Bu güzelim şehrin bağrından çıkmış, bu havayı solumuş, her türlü zorlukları yaşamış, çok zor şartlarda okuyup üniversitede birincilik unvanını almış, emeği ile belli yerlere gelmiş, kabinedeki beyefendi kişiliği ve üstün bilgisi ile tanınmış, memleketin sorun ve sıkıntılarını kendine dert edinen, bugün dünyanın ve ülkemizin her yerinde bu şehrin adından söz ettiren Sayın Kalkınma Bakanı Dr. Cevdet Yılmaz Bey'in affına sığınarak kısa bir süreliğine kendimi “BAKAN” olarak görüp içimden geçenleri ve yapmak istediklerimi paylaşmak istiyorum.
Hayal aleminde bu makama oturmak, bir şeyler yapmaya karar vermek bile gerçekten çok zor geliyor. Ama benim işim biraz daha kolay. Çünkü ben bu makama ülkenin gidişatı adına oturmuyorum. Bir bakan olarak “kendi ilime ne gibi katkılarda bulunabilir ve ne tür sosyal faaliyetler yürütebilirim” noktasında odaklanmaya çalışıyorum.
Evet, “BEN BAKAN OLSAYDIM”
1-İlk yapacağım iş bu memlekette ciddi manada fikir üretebilecek, benim performansımı artıracağına inandığım bir beyin takımı oluştururdum. Bu beyin takımında toplumun her kesiminin üzerinde uzlaşacağı isimler olmasına dikkat ederdim.
2-Danışmanlarımı özel seçer ve onların bana katkı sağlayabilecek kişilerden olmasına özen gösterirdim. Bu danışmalarımdan bir tanesini Bingöl merkezde açacağım bir ofiste görevlendirirdim. Bana ulaşmak isteyen kişilerle danışmanım kanalıyla planlı bir şekilde görüşmeler yapardım.
3-Bingöle geldiğim zaman program dışı hareket etmemeye özen gösterirdim. Bir günümü, şehrin parklarında oturan insanların masalarını tek tek ziyaret edip onlarla sohbet ederek geçirirdim. Yanıma ilin valisinin dışında hiç kimseyi almazdım. İnsanların bana sıkıntılarını rahat anlatabilmeleri için gerekli ortamın hazırlanmasını sağlardım.
4- Belki çılgınlık olur ama bir ticari taksiye biner, şehir merkezini dolaşırdım. Çukurlu yolların halini bizzat görür, memleketin halini, sorunlarını taksiciden dinlerdim. Bir sabah vakti kafama bereyi takar tanınmaz vaziyette yalnız başıma berbere gider tıraş olurdum ve berberle tıraş boyunca memleketi konuşurdum. Nitekim memlekette olup biteni en iyi görenler taksiciler ve berberlerdir.
5-Muhalefet partilerinin il başkanlarını veya temsilcilerini yanıma alır, havaalanı inşaatını, duble yolları, barajları ve diğer çalışma alanlarını gezer, varsa eleştirilerini, fikirlerini bizzat yerinde onlardan dinlerdim. Notumu almayı da ihmal etmezdim.
6-Bir sabah vakti ilin valisini yanıma alır, rastgele bir eve gider, o aile ile birlikte sabah kahvaltımı yapar o insanların gönlünü alırdım.
7-Bingöl'ün köylerini coğrafi olarak bölgelere ayırır, her ziyaretimde bir köye gider, yakın köylerdeki ileri gelenleri ve muhtarları da o köye davet eder hep birlikte güzel bir kahvaltı düzenlerdim. Herkesin sıkıntısını orada dinlerdim, hizmetleri de bir güzel anlatırdım.
8-Yoldaki boyacı çocuğa, seyyar satıcıya, Bingöl'ün sorunlarını ve yapılan hizmetlerle ilgili ne düşündüğünü sorardım. Gençlerden 3–5 tanesini yanıma alır, onlarla bir öğlen yemeği yerdim. Bingöl'ün sorunlarını, şahsım, partim ve il teşkilatı ile belediye başkanı hakkında ne düşündüklerini, Bingöl'de gördükleri sıkıntıların neler olduğunu bir de onlardan dinlerdim.
