KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Ocak 2026 Perşembe
°C

Dünya'nın ilk üniversitesi

Avrupa'da ilk üniversiteler kurulduğu zaman, en büyük İslâmî ilim ve irfân merkezleri, bir asrı çoktan aşan bir müddetten beri faaliyet göstermekte idi.

Dünya`nın ilk üniversitesi
19 NİSAN 2006 ÇARŞAMBA 19:13
0
1744
0
AA aa
Charles Seignebos: “Şarklılarla temas ile batılılar medenîleştiler. Bu medenîleşmenin meydana gelişi tamamen malûm değilse de, biz Avrupalıların Müslümanlara borçlu olduğumuz şeylerin hesabı çok uzundur” der. Haksız da değildir. Çünkü İslâm Medeniyeti, modern büyük müesseselerden en azından, ikisinin temelinde yatmaktadır. Biri hastane, diğeri rasathanedir. Bir diğeri ve üçüncüsünü de ona borçlu olmamız kuvvetle muhtemeldir ki, o da üniversitedir.

Aşağıdaki satırlarda, İngiltere'nin Leeds Üniversitesi'nde hocalık yapan M.R.Y. EBRIED (Sâmîler'le ilgili araştırmacı) ile M.J.L. YOUNG'un (Arablar'la ilgili araştırmacı) bu husustaki beyanlarını bulacaksınız.

ORTAÇAĞ, modern dünyaya üç mühim müessese miras bıraktı: Hastahane, Rasathane ve Üniversite. Çoktandır biliyoruz ki, bunlardan ikisi İslâm Medeniyeti'nden intikal etmiştir. Birçok astronomik âletler, Yunanlılar tarafından icat edilmiş de olsa, Rasathane Müslüman halifelerin, bir başka deyişle İslâm Peygamberi Hz. Muhammed'in (S.A.V.) takipçilerinin himayesinde dâimi bir müessese halini almıştır. Bize kadar ulaşan vesikalara nazaran, yeryüzünde ilk dâimî Rasathane, Halife Me'mûn, (Milâdî 813-832) tarafından, devlet merkezi olan Bağdat'ta 830 yıllarında kurulmuştur. Müslümanların tıbba en mühim hizmetleri, pek çok hastahaneleri kurmaları ve bunların bakımını yürütmeleri olmuştur. Onlar hastahaneyi, bir müessese olarak icat etmemiş olsalar bile, hastahanelerin teşkilâtlanma, mâlî imkânlarını sağlama ve bakımları konularında pek çok yeni gayret ve itinâ getirmişlerdir. Bu konulardaki fikirlerinden pek çoğu, bugünkü hastahanelerde, hâlâ gözle görülecek şekilde, te'sirlerini devam ettirmektedir. Aynı şekilde Ortaçağ'ın üçüncü müessesesi olan Üniversitenin de varlığını büyük ölçüde İslâm Medeniyeti'ne borçlu olduğu, dolaylı şekilde ispat edilebilir.

Üniversitelerde asırlarca okutulan tıbbî, felsefî ders kitaplarının müellifleri arasında Avicenne (İbn-i Sinâ), Averroés (İbn-i Rüşd), Albategnius (Mehmed İbn-i Câbir, İbn-i Sinân el-Harrânî), Avempace (İbn-i Bâcce), Avenzoar (Ebû Mervan Abdül'-Melik bin Ebi'l-Alâ), Albucasis (Ebû Kaasım Hallâf İbn-i Abbâs) ve Alpetraglus (Ebû İshâk el-Batrûcî) gibi İslâm müellifleri baş köşeyi şereflendirirler.

İslâm ve Hıristiyan dünyası arasındaki büyük husûmete rağmen, Avrupa üniversitelerinin bu ders kitaplarından istifâde etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Fakat gitgide artan pek çok deliller, bizzat üniversitenin menşeini Ortaçağ İslâm Dünyası'nda aramamız gerektiğini ifâde etmektedir.

Avrupa'da ilk üniversiteler kurulduğu zaman, en büyük İslâmî ilim ve irfân merkezleri, bir asrı çoktan aşan bir müddetten beri faaliyet göstermekte idi. Fas'taki Karaviyyîn Camii-Medresesi 859'da kuruldu. Kurtuba Medresesi onuncu asrın bidâyetinde, Kahire'deki el-Ezher Camii-Medresesi 972'de, yine aynı şehirde Dâru'l-Hikmet, onbirinci asırda kurulmuş oldular.

