KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Haziran 2026 Pazartesi
°C
Yusuf Ziya Doger
yziyadoger@hotmail.com

Kürdlerin ayak bağı/ pkk ve hizbullah gerginliği

09 EKİM 2014 PERŞEMBE 08:06
0
1939
0
AA aa

Toplumların/milletlerin varlıklarını sürdürebilmelerinin temel koşulu üzerinde yaşadıkları toprak parçasında kendi egemenliklerini oluşturmalarıyla mümkündür. Yaşadığı toprak parçası üzerinde egemenlik oluşturabilme kabiliyetine sahip olamayanlar doğal olarak başkasının egemenliğini zımmen de olsa kabule zorlanırlar. Bu durum ise zamanla onların kendi varlıklarını kaybetmelerine yol açar. Bir toplumun toprakları üzerinde kendi egemenliğini oluşturma becerisi ise doğrudan doğruya iç barışını sağlamasıyla ile mümkün olabilir.

Kürdistan toplumunun/milletinin temel problemi kendi toprakları üzerinde egemenliklerini oluşturamamalardır. Ne yazık ki bu egemenlik başkaları tarafından Kürd halkı üzerinde kullanılırken, Kürdlerin bu duruma son vermenin çare ve yollarını aramaları gerekir. Ancak buna yönelme yerine intisap ettikleri ideolojik takıntılarının egemenliğini kaim kılmaya yöneltmektedirler. Ne yazık ki, her örgüt veya cemaat kendi ideolojik düşüncelerini benimsemeyen Kürdleri hain, işbirlikçi, kâfir, zındık vb. yaftalarla toplumda itibarsızlaştırmaya çalışmayı birinci öncelikleri olarak görmektedir.

Kuzey Kürdistan'da özgürlük mücadelecisi olarak ortaya çıkan ve bu çıkışıyla halk tabanında da gerekli desteği bulan PKK çizgisi katı ideolojik tutumundan vazgeçmeyi bir türlü başaramadığı için kitleselleşmede gerekli olan başarıyı sağlayamadı. Buna karşın İslami değerler üzerinden ortaya çıkan Hizbullah çizgisi de hem mütedeyyin insanlarla hem de PKK çizgisiyle girdiği çatışma nedeniyle toplumda kendisi için gerekli kitle desteğini elde etmekte başarısız kaldı.

Oysa siyasi akıl hedeflerini gerçekleştirmek için her zaman kitle desteğini temel veri olarak görmek zorundadır. Bu nedenle hedeflediğine ulaşmak amacıyla toplumun hassasiyetlerine dokunarak çalışmalarını yürütmek zorundadır. Bugün yaşananlara bakıldığında hem PKK çizgisi, hem de Hizbullah çizgisi halk kitlelerinin hassasiyetlerinden çok kendi düşünsel/ideolojik bakışları çerçevesinde kemikleşmiş kesimleri dikkate aldıkları görülmektedir. Siyasi akıl toplumda bu anlayışla hareket ettiğinde kamplaşmanın kaçınılmaz olacağını bilmek zorundadır. Ki, Ortadoğu coğrafyasında egemenlik oluşturan güçlerin toplumdaki bu kamplaşmaları kaçırılmaz fırsat olarak beklediklerini de unutmamak gerekir. Kürdler arasındaki bu kamplaşmadan medet umman çevrelerin bugün ellerini ovuşturmakta olduğu tüm Kürdler tarafından iyi bilinmelidir.

Kobani'de gerçekleştirilen vahşet karşısında Kürdlerin kardeşlerine destek amacıyla sivil itaatsizliğe başvurmaları normaldir. Ki, günümüz Dünyasında suhulet ve sükûnet içerisinde gerçekleştirilen her sivil itaatsizlik hak olarak kabul görmektedir. Ancak vandalizmi yansıtan mantık çerçevesinde gerçekleştirilen her eylemin sonunda o eylemi gerçekleştirenlere ayak bağı olacağı da unutulmamalıdır. Bu çerçevede Kürdler özellikle Kuzey Kürdistan topraklarında yaşadıkları şehirlerde vandalist mantığı yansıtacak her türlü eylemlerden kaçınarak sivil itaatsizliği devreye sokmalıdırlar. Ki, ideolojik saplantı içerisinde olan grup ve yapılar en küçük kıvılcımı kendilerine yöneltilmiş saldırı olarak algılamakta ve buna göre tepki geliştirmektedirler.

Bu gerekçeye sığınarak ne PKK çizgisinin nede Hizbullah çizgisinin Kürd halkına kan davasına dönüşen vandalist kördüğümü dayatma hakları yoktur. Kürd halkının sağduyusu böyle bir dayatmayı da kabul etmemektedir. Siyasi Akıl tutulmasına uğramış iki kesimin kendi katı ideolojik tutumlarından vazgeçerek bir an önce taraflarını sağduyuya çağırmaları zorunludur. Taraftarlarına sükûnet ve suhulet tavsiyesinde bulunmaları gerekmektedir. Ancak arkasına sığındıkları kirli siyaset anlayışının günlük vaziyeti kurtardığı ama geleceği kararttığı dikkatten kaçırılmamalıdır.

PKK çizgisi örgütsel mantığı aşamadığı için kendisine verilen kitle desteğine rağmen Kuzey Kürdistan'da iktidar olmayı başaramadı. Aynı şekilde Hizbullah çizgisi de cemaat reflekslerinden kurtulamadığı için kitleselleşen bir partileşmeyi başaramadı. Dolayısıyla her iki kesimin de egemen sistemce kendilerine ve mensubu oldukları Kürd halkının varlığına yöneltilmiş tehlikeye yönelmek yerine birbirine çelme takmayı öncelikleri olarak algıladıkları görülmektedir.

Sonuç:

Kürdistan farklılıkların vatanıdır. Ancak bugün farklı renkleri giymiş Kürdlerin birbirine tahammülsüzlüğü Kürdistan'ın ateş çemberine atıldığını görmeleri gerekir. İçine atıldığımız bu ateş çemberi bizleri endişeye gark etmektedir. Dolayısıyla Kürdlerin siyasi akılları birbirine karşı bırakujiyi haram kılmalıdırlar. Bu meyanda HDP ile Huda Par arasındaki gerginlik toplumu endişeye sürüklemektedir.

Kobani'de yaşanalar nedeniyle topraklarını terk etmek zorunda kalan Kürdler bizlere devletsizliğin ne anlama geldiğini ayan beyan ortaya koymaktadırlar. Kobani'de yaşananlar bunu ayan beyan ortaya çıkartmışken, bu vesile ile Kürdlerin aralarında iç barışı sağlayacaklarını uman geniş halk kesimi bulunmaktadır. Ancak sivil itaatsizlikle iç barışa sıkılan kurşunlar umudun suya düşeceği endişesini yaşatmaktadır.

Oysa devleti olmayanın rejim kavgasına girmesi kadar ahmakça başka ne tür bir eylem olabilir. 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın