KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Eylül 2026 Çarşamba
Misafir Kalem
misafirkalem@bingolonline.com

Öfke ve nefretin sentezinden iktidar çıkar mı?

10 OCAK 2011 PAZARTESİ 17:27
0
2424
0
AA aa

Cumhuriyet Halk Partisi'nin değişmesi gerektiğini akademisyenlerden siyasilere kadar birçok kişiden yıllarca duyduk. “CHP değişirse, Türkiye de değişir.” sloganıyla birlikte muratlarını ifade edenler, CHP'nin geleneksel sistem içindeki rolüne dikkat çekiyorlardı. Buna dayanarak, eğer CHP dünyanın ve Türkiye'nin gittiği istikameti doğru okursa, Türkiye'nin değişeceğini varsayıyorlardı. Ancak bahsedilen beklenti bir temenni olarak kaldı. Bunun nedeni, yukarıda bahsedilen değişim talebinin CHP açısından siyasette karşılığının olmamasıydı. Çünkü CHP yerleşik düzenden en fazla faydalanan siyasi partiydi. Türkiye'de bürokratik sistemin kurucusuydu. Bu sistem, 1960 darbesi sonrasında askerler tarafından çok partili sisteme uygun olarak restore edildiğinde, CHP bu restorasyonun bir parçası olarak, restorasyonun siyasal temsilciliği rolünü üstlendi. CHP artık muhalefette de olsa, iktidar gücünü kullanabilen bir siyasal partiye dönüşmüştü.

1990'lı yıllarda CHP yeniden siyasal hayatımızda yer almaya başladığında, genel başkanı Deniz Baykal'dı. Baykal, CHP'nin tarihsel misyonuna uygun siyaset üretti. Farklı yaşam biçimlerini ve değerleri reddetti ve onları dışladı. Öte taraftan, kendi yaşam biçimini ve değerlerini laiklik söylemi üzerinden siyasallaştırdı. Laiklik eksenli tedirginlikleri, korkuları sivriltti. Bu şekilde, Baykal CHP'nin oy oranını yüzde 20 bandının üzerine çıkardı ve değişim karşıtı toplumsal tabanı CHP siyaseti etrafında birleştirdi. Ancak toplumdan yükselen değişim talebi, bu kitleye rağmen, siyasette güçlü bir şekilde karşılık buldu. Sosyolojik dönüşümün siyasete yansıması, CHP tabanını oluşturan kitlenin sahip olduğu toplumsal konumu ve CHP'nin iktidar gücünü zayıflattı. Siyasal sistem değiştiği nispette CHP'nin siyasetteki sistem bekçiliği pozisyonu da boşa çıktı.

Sistemin değişmesinin CHP'ye yansımalarının ne olacağı ise yakın dönemde berraklaşacaktır. CHP'nin, söz konusu dönüşüme kadro değişikliği ile karşılık verdiği söylenebilir. Ancak CHP'de henüz sahici bir değişimin olduğu görülmemektedir. Bu durum, Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'de yaşanan değişimi okuyamadığı ya da değişim için ihtiyaç duyduğu zemini bulamadığı şeklinde yorumlanabilir. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu'nun altı aylık genel başkanlığı döneminde, geleneksel CHP çizgisinde genellikle arka planda kalan siyasal dili öne çıkardığı görülmektedir.

Kılıçdaroğlu, değerler eksenli siyasi ayrışmayı derinleştiren geleneksel CHP siyaset anlayışını terk etme eğilimindedir. Bunun yerine, iş/aş meselesini siyasetinin merkezine oturtmaktadır. Sosyal devlet vurgusu üzerinden gelir dağılımı, yolsuzluk ve yoksulluğu siyasetinin ana konuları haline getirmektedir. Kadıköy, Beşiktaş ve Çankaya gibi muhitlerde oturan geleneksel CHP tabanını, yoksulları, işsizleri ve emeklileri giderek zenginleşen muhafazakâr kesime karşı CHP çatısı altında birleştirmeye çalışmaktadır. Yani Kılıçdaroğlu, beyaz Türklerin nefretini ve yoksulların öfkelerini sentezleyerek kendisine siyaset alanı açmaya çalışmaktadır. Ancak, CHP'nin beslendiği geleneksel toplumsal taban, Kılıçdaroğlu'nun manevra alanını daraltmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun iktidar arzusu, bu tabanın direncini kırabilecek mi, bilmiyoruz. Ancak Kılıçdaroğlu, CHP'yi hükümet alternatifi yapmak istiyorsa, öncelikle Baykal'ın sertleştirdiği toplumsal tabanını farklılıkları içselleştirebilecek düzeye çıkarmak zorundadır. Bununla birlikte, reaksiyoner siyasal dili terk etmelidir. Ancak bunun çok kolay olmadığı da açıktır. Çünkü CHP çok partili sistemden itibaren, savundukları üzerinden değil, karşı çıktıkları ya da oldukları üzerinden kendini tanımlamaktadır.

Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu yeni Türkiye'nin “yeni CHP” lideri olmak istiyorsa,  değişen Türkiye'ye uygun siyaset üretmelidir. Aksi takdirde, lider olma şansını yitirir. Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı yitirmesi, CHP'nin değişim sancısını dindirmez, aksine derinleştirir. Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin ihtiyaç duyduğu değişimi gerçekleştirememesi durumunda, bir başka aktör bunu yapmaya talip olacaktır. En nihayetinde, Türkiye değişti, CHP de değişecektir.

Selahattin GÜVEN

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın