|
Ben milletvekili idris baluken olsaydımBingöl'ümüzün bağrında yetişmiş, derin acılar yaşamış, bu çetrefilli maratonda uzun mesafeler kat edip Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirerek doktor olan Sayın İdris Baluken, halkla olan yakın diyalogu ve anadilde kurduğu iletişim sayesinde özellikle hastaların ve hasta yakınlarının büyük teveccühünü kazanmıştı. Gün gelip siyasete girdiğinde, şans ondan yana dönmüştü. En güçlü rakibi olan AK Parti, siyasi tarihinin Bingöl'deki en büyük hatalarını ardı ardına sıralayınca sandıktan çıkan isim hiç şüphesiz Sayın İdris Baluken olmuştu. Aslında bu sonuç bekleniyordu fakat önem arz eden konu, BDP'nin, yıllardır sağ çizgiden şaşmayan Bingöl'de 35 Bin civarında oy olarak bir milletvekili çıkarmasıydı. Seçim bitti, aradan uzunca bir zaman geçti. Yaptıkları ve yapamadıkları elbette ki, onu seçen halk nazarında bir karşılık bulacaktır. Ama ben, affına sığınarak bir süreliğine kendimi onun yerine koyup yerelde neler yapmak istediğimi ya da neler yapabilirliğimi önyargılardan uzak bir dille sizlerle paylaşmak istiyorum. Evet! Ben Milletvekili İdris Baluken Olsaydım; 1-Her ne kadar Kürt Sorunu eksenli bir siyasi partinin temsilcisi olsam da Bingöl önceliğimi asla geri planda tutmaz, Bingöl'ün sorunları ve getirilmesi gereken hizmetler noktasına odaklanırdım. 2- Şahsıma destek veren veya vermeyen tüm seçmenlerin önerilerini dikkate alır, ilime gelecek olan hizmetlerin artması için tüm çabamı harcardım. Gelecek hizmetleri engellemeye çalışan kim olursa olsun karşısında dururdum. 3- Memleket insanlarına yıllarca hizmet eden bir doktor olarak, sağlık alanında eksik olarak gördüğüm sorun ve sıkıntıları ilgili Bakanlığa iletir, konunun takipçisi olurdum. 4- İlimin, sürekli savaş alanına dönüşen, sürekli çatışmaların odağı olan bir Diyarbakır gibi olmasına, halkımın zarar görmesine ve huzursuz olmasına asla müsaade etmez, bu uğurdaki çabaları engellemek için de gerekli tavrı koyardım. 5- Muhalefetimi yapıcı ve olumlu yönde yapardım. Gördüğüm eksiklikleri ilimdeki diğer vekillerle birebir paylaşır, çözüm noktasında sunabileceğim katkıyı esirgemezdim. Siyasi görüşlerimiz ayrı olsa da memleketim için onlarla ortak bir noktada buluşur ve “Ortak Paydamız Bingöl Olsun” düşüncesiyle hareket ederdim. 6- Yeri geldiğinde parti kimliğimi bir kenara bırakır, ilimin ve ülkemin huzur ve refahı için elimi taşın altına atmaktan asla çekinmezdim. 7- Belediyenin ekmek dağıtım işini eleştirirken, bu konuda önerimi de sunardım. Çünkü birileri dönüp “Onlar ekmek verdi, sen ne verdin?” diye soracak olsa, verecek yanıtım ne olurdu diye düşünürdüm. 8- Saat Kulesi önünde basın açıklamaları yapmanın sorunların çözümünde etkili olamayacağı düşüncesiyle, bu tutumdan vazgeçer, çözümü Saat Kulesi önü yerine görevli olduğum Meclis'te arardım. 9- Partimin il binasının taşlı saldırıya uğramasını nasıl doğru bulmuyorsam, sokakların savaş alanına dönüştürülmesini, polis, asker ve belediye araçlarına da saldırıların yanlış ve kabul edilemez olduğunu haykırırdım. 