KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Haziran 2026 Pazartesi
°C
Yusuf Ziya Doger
yziyadoger@hotmail.com

Sayer yoklaması yapma umudu hep var olsun

07 TEMMUZ 2013 PAZAR 18:14
0
1673
6
AA aa

Şeyh Said ve arkadaşlarının göstermelik mahkeme kararı ile idam edilişlerinin yıldönümünde oradaydım, onların yaşadıklarını onurlu insanların gündemine getirmediğim ve katillerine her an onları hatırlatamadığım için yaşadığım utancı bir nebze olsun giderebilmek umuduyla.

Nerede mi? Türkiye Cumhuriyetinin gizli sicillerinden birisinin yaşandığı ve kimsenin haberdar olmadığı Sayer'deydim.

Uzun zaman sonra oraya ilk gidişim oldu. Utancımı bir parça bile olsun gizleyen/gideren birşeyler yapılmıştı. Öncelikle Sayer'de yapılanlara vesile olanları yürekten kutlamak lazım. Daha önce rasgele taşlarla etrafı belirlenmiş katliam yerinin çevresi düzgün bir duvarla örülmüş ve mezbelelik görüntüsü ortadan kaldırılmıştı.

Oturdum, örülmüş duvarın içinde yatan isimlerini unuttuğumuz ve niye öldürüldüklerini bile konuşmaktan çekindiğimiz yakılarak öldürülen 76 kadın ve çocuğun olmayan mezarlarının başında.

Acaba orada, niçin yakılarak öldürüldüklerini henüz akledebilecek zihinsel düzeyde olmayan kaç çocuk vardı. Ya bu çocuklarının geleceklerine yönelik planlar yapan kaç anne/kadın vardı. Ya gelinlik çağına gelmiş kaç genç kız…

Kimdi burada dünyanın şahid olabileceği en vahşi öldürme şekline maruz kalıp yaşamları sona erdirilerek katledilenler. Geleceğe dair kendileri ve çocukları için ne tür umutlar besliyor ve ne tür planlar gerçekleştirmeyi umud ediyorlardı.

Nedense orada oturup birkaç kelimelik dua etmeye başlayınca, aklıma kendileriyle birinci dereceden kan bağına sahip olduklarım öncelikli olarak gelmedi. Çocukluğumdan beri ne zaman bu konu açılsa o gün köyde vurularak şehid edilen/öldürülen Mehmed Çavuş'un hanımı ile askerlerin başında bulunan yetkili kişi arasında geçtiği idia edilen (İdia diyorum, çünkü askerlerin yanında bulunan ve onlara yol gösterenler dışında kimse oradan sağ çıkmamıştı, anlatım onlara ait) o diyalog geldi.

- Ben köyde öldürdüğünüz kişinin hanımıyım. Bunlar benim ziynet eşyalarım. Kocamı öldürdünüz, biliyorum bizi de öldüreceksiniz ama bana bir iyilik yapmanızı istiyorum. Kocamın soyunun devam etmesi için en küçük çocuğumun serbest kalması için ziynetimin tümünü size veriyorum.
Askeri yetkili teklifi kabul eder, ziynetleri ve çocuğu yanına alır. Ev içindekilerle birlikte ateşe verilir. Ateş harının yükselmesiyle birlikte iki veya üç yaşlarında olduğu ileri sürülen çocuk süngülenerek ateşin içine atılır.

Ölüme meydan okuyan o duyguyu anlamak, düşünmek ve özümsemek gerektiği kanaati hâsıl oluyor bende. Ölüm anında bile olsa kendisinden sonraki kendisini düşünmek ve onu varkılma mücadelesi vermek. Bugün onları unutma noktasına gelmiş isek najıkımın1 o an yaşadığı endişenin bugün gerçekleştiğini fark etmekteyim.

Acaba pazarlığı kabul eden zihniyetin verdiği sözlerde ne kadar samimi olduğunu hiç düşündük mü? Verilen her sözün amaç hâsıl olunca nasıl unutulduğunu görmek için hangi göze ve zihne ihtiyaç var.

Bunu düşündükçe barış süreci denilen dönemde Lice'de sivil halka ateş açma emrinin nasıl verildiğini daha kolay anlıyor ve adına kolluk kuvvetleri denilen insanların haleti ruhiyelerinin nasıl canavarlaştırıldığını…

Mehmed Çavuş yıllarca askeri birliklerde komutanlık yapmış ama Şeyh Said kıyamı patlak verince kendi halkına karşı savaşamayacağını ileri sürerek görevinden istifa edip köyüne dönmüştü. Bundan sonraki yaşamını köyünde sürdürmek niyetindeydi.

O yıl köyde kendisine ev yapmakla meşgul idi. Bir gün köye kıyamın önemli komutanlarından Kolos Ağanın kardeşi Mustafa Ağa arkadaşlarıyla birlikte gelir. Ki o dönemde kıyamdaki etki ve faaliyetlerinden dolayı devlet nezdinde mahkûmdur.

Mustafa Ağa arkadaşlarıyla misafiri olduğu Mehmed Çavuş'a

- Korkarım bu kadar eziyet ve zahmet çekerek yaptığın bu güzel evde oturmak nasip sana olmayacak. Kemal bu evi yakacak, der.

- Mehmed Çavuş andolsunki eğer bunu yaparsa ben bir daha ömrümün sonuna kadar içinde oturmak için bir ev yapmayacağım ve silahımı alıp dağlara çıkacağım der.

Evet, o yıl sonbaharda kehanet gerçekleşir ve Kemalin güzide askerleri ona dağa çıkma imkânı bile tanımadan köydeki tüm evlerle birlikte onun evinide yakarlar. Keşke sadece evler olsa. Köyden yakalayabildikleri insanların tümünü de birlikte yakarak.

Mehmed Çavuş ve hanımının bu tepkileri kulaklarımıza küpe olmalı bence.

Onların bir evladı olarak yaşamam gereken utancı iliklerime kadar yaşıyorum. Çünkü onların niye yakılarak öldürüldüklerini haykıramıyor ve dünyaya onların yaşadığı vahşeti aktarmaya çalışmıyorum. Olur ya bana ilişmesinler diye suskunluğa gömüyorum kendimi.

Aldığı otuzun üzerindeki süngü darbesine rağmen direnişinden vazgeçmeyip canlı kurtulan Celil Çavuşun torunu olarak bu utancı ömür boyu taşımam gerektiği bilincine sahip olmam gerekir. Oda uzun yıllar askeri komutanlık yapmış tıpkı Mehmed Çavuş gibi kendi halkına silah doğrultamayacağını ileri sürerek istifa edip köyüne dönmüştü.

Geçimi için de ticaret yapmaya başlamıştı. Belki de dört çocuğuna bu şekilde gelecek sağlamaya karar vermişti. Ama çocukları ve hanımı onun kadar şanslı değildi. Çünkü onlar süngülenenler arasında değil yakılarak öldürülenler arasında yer alıyorlardı. .Onlar egemenlerin gözünde öyle suçluydular ki, ölümlerin en şiddetlisi olan yakılarak öldürülme cezasına çarptırılmışlardı henüz olup bitene anlam veremeyecek yaşta olmalarına rağmen.

Evet, o gün oradaydım onların yaşadıklarını elbette yaşamayacaktım ama belki yaşadıklarını hissedebilirim umuduyla. Guêw'den Sayerê kadar katillerinin gözetiminde yürütüldükleri sarp coğrafyaya bakarak acaba köyden çıkarıldıklarında gerçekten öldürüleceklerini hissetmişler miydi?
Soruyorum…

Dünyada katilleriyle en az on saat yüz yüze kalıp bir eve doldurulduklarında ateşe verilerek yakılacaklarını akledemeyen kaç çocuk vardı.

