Ehl-i insaf sahiplerine!!!Evet, şimdi söylüyorum... Kürt gençlerini “Cihad” adı altında İslam coğrafyasının değişik yerlerine pazarlayan ve hâlâ pazarlamaya devam eden mantığa haykırıyorum... Duyun bu haykırışımı ey EHL-İ İNSAF SAHİPLERİ!... Bugün Kürtler'i “Millîyetçilik”le suçlayan ve kendisini “Müslüman” diye tanımlayan mantığı tanıyın. Bakın bu mantığa, kim millîyetçi ve millîyetçi reflekslerle hareket ediyor? Soruyorum o mantığa; neredeydiniz, Kürt gençleri İslam coğrafyasının birçok yerinde Allâh'a ulaşırken neredeydiniz?... Sayın bakalım kaç tane Türk kökenli vardı oralarda? Ben sayamıyorum ama siz sayabiliyorsanız sayın... Bugün kalkıp bize “Kiminle birlikteyseniz onunla haşrolunursunuz” diye tehdit etmeye kalkışan mantık düşünsün. Bu coğrafyalardan birine yüreğinin yarısını fedâ etmiş biri olarak sesleniyorum: Neredeydiniz?.. O günlerde eğer o kadar önemliydiyse sizin için, kaç tane mensubunuz ve gönüldaşınız oralarda şehîd oldu? Kalemşörlük yaparak mı cihad ediyorsunuz? Siz sıcacık yuvalarınızda mutluluk çatarken, ben 13 yıl boyunca kardeşim için “Ne olur Allâh'ım, bir gece rüyâma girsin de hasretini çektiğim yüreğimin yarısını göreyim” diye dûâ ediyordum... Ben o günlerde ve o haberi, kardeşimin Çeçenistan'da şehîd olduğu haberini aldığımda da hiçbirinizi yanımda görmedim; eğer gördüysem hatırlatın!... Neredeydiniz? Rus basını ve Rusya İstihbarat Dairesi başkanı “Çeçenistan'ın Usame'si Kürt Abdullah'ı öldürdük” açıklamasını yaparken, siz ve sizin gibiler bu kadar bile dürüst olamadınız ve gazetelerinizde, dergilerinizde ve internet sitelerinizde “Türk Abdullah şehîd oldu” tanımlamasıyla duyurdunuz. Yüzünüz niye kızarmadı acaba? Ben bu yanlışınızı düzeltmek için sizleri mesajlarla insafa çağırırken siz ve sizin gibiler beni “Kürtçülük”le suçlayarak o kara vicdanınızı rahatlatmaya çalıştınız. Attığım mesajları da sildiniz ve mesajlarımı yayınlamadınız, yorumlarımı “Millîyetçilik” yaftasıyla kaldırdınız. Peki; hadi diyelim ben Kürt millîyetçisiydim; gerçekten siz neydiniz hiç sordunuz mu bunu kendinize? Peki, ne demiştim? “Allâh'a sığının ve ondan af dileyin. Ruslar kadar da dürüst davranın” demiştim... “Onüç yılını Çeçenistan dağlarında ‘Kürt Abdullah' ismiyle maruf olarak geçiren o Müslüman'ın mücadelesine ve rûhuna hürmetsizlik etmeyin” demiştim.... Ama siz ne anlarsınız vefadan? Onu ancak bir semt olarak bilir ve boza içmek için uğrarsınız. Şimdi o mantığın bir başka versiyonu, ismini “haksöz” kelimesiyle süsleyen bir gürûh kalkmış, Müslüman Kürt halkının yüzakı, Müslüman Kürt halkının çok sevdiği ve hürmet gösterdiği Altan Tan gibi tertemiz bir insana küstahça ve terbiyesizce hakaretler ediyor. Kürtler'e İslam'ı ve dürüstçe davranmayı öğretmeye kalkışıyor. Ben onların iç yüzünü çok iyi biliyorum ve ne olduklarını da. Çok iyi bildiğim ve tanıdığım bu insanlar bana kalkmış İslam'ı öğretmeye çalışıyor ve “İslam kardeşliği”nden bahsediyorlar. Sormazlar mı neredeydiniz ve siz ve sizin gibi mantaliteler ile onlar değil miydi o gün ve 13 yıl sus pus olanlar? Gerçekten Suriye'yi çok önemsiyorsanız sorayım: Esad rejimi Qamıîşlo'da Kürtler'i katlederken ve şeyhlerini suikastle öldürürken neredeydiniz? Yoksa o günlerde kulaklarınız duymuyor muydu? Hadi gözleriniz de mi kördü? Niye Müslümanlar'ınızı Cihad'a çağırmadınız? Yarın 16 Mart, hatırladınız mı Halepçe'yi? Belki Fatih Camiî avlusunda timsah gözyaşları dökeceksiniz. Basın açıklaması yapacaksınız. Gerçekten niye o katliâmda Müslümanlar'ınızı Cihad'a çağırmadınız? Yoksa siz Qûr'ân'ın bahsettiği “sumun bukmun umyun” taifesine mi mensupsunuz da biz mi bilmiyorduk? Neyse ki biz farkettik ama siz herhalde henüz farketmediniz. Zaten bizim böyle bir beklentimiz de yok sizden ve sizin gibi mantalitelerden. Tüm insaf sahiplerine haykırıyorum; duyun beni diye... Özellikle İslamî hassasiyeti olan Kürtler'e sesleniyorum: Bunların gerçek yüzü budur! Sakın ola bu yalancıların ve ikiyüzlülerin sözlerine kanmayın!... “Cihad”mış, “Küresel İntifada”ymış, “Suriye Direnişi”ymiş!!! Hadi ordan bee!... Hadi ordan!... Başka sokaklara dalın belki kendiniz gibi olanları bulursunuz!... Kürt gençlerinin bir eline silâh, bir eline de “cennet tapusu” verip orda burda ölüme göndermeyin... Artık kandıracağınızı zanettiğiniz Müslüman Kürt gençleri kanmıyor ve kanmıyacak sizlere. Nisa 75, öyle mi? Gerçekten imân ettiyseniz bu kadar; o zaman buyrun, gözünüzün önünde burnunuzun dibinde beş parçaya bölünmüş “yitik ülke” KÜRDİSTAN... Çok seviyorsanız Nisa 75'i, buyrun alın elinize silâhı ve Kürdistan için cihad edin!... Sizinle haşrolmaya çok talip olmuştuk ama siz sadece kullanılacak kağıt mendil olarak baktınız bize.... Devlet bizleri evlerimize doldurup yakarken, köylerimiz boşaltırken ve büyüklerimize çocuklarının ve hanımlarının önünde pislik yedirirken neredeydiniz? Hiç bunu sordunuz mu kendinize? Sizlere ve sizin gibi mantalitelere hatırlatıyorum, sorun bakın ne tür cevap alacaksınız? Şimdi geçin aynanın karşısına da bakın sıfatınıza, neye benziyor?... YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 25 Ocak 2016 Istilacı bozkır türkleri ve varlığını koruyan kürdler11 Ocak 2016 Kürdistan'daki çatışmalı ortam neyi amaçlamaktadır?05 Ocak 2016 Islam ve islamcılık29 Aralık 2015 Islamcıların yanılgısı
|