10- Bingöl'ün yetiştirdiği önemli bir isim olan, mütevaziliği ve siyasete kattığı kaliteyle herkesin takdir ettiği bir isim olan Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz'ın makam odasını siyaset konusu yapmaz, sırf siyasi atak olarak düşünüp bu tür basit yaklaşımlarla onu köşeye sıkıştırma derdine düşmezdim. Tam aksine Sayın Bakan ve diğer bakanların kapısını çalar memleketim için, halkım için hizmet isterdim, onların da katkılarını ısrarla beklerdim. Yapılmayanı elbette olgun bir üslupla eleştirirdim ama yapılanı alkışlamayı da bilirdim 11- Bu memleketin insanları için yapılan duble yollar, havaalanı, barajlar, okullar vb. hizmetleri sabote etmeye çalışanların yanlış yaptıklarını vurgular, bu konudaki net tavrımı da kamuoyuyla paylaşmayı asla ihmal etmezdim. 12- Eline taş alıp polisleri ve araçları taşlayan, esnaflara zarar veren çocukları, gençleri uyarırdım. Ellerine taş yerine kalem almalarını, kalemin ellerine daha çok yakışacağını, okuyup benim gibi doktor olup insanına faydalı olabileceklerini anlatırdım. 13-TBMM'de yaptığım konuşmalarımda ilimle ilgili sorun ve sıkıntılar konusunda mevcut iktidarı eleştirirken kendime de bu eleştirilerimden pay çıkarırdım. Yıllardır bu bölgede aksayan hizmetlerin ana nedenini ve bölgeye istihdam yaratmak için gelmek isteyip gelemeyen iş adamlarının hangi nedenlerden dolayı gelmediğini düşünür, ona göre konuşurdum. Sadece devleti ya da hükümeti tedbir almamakla suçlayıp kendimi haklı göstermeye çalışmazdım. 14- İlimdeki tüm STK'lar ve akil insanlarla bir araya gelip Bingöl için neler yapabilirim noktasında fikir alışverişinde bulunurdum. Onların önerilerini dikkatle not alır, yapılması gerekenler noktasında çizeceğim yol haritası ekseninde ilgili makamlarla görüşerek beklenen hizmeti ilime kazandırmaya gayret ederdim. 15- Halka giden hizmetleri engellemeye çalışan, şantiyeleri yakıp yıkan ve adam kaçıranların bunu hangi mantıkla yaptığını görür, tavrımı ve duruşumu ona göre belirlerdim. 16-Termal Suyu alan da belli, satan da. Her fırsatta bunları dillendirerek ya da Meclis konuşmalarımda paylaşarak siyasi koz olarak kullanmaz, gerçekten rahatsızsam gider suç duyurusunda bulunur, savcılığın konuyu araştırmasını isterdim. 17-“Bingöl'de mera ve yayla yasakları, yakılan orman arazileri ve köy boşaltmalar sayesinde hayvancılığın tamamen bitirildiğini söylerken, bu işin sadece devletle olan bağlantısını değil, örgütün de bu konudaki rolünü alenen paylaşırdım. Paylaşırdım ki, ‘laf olsun torba dolsun diye konuşuyor' eleştirisine maruz kalmayayım. Hiç olmazsa özeleştirimi yapardım. 18- Sürekli özgürlükten ve demokrasiden bahsedip devleti ve iktidarı eleştirmek yerine, Bingöl'de canlı bombalı eylemi üstlenen PKK'ya da eleştiride bulunur, halkıma karşı yapılan bu hain saldırının savunulacak hiçbir tarafının olmadığını söyler, verilen özür mesajlarının da samimiyetten yoksun olduğunu vurgulardım. 19- Bingöl'de giderek yaygınlaşan sokak eylemleri hakkında Meclis Başkanlığı'na bir soru önergesi verir, çocukları bu duruma iten sebeplerin araştırılmasını ister, ilgili Bakanlıkların bu noktada ne gibi çalışmalarının olduğunu sorgulardım. 20- Her konuda Meclis'te önerge verip bir şeyler yapıyormuş havası estirmek yerine bir gün de çıkar ‘Bingöl'e şu hizmeti kazandırdım' açıklamasını yapardım. Aksi halde önerge yarışına girmiş bir vekil eleştirisine maruz kalabileceğimi unutmazdım. 21- Askeri, polisi, gaziyi düşman olarak görmez, önceki yerel seçimde Emniyeti, Jandarmayı, Valiliği ve diğer kurumları ziyaret eden Fırat Anlı'dan bir şeyler kapar, herkesin bu ülke için var olduğunu düşünerek ziyaretlerimi ve insani yaklaşımımı eksik tutmazdım. 22- Bingöl Belediye Başkanı ile sürekli düşük düzeyli tartışmalara girmek yerine, ilime hizmet adına daha etkili muhalefet anlayışı ile belgelerle konuşur, varsa yolsuzluğunu da, eksiğini de kamuoyunun gözleri önüne sererdim. 23- Bir belediye başkanı hakkında sıkıntı, şikâyet ve iddialar varsa, gider İçişleri Bakanıyla bizzat görüşür, müfettiş talep eder, gerekli incelemeyi yaptırırım. Bunu yapmak istemesem bile savcılığa, iddiaların yer aldığı bir dilekçe sunar, suç duyurusunda bulunurdum. Meclis kürsüsüne çıkıp Bingöl'ü bu tür basit konularla gündeme getirmekten sakınırdım. 24- Sadece partime mensup ya da benim gibi düşünenlerle değerlendirmelerde bulunmaz, her fikirden insanın görüşünü alır, Bingöl için yapılabilecek ne varsa gereken gayretimi ortaya koyardım. 25- Örgütün yaptıklarını görmezden gelmez, memleketime gelecek her türlü zararın karşısında olacağımı söyleyip cesur duruşumu sergilerdim. 26- Birilerinin devlet adına geçmişte yaptığı olumsuz işleri sorgularken, Kürt halkı üzerinden politikalar geliştirip örgütü masum göstermez, yaptıklarını meşru kılmazdım. 27- İnsanların acıya ve ağrıya tahammülünün kalmadığının farkına varır, acısız ve ağrısız bir hayata sahip olmayı insan onurunun bir parçası olarak görürdüm. Sayın vekilim; fikir ve düşüncelerimizin farklı olduğunu biliyorum fakat konu Bingöl'ün menfaatleri olunca bir ekip ve aile birliği içinde hareket etmenizi bekliyor ve AB yolunun Diyarbakır'dan değil, Bingöl halkının huzur ve refah dolu kalbinden geçtiğini bilmenizi isterim. Ama ben inanıyorum ki, Sayın Dr. İdris Baluken Bingöl halkının duygu ve düşüncelerini en iyi bilenlerden biridir. Bu yazımı bir milletvekili olarak değil, Dr. İdris Baluken olarak okuyup değerlendirmenizi istiyorum. Size siyasi hayatınızda başarılar diliyor, doğru zamanda, doğru insanlarla, doğru adımlar atılması temennisiyle, Rabbim ülkemiz ve milletimiz için hayırlı hizmetler etmeyi nasip etsin. Yazımı Üstün Dökmen'in bir şiiriyle sonlandırmak istiyorum; Eğer bir gün, yüzünün renginden ötürü çıkarsan mahkemeye, 'vallahi kalıtımdan oldu' diye korkma, ben sana tanıklık ederim. İnsanların, yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa, gözyaşlarının rengi hep aynıdır. Ne bir kelimede anlaştılar, ne aynı avuçtan su paylaştılar. Yalnızca gözyaşında, bir de kahkahada buluştular. Yer tanık olsun, gök tanık olsun, Bütün doğmuşlarla ve doğacaklarla tanışmak mümkün. Akıllarda ve yüreklerde göz göze geldik bugün. Bin yıl önceden bana selam söylediler; Bin yıl önceki anneler, annemden az mı sevdiler? YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 14 Kasım 2017 Söz ile icraat09 Kasım 2017 Sahipsiz bir şehir bingöl07 Kasım 2017 Iş-kur ile yoksullaşmak!31 Ekim 2017 Adam olacak çocuk
|