İlk yüksek tahsil merkezleri Avrupa'da çok daha sonraları ortaya çıktılar. Bologne, Paris, Montpelliler üniversiteleri onikinci asırdan daha evvel kesin olarak mevcut değildiler. Bu üniversiteler Hıristiyan Avrupa'da zuhûr ettikleri vakit, İslâmî benzerleri ile aralarında pek çok ortak vasıflar vardı. Talebeler, çoklukla, “milletler” hâlinde düzenlenmişlerdir. Yâni, ikametgâhları itibâriyle geldikleri memleketlere göre gruplar teşkil ediyorlardı. Kahire'de el-Ezher Üniversitesi'nde Faslı, Yukarı Mısırlı, Iraklı.. talebeler için müstakil yurtlar vardı... Paris Üniversitesi'nde talebe cemaati İngiltereli, Hollandalı ve diğer milletlerden talebeler ihtivâ ediyordu. Talebelerin bu coğrafî esasa göre tanzimi Lincoln, Worcester ve Hereford Kollejleri'nde olduğu üzere Oxford'un bazı kollejlerinde de te'sir bırakmıştır.

Bir diğer benzerlik noktası, kendini, üniversite hocalarının hususî bir kıyafet taşımalarında gösterir: Resmî merasimlerde ve derslerde giyilen hususî cübbeler gibi. Hıristiyan Avrupa'da giyilmekte olana benzeyen geniş cübbeleri giyme âdeti, İslâm'ın ilim ve irfân merkezlerinde çok eskiden beri mevcuttu.

Hıristiyan Avrupa'nın ilk irfân müesseselerinde kullanılmakta olan tâbirler de İslâmî tabirlerle bir benzerlik arzetmektedir. Üniversiteyi ifâde etmek üzere kullanılan ilk tâbir -“Studium Generale ” tâbiridir- ki, bu Arapça'daki “Dersleri tâkip için umûmî meclis” mânâsına gelen ve Arapça akademik bir tâbir olan “Meclis-i Âmm” tâbirinin bir tercümesine benziyor.

Diğer bir müşterek nokta: Geniş bir şekilde her tarafa yayılmış olan talebelere ücretsiz eğitim sunma âdetidir. Kezâ, İslâm memleketlerinde bir diyârdan diğerine giden seyyâh talebe geleneği, Hıristiyan memleketlerinde kendini tahsil hayatının bir vasfı olarak ortaya koymadan çok önce, meşhur olmuştu. Müslüman talebeler, bir mes'ele üzerinde, herşeyi bir hocanın bileceğini kabûl etmiyorlardı. Bu sebeple, bir tahsil merkezinden diğerine seyâhat, bu talebelerin tahsil hayatında yer etmişti. Bu devamlı seyâhatler, İslâmî terbiyenin en bâriz vasıflarından biri olan İcâzet”in, yani “tedris müsaadesi”nin menşeinde yer alır. İcâzet, bir hoca tarafından belli bir eğitim programının sonunda talebeye verilen diploma idi ki, bu, talebeye tahsil ettiği mevzularda ders verme hakkını tanıyordu. Bu müsaade daha dokuzuncu asırda mevcuttu. Daha geniş bilgi elde etmek gayesiyle bir akademik merkezden diğerine seyâhat eden talebeler için, bu “tedris etme müsaadeleri ” bir nev'i pasaport ve hususî mevzularda bir nev'i selâhiyet vesikası mahiyetini taşıyordu.

Burada enteresan bir hususu kaydetmeden geçemeyeceğiz: Bugün üniversite ile ilgili ilmî bir seviyeyi ifâde için kullanılan lisans (licence) tâbiri, “tedris müsaadesi” mânâsına gelen Lâtince'deki “Licentia docenti” tâbirinden gelir ki, bu tâbir, bidâyetten beri, Hıristiyan üniversitelerde, talebelere verilen diplomalara denilirdi.