Guêw, Sayer, Seyfan, Gırnuês ve Xellon'dan toplanan ve Sayer'de dolduruldukları evde yakılarak öldürüleceklerini akledemeyen çocuklar olduğunu ben olayın şahidi olmuş yüzlerce kişiden defalarca duydum.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
meho meho (@Misafir_14423)
13 Temmuz 2013 Cumartesi 20:27
Tüm haber sitelerine, paylaşım sitelerine bir bakın bakalım, Zazaca türkülerinin çaldığı sayfada herkes kürttür zazalar kürttür diye yorumlar geçiyor, eğer biraz zahmet ederseniz Fatih çiçek hemen bir bakın bakalım, hep kürt faşitleri, kürt faşizmi doğu ve güneydoğuda siirt mardin urfa arabına baskı yapmakta diyarbakır bingöl elazığı tunceli urfa zazaları üzerinde baskı yapmakta hor görülmekte kendi halkının adını andıklarında hain ajan diye anaavrat küfürler hava uçuşmakta neden tepki işten bundan tepki ....
meho meho (@Misafir_14422)
13 Temmuz 2013 Cumartesi 20:19
Ben ne Türk Ne Kürdüm, Rabimin Zaza olarak yaratığı Garip bir zaza evladıyım,, Fatih Çiçek denen zat kendine türk diyende kürt diyende faşitliği kurban gitmiş ..... Zazadır. sanırım sende kürt diyenlerdensin.

Benim söylediğim şey tarihi bir gerçektir.. diyarbakır zazaları elazığı zazaları bingöl zazaları kesilirken şırnak batman hakkari kurmancı neden zevki sefa içindeydi zazalar dağlara taşlara en ucra meşe ormanların içinde köyler yaparken diyarbakrın batman urfanın ovalarında kurmançlar vardı. Türk soyadı ve tükiye soruları cevaplanmalı
Fatih ÇİÇEK (@Misafir_14364)
10 Temmuz 2013 Çarşamba 18:29
Ah bu Şeyh said'i Seyyid Rıza'yı bilmeyen ve bilmediği için anlamayan zazacılar.... bu kıyamları, zazalar ve kurmançlar arasındaki ayrılığı derinleştirmek için kullanıyorsunuz ya ne demeli size bilemiyorum. Kurmançlar destek vermedi deyip duruyorsunuz ama Seyh Said Diyarbakırı kuşattığı zaman ona surların kapılarını açmayan zazalardan, Şeyh Sait ve Seyyid Rızay'a ihanet eden Zazalar'dan hiç söz etmiyorsunuz.
Azadi Örgütünü okuyun derim size
Kanaatimce Zazalar için bu cumleyi kullanmak sizi mutlu edecektir. 'Zazalar Türk'tür'
Zana Azadi (@Misafir_14358)
10 Temmuz 2013 Çarşamba 14:32
Çewlîg'de tayî faşoyê Tûrk-Îslamîyê kemalîstê zergûn ye kî AKP û F.Gûlen destek kenî, Dêrsîm de zî tayî Kemalîste laîkperêste CHP'yî destek danî celladê bav û kalanê xo.
Ha bi name Tirk-Îslamî bibo ha bi name kemalîzm bibo ferq nîkeno. La no nûştê Wisif Zîya Dogêr ze dermanê zerrê ma wa. Ze dermanê kul û derde ma wa. Bi ewnê bi desan ciwanê Çewlîg qirkerdişê kî ser bav û kalanê înan bîyê ferq nîkenî, hemverê zulmê Rome Bêbext nîvejîyênî la şinî Suriyê seba menfeetê Tirkan şer kenî. Tirkan akilê tayî Çewlîgijan sere înan ra pernawo.
yusuf ziya (@Misafir_14351)
10 Temmuz 2013 Çarşamba 02:35
Evet gerçekten mehoymuşsun. Çünkü gördüğün her kuşu karga sanacak kadarda akıldan yoksunsun. Ben ömrüm bilah o dediklerinle bir arada olmadım fakat senin gibiler ne anlar bundan.
meho meho (@Misafir_14346)
09 Temmuz 2013 Salı 20:42
Çok engin ve bilgin yazar Bey evet söylediklerinde doğruluk payı var bir şey soracam size sevgili yazar; Ahmet Türkün üvey annesinin ismi Türkiyeymiş dediklerine göre şeyh sait isyanında mustafayla ele ele vermişler ve büyük bir başarı sağlamışlar şey saidi asmışlar hemde diyarbakırda, bu karşılık türkiye ahmet türkün babasıyla evlendirilir, bu konu hakkında muhakkak benim gibi cahil birinden daha fazla bilgiye sahipsinz sevgili yazar lütfen ZAZAlara karşı bu itifakı derin bir kürtçü olarak bize açıklarmısın....
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın