiç kimse açısından sağlıklı olmayacağı kesindir.
 
Temel insani ve siyasal hakların garanti altına alınmaması durumunda Kürtlerin yeniden ayakları üzerinde doğrulabilecek kabiliyete sahip oldukları gözden kaçırılmamalıdır. Ki böyle bir durumda eskisine oranla daha geniş katılımla her kesimden insanların yer alacağı yeni bir mücadele alanı doğacaktır.
 
Otuz/kırk yıllık bu mücadele sürecinde örgütün kurguladığı siyasal dünya görüşü nedeniyle mücadeleye mesafeli duran insanların bugün daha aktif olarak sahne de yer almaya başladıklarını görmemek için basiretten yoksun olmak gerekir.
 
Bu durumda Kürt hareketi elbette kendi ayakları üzerinde doğrulurken daha donanımlı ve katılımlı olacaktır. Bu da unutmamalı…
 
İslami çevreler içersinde yer alıp yaşanan soruna zamanında bigâne kalan/kalmak zorunda olan insanların büyük çoğunluğu bugün soruna yönelik kafa yormaktadır.
 
Şayet ortaya çıkan tablo görünürdeki gibi ilerleyecekse, Kürtler içersinde bugüne kadar soruna yönelik aktif olarak yer alan insanların büyük bir kısmı da yeniden sorgulama gereği duyacaktır.
 
Bu durumda Kürt toplumunun realitesine uygun yeni bir hareketin doğuşunun daha kolay olacağı gözden kaçırılmamalıdır.
YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
zazaye çoligıj (@Misafir_13015)
08 Nisan 2013 Pazartesi 11:16
kürtler dünün mazlumuydu, zazalar ise hem dünün hem de bugünün mazlumlarıdır. daha fazla duygu sömürüsü yapmanıza gerek yok. o sayfanın çoğu kapandı..

nor:syın editör sayfanızda yorum yazmak oldukça sıkıntılı lütfen yorum yapma imkanlarımızı basitleştiriniz. saygılar..
Solxanlı (@Misafir_12974)
05 Nisan 2013 Cuma 06:17
Bu Kürtlerden dolayı tam 90 senedir zazaki yasak. Okul da, hastahane de, kamuya ait kurum ve kuruluşlarda kendi anadilimizi kullanamıyoruz. Hangi zaza, kürt askerinden dipçik yememiştirki. Bu Kürtler bizim şehirlerimizi viraneye çevirip, liderlerimizi göstermelik mahkemelerde idama mahkum ettiler. Medreselerimizi yakıp, tekke ve zaviyelerimizi kapattılar. Kitaplarımızı yakıp, insanlarımıza zulmettiler: Sayın Yazar dağda taşta ''her bıji kurd'' yazarken, sen kalkmış bizlere ''Kürtlere mazlumdur'' edebiyatı parçalıyorsun! Ayıp yahu!
ishak islam (@Misafir_12959)
04 Nisan 2013 Perşembe 18:06
Sayın yazar sana okadar tebliği ettik hala şeytani ideolojilerin peşindesin. Düşün bu dava öyle gereksiz ve boş bir meseledirki bu sorunu çözmek için akil insanlar komisyonunda lale mansur hülya avşar ve buna benzer ... yıldızları var. Düşünki bir meselenin çözümünde toplumu ahlaken çökerten insanlar yön vermeye çalışıyor googleden lale mansur yazsana bak ne çıkacak hülya avşarın ve kadir inanırın rezil erotik filimleri ise cabası. Temelinde islam olmayan bütün davaların başıda sonuda çözümüde böyle aşağlık bir şekilde oluyor. Artık sen hesab
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın