KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Haziran 2026 Pazartesi
°C
Yusuf Ziya Doger
yziyadoger@hotmail.com

Paris'e bir komplo da benden

12 OCAK 2013 CUMARTESİ 12:40
0
1987
0
AA aa

Sosyal bilimlere ait genel ilkelere göre, eğer toplumda bir etki oluşturulmak isteniyorsa, yapılabilecek en kolay iş, toplumu her hangi bir duygu açısından ajite etmektir. Bunu ise en kolay bireylerin Ahlak duygusu üzerinden harekete geçirebilirsiniz.

Toplumda herhangi bir konuda yaşanılan karmaşa hali dikkate alınınca, toplumdaki bireyler tarafından içselleştirilmiş ahlaki anlayışın düzeyi nedir? sorusu anlam kazanır.

Bireylerin ahlaki anlayış düzeyleri ise, toplumda gelişen olayların dış görünümlerine odaklanmadan o olaylara yüklediği mantıksal anlam üzerinden ele alınarak çözümlenir.

Otuz yılı aşkın süredir toplumu tüm öğeleriyle meşgul eden sorunun çözümüne yönelik beklenmeyen bir umut ışığı belirdi. Işığın yanmaya başladığı bu zaman diliminde, Paris'te patlayan silahlar ışığın yanmadan söndürülmeye çalışıldığı ne kadar da belli oluyor ifadesi herkesin dilinde.

Devlet ile örgüt arasında sorunun çözümüne yönelik gerçekleştirilen görüşmelerin topluma açıklanmasından sonra, geniş halk kitlelerini heyecanlandıran bir umut havası yeşerdi. Düşünsel anlamda toplumsal cinnet halinin yaşandığı bu ortamda yeşeren umutlar herkes için bir rahatlama anlamına geliyordu ki, olanlar oldu…

Paris'te üç Kürt kadınının suikastla katledilmesiyle ilgili olarak yapılan açıklamalara bakınca, ilk elden herkesin kendisini temize çıkaran ama rakibini de bir şekilde suçlayan türden farklı komplo teorilerinin havada uçuşmaya başladığını görmek mümkün.

Doğaldır ki, her komplo teorisyeni ürettiği teorisini daha güçlü hala getirmek için çeşitli argümanlarla onu zenginleştirme zorunluluğu hisseder. Olayla ilgili komplo teorileri dikkate alındığında ilmik ilmik örülmüş mantık ağlarını görüyoruz. Eh ne diyelim, bir teori için ne kadar mantıksal uygunluk oluşturulursa o kadar tutarlı hale gelir.

İç hesaplaşma teorilerin temeline Bahoz Erdal grubunun Cansız'la yaşadığı sorunlar alınıyor. Ve bu tutmadıysa hemen diğeri, BDP cephesinden önü açılmak istenen Aysel Tuğluk için tek engel Sakine Cansız'ın ortadan kaldırılması gerekliydi türünden…

Devlet yaptı teorilerinin temelinde ise derin devlet yapılanmasının hükümete yeni bir ayak oyunu. Görüşmelerin önüne taş konulması olarak alınıyor. Yani hükümet ile derin devlet hesaplaşması biçiminde…

Ya üçüncü cepheden bakanlar. Sorunun devamında çıkarı bulunan küresel güçler ve silah tüccarları ile çıkarı bulunan üçüncü devletler. O halde İstihbarat örgütleri ne güne duruyor, hemen bir taşeron firma ve anında görüntü…

Tabii ki bu arada her komplo teorisi, kendisini temize çıkarırken, mutlak olarak ötekini ise suçlayıcı bir mantık üretmek zorunda kalıyor. İşte tam da bu noktada, toplumdaki bireylerin "ahlaki duyarlılığı" anlam kazanıyor.
Ahlaki duyarlılık ise bireyin dışsal bir zorlama olmadan kendi rızalarıyla normatif yükümlülüğü benimsemesi olarak ifade edilir. Ancak ahlaki anlayış sadece içselleştirme ile değil aynı zamanda adalet duyarlılığı ve kendi çıkarlarından da vazgeçmeyi de içerir.

Adalet bilinci ve duyarlılığı, toplumda ödül ve cezaların uygulanışına yönelik bireyin taşıdığı inancı temel alır. Oluşan inanç çerçevesinde bireyin kendi ihtiyaç ve çıkarlarından, karşılıklı sorumluluk gereğince başkaları için vazgeçmesi ahlaki duyarlılığı ifade eder.

Şimdi havada uçuşan teorilere dönüp bakıldığında ahlaki duyarlılığın işin neresinde olduğu açıkça ortaya çıkmıyor mu?

Aslında toplumsal olayların komplo teorileriyle değil kendi doğal akışlarıyla oluştuğu kanaatine sahip biri olmama rağmen bir komplo teorisi de benden.

Sorunun çözümünü istemeyen tüm çevreler elbirliğiyle yeni bir Habur yaratacaklar. Nasıl mı? Kolay…

Cenazelerin Paris'ten Diyarbakır'a getirilmesi ve orada oluşturulacak her türlü hava ile bakın Kürtler barışı istemiyor, Biz insani olarak izin verdik ama onlar bunu gövde gösterisine çevirdiler ikinci kez… Oradan da Tunceli ve Maraş'a…

Ne dersiniz? Benim komplom da tutar mı? (Cenazelerin Türkiye'ye getirilip defnedilmesi konusu ise tartışılmaz temel insani bir hak aileler açısından.)
Paris cinayetlerinin toplumu çift taraflı bir ajite ile karşı karşıya bıraktığı bir gerçeklik. Paris maktullerinin cenazelerinin de gömüleceği yer muhtemeldir ki bu ajitasyon için…
 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın