|
Engelliye acıyarak değil; hayranlıkla bakmalıyızEngel; ulaşılabilirliği kısıtlayan sebep, Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden, Eylemin nesnel, ruhsal ya da toplumsal açıdan kısıtlanmasıdır. Hiçbir insan engelli doğmak veya geçirdiği bir kaza sonucu engelli kalmak ve hayatının kalan kısmında engelli yaşamak istemez. Evet, engel zor bir durumdur ve engelli olmaksa insanı ister istemez yaşamın dışında tutar. Engelin ne olduğu ve engelliler hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra ilimizdeki engelli vatandaşlarımızın sayısı kaçtır? kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve toplumsal yapı engelliler için yeterlilik düzeyinde ne yapmışlar ve ne yapmalıdırlar? Gibi birçok konunun ele alınmasında fayda görüyorum. İlimizde gerek doğuştan gerekse geçirdiği kazalardan dolayı resmi veya gayri resmi bilgilere göre 20 bini aşkın engelli vatandaşımız bulunmaktadır. Bunlardan 110” u aşkın hayatla iç içe ve yaşamdaki engellerle birebir ilişki içerisinde olan ortopedik engelli vatandaşımız bulunmaktadır. Söz konusu ortopedik Engelliler; toplumsal veya yönetimsel tutum ve tercihler sonucu, yaşamın birçok alanında kısıtlama ve engellerle karşılaşabilirler. Engellilerin en büyük problemlerinden biri, sosyal çevrenin bireye yaklaşma biçimidir. Hafif engelli durumda olanlar kendi özel ihtiyaçlarını (yemek, tuvalet vs.) karşılayabilirler. Ağır engelliler ise özel veya yaşamsal ihtiyaçlarını ancak bir başkasının yardımıyla karşılayabilirler. Bu açıdan ilimizde engellilere yönelik gözle görülebilir, takdire değer hiçbir çalışma ve onların kendilerini toplumun bir parçası sayacak, toplumdan dışlanmadığını gösterecek ciddi bir organizasyon olmamıştır. Sayın başbakanın, siyasi kişiliklerin ve bürokratların her defasında engelli vatandaşlarımızı rahatlatacak konuşma yapmalarına karşın ilimizde onlara yönelik hiçbir faaliyet görülmemektedir. Zira hiçbir kurum ve kuruluşta kendi resmi işlemlerini gerçekleştirebilecek düzeyde bina tasarımı ve sosyal hayatta kendini ifade edecekleri sosyal, sportif ve kültürel etkinlikler oluşturulmamaktadır. Evet! Toplumumuz, insanımız duyarlı ve vicdanlıdır. Her insanımız muhakkak engelli bir vatandaşımızla karşılaştığında yardım için gerekli hassasiyeti göstermektedir. Ve bu takdire değer bir davranıştır. Lakin şartları engellilere göre yapıp onların kendilerine olan özgüvenini yerine getirmek yerine, engelli vatandaşlarımızı şartlara alıştırıp özgüvenlerini ellerinden alıyor ve toplumdan sıyrılmalarına neden oluyoruz. Yani “ bana balık verme balık tutmayı öğret” atasözünden yola çıkarak hayatı kendileri gibi yaşamalarını sağlamak düşüncesi içerisinde olmalıyız. Engelliye acıyarak değil; hayranlıkla bakmalıyız. Çünkü bizim onun gibi engelimiz olmamasına karşın daha engelli gibi davranıyoruz. Kaçımız düşündü onların durumunu ve kaçımız empati kurdu? Bir parmağımız incindiğinde ya da yürürken ayağımız takılıp canımız yandığında kıyametler koparırken neden kendimizin de bir engelli adayı olduğunu düşün(e)miyoruz. Hiçbir insanın yarına sağlıklı uyanacağının garantisi yokken neden hayatı yarının engelli adayı olan kendimize ve bugünün engellilerine göre dizayn etmiyoruz? Türkiye de belediyeler 572 sayılı kanun hükmünde kararname gereğince engellilere uygun düzenlemeleri standartlara uygun olarak yapmak zorundadır. İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir. Buna göre, kaldırımlar, yaya yolları, konutlar ve umumi binalar özürlülerin ulaşılabilirliğine uygun olarak yapılmak durumundadır. Ne yazık ki ilimizde ne engelli yolu, ne engelli şeridi ve ne de engellilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek sosyal hayat düzenlenmesi yapılmıştır. Belediyemizin çalışmalarında engelliler için kaldırımlarda geçiş yolu adında hiçbir çalışma yapılmamakta, kaldırımlar işgal edilmekte ve olan geçiş yolları ise bilinçsiz şoförler tarafından araçlar park edilmektedir. Evet bu konuda insanımız bilinçsiz ve bencil davranmakta; oysaki trafik memurlarının bu durumlara duyarsız kalmamaları gerekirken ne yazık ki onlar da bu konuda sessiz kalmaktadırlar. Ve yine ne yazık ki ilimizde tedavi için gittikleri hastanelerde bile kendilerinin rahat etmelerini sağlayacak hiçbir alt yapı çalışması bulunmamaktadır. Lafı eveleyip gevelemenin, söz - kelime tekrarına düşüp anlam karışıklığı yapmanın anlamı yok. İnsanız ve insanı hayvandan ayıran şeyin akıl olduğunu söylemiyor, insanı hayvandan ayıran şeyin çevresine duyarlı olması ve çevresine şekil verebilen canlılar olduğunu söylüyorum. Ve şimdi insan olmamız sebebiyle çevremizi kendimize göre şekillendirdiğimiz gibi engelli vatandaşlarımızın da ihtiyaçlarını göz önüne alıp onlara göre de şekillendirip toplumun bir parçası olduklarını hissettirmeliyiz. Ve şimdi engelli vatandaşlara herhangi bir aralıkta değil her zaman yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz… YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 14 Kasım 2017 Söz ile icraat09 Kasım 2017 Sahipsiz bir şehir bingöl07 Kasım 2017 Iş-kur ile yoksullaşmak!31 Ekim 2017 Adam olacak çocuk
|