Ortaçağ İslâm üniversitelerinde profesörler, tedris ettikleri şeylerde, ilk Hıristiyan üniversitelerindekilerden daha hürdüler. Binâenaleyh, Avrupa'da diploma verilmesi hakkı rektöre has iken Müslümanlarda her hocanın “tedris müsaadesi” verme hakkına sahip olması, bizi hayrete düşürmemelidir. Bu farktan sarf-ı nazar edecek olsak, “İcâzet” ve “licentia docenti” üniversite hayatında birbirinin aynı olan iki vasıta idi.

İslâm Üniversitesi tatbikatı ile Hıristiyan dünyasının üniversite tatbikatı arasında bu benzerlik, İspanya'da birbiri ile temâsa imkân veren müesseselerin oynamış olduğu rolle izah edilir. Müslüman İspanya, Ortaçağ'ın en büyük akademik merkezlerinden biriydi. Tuleytula'nın Hıristiyanlar tarafından zabtından (1085) sonra, bu memleket, İslâm irfân meyvelerinin Hıristiyan Avrupa'ya geçtiği ana yol oldu. Tuleytula'da Râhip Raymond (ölümü: M. 1251) Arapça eserleri Lâtince'ye tercüme etmek ve böylece bunları Hıristiyan ilim âleminin istifadesine arz etmek için hususî bir mektep açtı.

Müslümanların felsefî, ilmî ve tıbbî eserlerinin teşkil ettiği hazineler, Hıristiyan profesör ve talebelerin istifâdeleri için Lâtince'ye tercüme edildiler. Şu halde Hıristiyan talebelerin, üniversitelerin teşkilâtlanmasıyla ilgili fikirleri, bu kitaplar vasıtasıyla İspanya'dan götürmüş olmaları kesindir.

(Le Monde'dan Tercüme)
HABER7
YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
14.01.2026
19:18
Başkan Alpay Görevine Başladı
Başkan Alpay Görevine Başladı
'Bu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalışacağız' diyen Alpay; 'Esnafın kapısını sadece seçimde değil, her zaman çalacağız' dedi.
14.01.2026
19:02
Bingöl`de Kamu-Sen`den ‘Ek Zam ve Refah Payı` Çağrısı
Bingöl'de Kamu-Sen'den 'Ek Zam ve Refah Payı' Çağrısı
Türkiye Kamu-Sen Bingöl Teşkilatı, memur ve emeklilerin enflasyon karşısında eriyen maaşlarına dikkat çekerek ek zam ve refah payı talep etti. 'Enflasyon kadar zam istemiyoruz' diyen sendika, mevcut maaşların insanca yaşam koşullarını karşılamadığını vurguladı.
14.01.2026
15:20
Bingöl`de Asayiş Suçlarında Düşüş Yaşandı
Bingöl'de Asayiş Suçlarında Düşüş Yaşandı
Vali Ahmet Hamdi Usta, 2025 yılı verilerini açıklayarak birçok suç türünde azalış olduğunu bildirdi. Usta'nın açıklamasının sonundaki veda konuşmasında ise duyulu anlar yaşandı.
14.01.2026
15:05
KOSGEB Bingöl`den 92 İşletmeye 107 Milyon TL Destek
KOSGEB Bingöl'den 92 İşletmeye 107 Milyon TL Destek
KOSGEB Bingöl Müdürlüğü, 2025 yılında girişimcilikten yeşil sanayiye kadar birçok alanda destek verildiğini açıkladı.
14.01.2026
14:51
Bingöl`de Direksiyon Eğitimi Öğreticiliği Kursu Açılıyor
Bingöl'de Direksiyon Eğitimi Öğreticiliği Kursu Açılıyor
Başvuru koşullarını paylaşan Bingöl Halk Eğitimi Merkezi, başvuruların 15 Ocak 2026'da sona ereceğini duyurdu.
14.01.2026
14:42
Kredi Kartlarında Temassız İşlem Limiti Güncellendi
Kredi Kartlarında Temassız İşlem Limiti Güncellendi
Temassız ödemelerde şifresiz işlem limiti yükseltildi. BDDK'nın bankalara ilettiği yeni düzenlemeyle, kredi ve banka kartlarında şifre girilmeden yapılabilecek temassız harcamaların üst sınırı 2 bin 500 TL olarak belirlendi. 15 Ocak 2026'dan itibaren geçerli olacak uygulama sayesinde tüketiciler, POS cihazlarında tek dokunuşla daha yüksek tutarlı alışveriş yapabilecek.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın