Paris'e bir komplo da bendenSosyal bilimlere ait genel ilkelere göre, eğer toplumda bir etki oluşturulmak isteniyorsa, yapılabilecek en kolay iş, toplumu her hangi bir duygu açısından ajite etmektir. Bunu ise en kolay bireylerin Ahlak duygusu üzerinden harekete geçirebilirsiniz. Toplumda herhangi bir konuda yaşanılan karmaşa hali dikkate alınınca, toplumdaki bireyler tarafından içselleştirilmiş ahlaki anlayışın düzeyi nedir? sorusu anlam kazanır. Bireylerin ahlaki anlayış düzeyleri ise, toplumda gelişen olayların dış görünümlerine odaklanmadan o olaylara yüklediği mantıksal anlam üzerinden ele alınarak çözümlenir. Otuz yılı aşkın süredir toplumu tüm öğeleriyle meşgul eden sorunun çözümüne yönelik beklenmeyen bir umut ışığı belirdi. Işığın yanmaya başladığı bu zaman diliminde, Paris'te patlayan silahlar ışığın yanmadan söndürülmeye çalışıldığı ne kadar da belli oluyor ifadesi herkesin dilinde. Devlet ile örgüt arasında sorunun çözümüne yönelik gerçekleştirilen görüşmelerin topluma açıklanmasından sonra, geniş halk kitlelerini heyecanlandıran bir umut havası yeşerdi. Düşünsel anlamda toplumsal cinnet halinin yaşandığı bu ortamda yeşeren umutlar herkes için bir rahatlama anlamına geliyordu ki, olanlar oldu… Paris'te üç Kürt kadınının suikastla katledilmesiyle ilgili olarak yapılan açıklamalara bakınca, ilk elden herkesin kendisini temize çıkaran ama rakibini de bir şekilde suçlayan türden farklı komplo teorilerinin havada uçuşmaya başladığını görmek mümkün. Doğaldır ki, her komplo teorisyeni ürettiği teorisini daha güçlü hala getirmek için çeşitli argümanlarla onu zenginleştirme zorunluluğu hisseder. Olayla ilgili komplo teorileri dikkate alındığında ilmik ilmik örülmüş mantık ağlarını görüyoruz. Eh ne diyelim, bir teori için ne kadar mantıksal uygunluk oluşturulursa o kadar tutarlı hale gelir. İç hesaplaşma teorilerin temeline Bahoz Erdal grubunun Cansız'la yaşadığı sorunlar alınıyor. Ve bu tutmadıysa hemen diğeri, BDP cephesinden önü açılmak istenen Aysel Tuğluk için tek engel Sakine Cansız'ın ortadan kaldırılması gerekliydi türünden… Devlet yaptı teorilerinin temelinde ise derin devlet yapılanmasının hükümete yeni bir ayak oyunu. Görüşmelerin önüne taş konulması olarak alınıyor. Yani hükümet ile derin devlet hesaplaşması biçiminde… Ya üçüncü cepheden bakanlar. Sorunun devamında çıkarı bulunan küresel güçler ve silah tüccarları ile çıkarı bulunan üçüncü devletler. O halde İstihbarat örgütleri ne güne duruyor, hemen bir taşeron firma ve anında görüntü… Tabii ki bu arada her komplo teorisi, kendisini temize çıkarırken, mutlak olarak ötekini ise suçlayıcı bir mantık üretmek zorunda kalıyor. İşte tam da bu noktada, toplumdaki bireylerin "ahlaki duyarlılığı" anlam kazanıyor. Şimdi havada uçuşan teorilere dönüp bakıldığında ahlaki duyarlılığın işin neresinde olduğu açıkça ortaya çıkmıyor mu? Aslında toplumsal olayların komplo teorileriyle değil kendi doğal akışlarıyla oluştuğu kanaatine sahip biri olmama rağmen bir komplo teorisi de benden. Sorunun çözümünü istemeyen tüm çevreler elbirliğiyle yeni bir Habur yaratacaklar. Nasıl mı? Kolay… Cenazelerin Paris'ten Diyarbakır'a getirilmesi ve orada oluşturulacak her türlü hava ile bakın Kürtler barışı istemiyor, Biz insani olarak izin verdik ama onlar bunu gövde gösterisine çevirdiler ikinci kez… Oradan da Tunceli ve Maraş'a… Ne dersiniz? Benim komplom da tutar mı? (Cenazelerin Türkiye'ye getirilip defnedilmesi konusu ise tartışılmaz temel insani bir hak aileler açısından.) YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 25 Ocak 2016 Istilacı bozkır türkleri ve varlığını koruyan kürdler11 Ocak 2016 Kürdistan'daki çatışmalı ortam neyi amaçlamaktadır?05 Ocak 2016 Islam ve islamcılık29 Aralık 2015 Islamcıların yanılgısı
|