Bir Kültürün Ardından Ali Burtaşkıray'ı AnarkenFolklorun ustası, Zazaca türkülerimizin hafızası ve Bingöl'ün yaşayan arşivi; aramızdan ayrılsa da izi, sesi ve nefesi bu topraklarda yaşamaya devam ediyor.![]() Bir Kültürün Ardından Ali Burtaşkıray'ı AnarkenBazı insanlar vardır; vefat ettiklerinde yalnızca bir aile değil, bir şehir, bir kültür ve bir hafıza eksilir. H. Ali Burtaşkıray, işte böyle isimlerden biriydi. Çapakçur'un sempatik esnafı, kültür arşivi, folklorumuzun duayen ismi ve sevenlerinin diliyle “Ali Abi” 1942 yılında Çölek'te başlayan ömür yolculuğu, emek, sanat ve muhabbet ekseninde şekillendi. Henüz çocuk yaşlarda hayatın zorluklarıyla tanıştı. Diyarbekir'de inşaatlardan çivi toplayarak, lokantalarda masalardan bardak toplayarak başlayan emek serüveni, ömrünün sonuna kadar alın teriyle sürdü. “İnsanın yediği en hayırlı lokma, kendi emeğidir” sözü onun hayat düsturuydu. Ali Burtaşkıray yalnızca bir emekçi değil, aynı zamanda gerçek bir sanat insanıydı. Babasından öğrendiği folklor ve halk oyunları, çocukluk merakı olmaktan çıkıp hayatının merkezine yerleşti. Sabah namazıyla başlayan yoğun iş temposuna rağmen, köy köy, mahalle mahalle dolaşarak sanatını icra etti. Özel diktirdiği şalvarı, yumurtatopuk ayakkabıları ve kuşağıyla Delilo'dan Gövend'e, Çepik'ten Harrani'ye bu coğrafyanın ruhunu sahnelere taşıdı. Yüzlerce Zazaca düğün türküsünü ezbere bilir, onlarca oyunu ustalıkla sergilerdi. Günler süren köy düğünlerinin, daha sonra salonlara taşınan şehir düğünlerinin aranan ismiydi. Davul-zurna onunla başka çalar, oyuncular onun enerjisiyle coşar, izleyiciler sahnedeki bu ustayı hayranlıkla izlerdi. Havaya atılan mendil ve iki diz üstüne çöküşten sonra yeniden yakalanışı, onunla özdeşleşen unutulmaz bir figürdü. Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurduğu folklor ekibi, bugün hâlâ “efsane ekip” olarak anılmaktadır. Yurt içinde ve yurt dışında birçok festival, program, belgesel ve yarışmaya katılmış; memleketine iki Türkiye birinciliği ve bir Türkiye ikinciliği kazandırmıştır. Sanatçı kimliğinin yanı sıra Ali Burtaşkıray, tam anlamıyla bir gönül insanıydı. Sohbeti sever, dinlemeyi ihmal etmezdi. Köyün ve şehrin geçmişine dair güçlü bir hafızaya sahipti. Aşağı çarşıdan yukarı çarşıya uzanan tarihsel tanıklıkları, ilk esnaflardan belediye başkanlarına kadar uzanan anıları, onu adeta sözlü bir tarihçi kılıyordu. İnancı sade ve sahih, aklı sorgulayıcıydı. Medrese hocalarını işyerinde ağırlarken, sorularını çekinmeden sorar; öğrenmeye ve anlamaya olan merakını ömrü boyunca diri tutardı. Dünya malına tamah etmez, gönül zenginliğini her şeyin üstünde tutardı. Kavalın yanık sesi, türküler ve uzun muhabbetler onun dünyasıydı. Doğup büyüdüğü topraklara derin bir sevgiyle bağlıydı. Dağları, suları, gölgeleri anlatırken kelimeleri adeta şiire dönüşürdü. İnsan canlısıydı; dostluklara, eski değerlere ve samimiyete sımsıkı tutunurdu. Bu yönüyle Zazaca sözlü edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak hafızalarda yer etti. 2020 yılında Hakk'ın rahmetine uğurladığımız Ali Burtaşkıray, geride yalnızca anılar değil; bir kültür, bir duruş ve güçlü bir iz bıraktı. Rabbimizden niyazımız; Onu rahmeti ve mağfiretiyle kuşatması, mekânını cennet eylemesidir. Day bego wuno, day miro şuno Day havaro derde mı gıruno…
Ali Burtaşkıray 1942 – 2020
YORUM YAZIN
|
|