9-Çarşı esnafını ziyaret ederdim. Ama ziyaretlerimi ayaküstü yapmazdım, onların da dertlerini, sorun ve sıkıntılarını dinlemeye çalışırdım.
10-Bingöl'e geldiğimde program doğrultusunda hasta ziyaretlerini ihmal etmezdim. Hatta o gün hastaneden taburcu olan bir hastamızı evinde ziyaret ederdim.
11-İstişareden zarar gelmez diyerek, beni en çok eleştiren isimlerle bir araya gelir, yüz yüze eleştirilerini alır, bunun yanında çözüm önerilerini de isterdim.
12-Bingöl'e her gelişimde aynı isimlerle dolaşmak, hizmetleri her defasında aynı isimlere anlatıp yorulmak yerine sadece ilin valisini alırdım yanıma, gider farklı adreslerde farklı insanlarla görüşürdüm, her görüşmeden yeni fikirlerle ayrılırdım.
13-Adımı ya da partimdeki görevini kullanarak rant sağlamaya çalışanların nefesini keserdim. Onlara bu fırsatları tanıyanlarında canına okurdum.
14-Bayramlarda emniyet, jandarma ve belediyeye gitmek yerine, tıpkı geleneklerimizde olduğu gibi bir mahalleye gider, 5–10 tane evin kapısını çalıp kapıda ikramımı alır, eski bayram havasını yaşamaya çalışırdım.
15-Bingöl'e geldiğimde her seferinde farklı mahalleler seçer, oradaki insanları dinlerdim. Mahalledeki yaşlı teyzelerin amcaların hayır duasını alırdım.
16-Danışmanlarıma talimat verir, her ay 5–10 tane vatandaşı aramasını isterdim. Telefona çıkan vatandaşımızın hal ve hatırını sorar, onlarla azda olsa sohbet ederdim.
17-İlime hizmet noktasında elimden gelen her şeyin en iyisini yapamaya çalışır, hatta Sayın Başbakandan ilim için biraz daha toleranslı davranması noktasında talepte bulunurdum.
18-İlimin bağlı olduğu tüm bölge müdürlerini Bingöl'de toplar onlarla ilin sorunlarını çözüm noktasında yapılması gerekenler üzerinde karara varıncaya kadar ilk ve son toplantımı yapardım. Sorun ve sıkıntıları çözmeyen ve ağır hareket eden bölge müdürünün de hesabını keserdim.
19-Kadrolaşmaya çalışan, her seferinde kendi yakınlarını bir yerlere getirme çabasına giren Milletvekili Eşref Taş'ı frenlerdim. Kurum amiri ataması yapılırken, o kişinin seçimde kaç oy getirdiğine ya da getireceğine ve hatırına bakmaz, donanım, beceri ve liyakatini dikkate alırdım. Atamalarda yakınlığa değil liyakati esas alır ve işi ehline teslim ederdim.
20-Bütün il ve belediye meclis üyeleri ile ara ara ama düzenli toplantılar yapardım. Bu toplantılarda yetersiz bulduğum encümenleri tespit etmeye çalışırdım. Şahsi iş yapan ve kendine özel işler yürüten encümenlerin hesabını dürerdim. Gelecek dönemin encümen listesini eğitimli, bilgi ve birikimi olan kişilerden seçerdim.
21-Belediye Başkanına ‘her şeyi ben bilirim' duygusundan sıyrılmasını, her konuda bilirkişi olmaktan vazgeçmesini, ‘eleştirilere tahammül etmesini, sivri dilli olmaktan uzak durmasını ve sadece belediyecilik alanında işine yoğunlaşmasını söylerdim. Ayrıca attığı ve atacağı her olumsuz adımın kendi aleyhine döneceğini hatırlatırdım. Gerektiğinde tavrımı da en sert şekilde gösterip yerini bilmesi gerektiğini hatırlatırdım.
22-İşin uzmanı olmadığım için anlamam ama “VİYADÜK” konusunda çözüm varsa hemşerilerimin bu taleplerini gerçekleştirme adına ciddi bir enerji sarf ederdim.
23-Yapılan hizmetleri adam gibi yapmayan, yanlış yapılmasına göz yuman, şehrimi yazboz tahtasına çeviren kim varsa canına okurdum. Özellikle duble yol ve Sanayi alt geçidinin projesini çizen teknik personelin ümüğünü sıkar, işi bu haliyle kabul eden kontrolörün canına okurdum.
24-Bağımsız bir uzman denetçi heyeti tarafından Bingöl'deki altyapı, yol, içme suyu, okul ve yurt inşaatlarını inceletir, sonucuna göre gerekeni yapar, raporu olumsuz çıkan işleri yapanlara da, bu işi kabul edenlere de haddini bildirirdim.
25-Toplumda fikri ve zikri ne olursa olsun tüm kesimlerle istişare halinde olur, memleket için her önemli fikir ve düşünceden yararlanmaya çalışırdım. Kanaat önderleriyle irtibat halinde olur, Bingöl ziyaretimde hep aynı adreste bulunmak yerine gider onlarla görüşürdüm. Bir yerde bekleyip birilerinin bana gelip dert yanmasını beklemek yerine o sıkıntıya kendim giderdim.
26-Partimin il ve ilçe teşkilatlarını gözden geçirir, baştan sona tüm isimlerin ne kadar faydalı olduğunu, toplum nazarında hangi konumda olduklarını, fikirlerinin ne kadar dikkate alındığını hesaplardım. Gençlik kollarını ve kadın kollarını iyi bir gözden geçirirdim.
27-Hemşerilerime haksızlık eden veya etmeye çalışan, parti kimliğini kullanarak iş almaya çalışan parti yöneticisinin sonu ne olursa olsun asla affetmezdim. Halkla bütünleşmeyen, halkın derdiyle dertlenmeyen kişilerin partimde yerinin olmayacağını net bir şekilde ifade ederdim.
28-Benden önceki siyasetçilerin aleyhine asla konuşmazdım, benim aleyhimde haksız bir şekilde konuşan siyasetçinin de notunu bir kenara yazardım. Eski vekillerle mutlaka bir araya gelip değerlendirme yapar, onların da düşüncelerinden yararlanmaya çalışırdım.
29-İş adamları ile belirli periyodlarla toplantılar düzenlerdim. Bu toplantılara üretime dayalı iş yapan sektörlerden belirlenmiş kişileri davet ederdim. Her zaman olduğu gibi sorunları dinlerken öte yandan kati çözüm önerilerini isterdim.
Aslında yazılması gereken çok şey var ama aklıma gelenler şimdilik bunlar. Sadece içimden geçenleri, şahsi fikirlerimi paylaştım. Bir bakıma, yazmak istediğim mektuptu. Tüm bu maddeler birçok ihtisas alanı gerektiren mevzular içermektedir. Fakat yine de inanıyorum ki, okuyan herkesin içinden geçenler de, belki bir sohbete oturduğunuzda size aktaracakları da bunlardır.
Bu arada Bakanlık makamı gerçekten çok zormuş. Kendimi fazla kaptırmadan tekrar makamı Bakan Bey'e devredeyim. Hayal dahi olsa bu makamda şunu çok iyi anladım ki, yerelde bu kadar sıkıntı varken birde ülke sorunları, kalkınma programları, yurt dışı gezileri, yurt dışından gelen ziyaretçileri ağırlama, 81 ilin sorun ve sıkıntılarına çözüm bulmaya çalışmak, 75 milyona bakanlık yapmak her yiğidin harcı değil. Yine de temennimiz odur ki, o harcı yoğuran yiğidin Bingöl'e daha fazla özen göstermesi, daha fazla hizmet getirmesi, yarıştırmak gibi olmasın ama diğer Bakanlar kadar kendi memleketini kalkındırmasıdır. Bingöl'e beklenen tüm hizmetleri kazandırması, doğru zamanda, doğru insanlarla, doğru adımlar atılması temennisiyle, Rabbim yar ve yardımcısı olsun.
Haftaya Milletvekili Eşref Taş'ın yerinde olmak ümidiyle…