|
Yöneten ve yönetilenlerGenel anlamıyla insanlık toplu yaşama geçtiği andan itibaren ayrımlar ortaya çıkmıştır. İnsan tek başına hürdür, istediği gibi yaşayabilir ama Toplu yaşama girdiği andan itibaren kurallarla karşılaşır. “Yöneten yönetilen” ayrımı, işte bu “kural koyma” ihtiyacından doğmaktadır. Örnek verecek olursak, tek haneli bir evde oturan aile apartman dairesine taşındığında toplu yaşam kuralı ile karşılaşacaktır. İşte bundan sonrası yönetenle yönetilenlerin sorunları ortaya çıkacaktır. Yöneten; sorumluluğu alan, kendini feda eden, risk alan, koruyan kollayan olmalıdır. Yönetilenler; seçen, mesuliyeti veren, korunan ve gözetilenlerdir. Yöneten ve yönetilenler arasında sosyopsikolojik açıdan bakarsak yönetilenleri, genellikle “Siz Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” şeklinde ifadeler kullanırız. Aslında yönetenler ve yönetilenler bir elmanın yarısı gibidirler. Biri olmadan diğeri olmaz- diğeri olmadan biri olmaz şeklinde tarif edilebilir. Günümüz kültüründe bu iki kelime birbirlerine muhtaç durumdadırlar. Bugün yöneten ve yönetilen ilişkisi, yönetenlerin ve yönetilenlerin “empati” kültürü ile tanışması gerektiğine inan biriyim, bu sihirli kelimeyi anlayarak hayatımızda yaşatabilirsek bir çok konuda birbirimizi anlamamızda ve düşüncemizin değiştiğini göreceğiz. Yönetenden yönetilene, davranışlar güven verici, sevgi ve şefkat duyguları ile yaklaşılmalı, imkânlar ve haklar adil bir şekilde hak sahiplerine ulaştırmalı, “Resulüm! Eğer hüküm verirsen, aralarında adâletle hüküm ver. Şüphesiz Allah, adâletli davrananları sever.” (Maide, 5/42) Peygamberimiz (sav) Adalet ve hakkaniyet ölçülerine uyma, O'nun kaçınılmaz prensiplerinden idi. Adalet önünde soy, mevki, makam, mal, mülk gibi farklılıklar gözetmez hakkın yerini bulmasına gayret gösterirdi. Yöneticilerde insaf ve merhamet aranır. Peygamberimiz (sav) “Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır” buyurmuşlardır. İyi bir yönetenin halkla ilişkisi merhametli, şefkatli ve halka hizmet etmesidir. Yönetilenlerin; en büyük görevi bu adaletli hükümlere uymak, yönetenleri doğruda, iyide, güzelde başarılı olmaları için çaba sarf etmek, bir birey olarak yöneten üzerinde kontrol, denetim ve beğenmediğinde onu değiştirebilme hakkı da vardır. Tüm bunlar bireyin, Demokratik bir sistemde “egemenliğin tek meşru kaynağı olan halk'ın bir üyesi olması münasebetiyle sahip olduğu haklardır. Bireyi, siyasi iktidarı belirleme, onu denetleme ve gerektiğinde değiştirebilme hususunda gösterdiği davranışlar belirleyebilmektedir. Bu noktaya dikkat çeken Kutadgu Bilig, yöneten ve yönetilen ilişkisini haklar bağlamında ele alır, idarecilerin toplumsal düzeni korku üzerine değil, adalet, sevgi ve anlayış özerine kurmaları gerektiği üzerinde durur. Yöneten ve yönetilen arasındaki bu ilişki Kutadgu Bilig'in yazılmasından yaklaşık altıyüz yıl sonra Avrupa'da Social Contract (Toplumsal Sözleşme) teorisi olarak karşımıza çıkacaktır. Bu iki katman arasında yapıldığı varsayılan söz konusu sözleşmede Thomas Hobbes gibi düşünürler, doğal halde yani denetimsiz ve yönetimsiz ortamlarda yaşayanların bir müddet sonra düşmanca tavırlar sergileyeceklerini, dolayısıyla böylesi ortamlarda toplumsal barış ve düzenin olamayacağını ileri sürer. Nihai oluşumda ise yöneten ve yönetilen bir yapıya doğru gittiklerini belirtir. Yine Kutadgu Bilgi'de hükümdara; “Ey güç sahibi, sen kötülük yapma; sözünle ve hareketinle her vakit iyilik etmeye çalış. İstemekle alınamayacak şeyi zorla isteme; aramakla bulunamayacak şeyi zorla arama.” Şeklinde tavsiyelerde bulunulur.” (Nevzat Bayhan 26/07/2009 Yönetim kültüründen kültür yönetimine değişimin paradigmaları) Kısacası yönetenlerin ve yönetilenlerin aynı amaçlar doğrusunda çalışmaları ve huzurlu toplum oluşmasında birbirlerini anlamaları dileğiyle.. Hüseyin GAZİOĞLU / Ankara BİNYAR Başkanı
YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 14 Kasım 2017 Söz ile icraat09 Kasım 2017 Sahipsiz bir şehir bingöl07 Kasım 2017 Iş-kur ile yoksullaşmak!31 Ekim 2017 Adam olacak çocuk
|