KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Eylül 2026 Çarşamba

O afişlerin kökeni şeyh ahmed'e dayanıyor

Soner Yalçın "Milli İslamcılık" çizgisi ile siyaset dünyasında yer edinen Gümüşhanevi Dergáhı'nın anlattı...

O afişlerin kökeni şeyh ahmed`e dayanıyor
11 ŞUBAT 2007 PAZAR 12:44
0
1720
0
AA aa
Hürriyet Gazetesi Soner Yalçın'ın yazısı...


Gümüşhanevi Dergáhı'nın kurucusu Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin, 1838'deki Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması'na tepki olarak hayata geçirdiği kampanyası, bugün tartıştığımız "Dindar milliyetçi olur mu?" ve "Türk İslamcılığı" polemiklerine ışık tutuyor.

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan son günlerde, ne zaman milliyetçiliği ağır basan bir demeç verse, muhalefet kendisini hemen "takıyye" yapmakla itham ediyor.

İslamcılar-tarikatlar-dergáhlar ulusalcı/milliyetçi olabilir mi?

Bu soru Yeni Osmanlılar'dan günümüze, 150 yıldır sorulup duruluyor...

"İslamcılık" ve "milliyetçilik"; bu iki kavramın 150 yıllık "ilişkisi" aslında hep işbirliği şeklindedir; çoğunlukla birlikte hareket etmişlerdir. Bazen araya kısa süreli ayrılıklar girse de, iki akım hiçbir zaman "can düşmanı" olmamıştır.

İlginçtir, bu "ebedi dostluğun" temelinde Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi gibi din adamlarının etkisi vardır.

Bu uzun girişten sonra soru şudur:

Başbakan Erdoğan, "takıyye" mi yapmaktadır; yoksa Gümüşhanevi Dergáhı'nın kurucusu Şeyh Ziyaüddin Efendi'nin "Milli İslamcılık" yolundan mı yürümektedir?...

İstanbul'daki Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı, özellikle son 50 yılın en ünlü/bilindik tekkelerinden biridir.

KÖŞKTE İKİNCİ CUMHURBAŞKANI

Dergáh, Recep Tayyip Erdoğan Çankaya Köşkü'ne çıktığı takdirde, ikinci kez cumhurbaşkanı çıkaracaktır. Birincisi rahmetli Turgut Özal'dı!

Tekkenin müritlerinin çoğunu siyasi hayattan tanıyorsunuz: Necmettin Erbakan, Korkut Özal, Recai Kutan, Kemal Unakıtan, Hüsnü Doğan, Hasan Aksay, Erdem Beyazıt, Temel Karamollaoğlu, Bahri Zengin, Kahraman Emmioğlu, Yahya Oğuz, Cevat Ayhan, Prof. Cevat Akşit, Prof. Osman Çataklı, Prof. Orhan Okyay, Lütfi Doğan vs.

Listeye baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; son 25 yıldır -ufak kesintilere rağmen- Türkiye'yi, Gümüşhanevi Dergáhı yönetmektedir.

Bunun tesadüf olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur.

Biz asıl konumuza dönelim...

Gümüşhanevi Tekkesi'nin kurucusu Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi (1813-1893), Gümüşhaneli bir tüccarın oğluydu.

Babasının tüccar olmasını istemesine rağmen, İstanbul'a gelerek önce Beyazıt, ardından da Mahmut Paşa medreselerinde okudu.

"Kürt Hoca" lakabıyla tanınan Nakşibendi Şeyhi Abdurrahman el-Harputi'nin öğrencisi oldu.

1844'te müderrislik icazeti aldı; Beyazıt Medresesi'nde dersler vermeye başladı.

1848'de, Üsküdar'daki Alacaminare Tekkesi'nde Mevlana Halid-i Bağdadi'nin halifelerinden Abdülfettah el-Ukari ile tanıştı. Onun aracılığıyla Trablusşam Müftüsü Ahmet Ervadi'ye bağlandı.

"Mecmuatül Ahzab" adlı kitabı derledi.

HER ŞEY FATMA SULTAN CAMİİ'NDE BAŞLADI

Ömrünün 28 yılını kitap çalışmalarına verdi. İçinde 18 bin eser bulunan 4 kütüphanesi vardı. 1859'da Cağaloğlu'ndaki Fatma Sultan Camii'nde ilk irşada başladı ve işte burası zamanla Gümüşhanevi Dergáhı olarak ün kazandı.

Şimdi burada biraz soluklanalım...

Ve Osmanlı Devleti'nin tarihsel bir dönemecine gidelim:

16 Ağustos 1838.

Sadrazam Reşid Paşa, yakın arkadaşı İngiliz Elçisi Lord Stratford Canning'le bugün İstanbul Üniversitesi sosyal tesisi olarak kullanılan İstinye'deki yalısında Osmanlı-İngiltere Ticaret Antlaşması'nı imzaladı.

Benzer antlaşma aynı yıl Avrupa'nın öteki devletleriyle de yapıldı. Bu ticari antlaşmalarla Osmanlı devleti, dış ticaretteki tekel düzenini yıktı; ithalat önündeki -başta vergiler olmak üzere- tüm engelleri kaldırdı.

Özetle; Osmanlı pazarı, ucuz ithal mallar cenneti yapıldı. Bu antlaşmalarla Osmanlı pazarına yabancı sermaye, yabancı bankalar ve borsa geldi.

Dönemin bugünden pek farkı yoktu; Midhat Paşa ve Namık Kemal gibi münevverler bile borsada oynamaya başladılar. Öyle ya bir koyup üç kazanacaklardı!

Tabii hep kaybettiler, tıpkı Osmanlı Devleti gibi...

YABANCI BANKALARA KARŞI İLK DİRENİŞ

Haklı olarak, "tüm bu olanların; -yabancı sermayenin, borsanın- Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi'yle ne ilgisi var" diye soruyorsunuz?

Anlatayım:

Ahmed Ziyaüddin Efendi, Osmanlı pazarının yabancı sermayenin eline geçişini engellemek; gelen yabancı bankaları fonksiyonsuz hale getirmek ve yerli sermaye birikimi oluşturmak için yardım sandıkları kurdu.

Amacı, yabancı sermayeye karşı ulusal/yerli sermayeyi güçlendirmekti!

Bu nedenle, iş kurmak isteyen yetenekli kişilerle ortaklık yoluyla şirketler kurdu.

İlk kez Nakşibendi bir dergáh, "Türkler Müslümanlığı sadece oruç tutup-namaz kılmak zannediyor" anlayışını yıktı!

Tekkelerin sadece uhrevi dünyayla ilgilendiğini sananları yanılttı! Dinsel olan ile dünyevi olan arasında bir köprü kurmuştu dergáh.

Milli sermayeyi oluşturmayı amaçlayan bu sandıklar, aslında Nakşibendilerin tarihleri boyunca Osmanlı'ya karşı ilk "siyasal" tepkileridir.

Bir tasavvufi tekkenin -Gümüşhanevi Dergáhı'nın- dünyevi işlerle uğraşmasının çeşitli nedenleri vardı kuşkusuz.

FRANSIZ İHTİLALİ DERGÁHI DA ETKİLEDİ

Ama öncelikle bir sebebin üzerinde durmak istiyorum:

Yerli sermaye birikimi oluşturmayı amaçlayan sandıkların kurulma dönemi, milliyetçiliğin Avrupa'da "icat olduğu" 19. yüzyıldır.

Yani: 1789 Fransız İhtilali'yle dünyaya yayılan ulusalcılık/milliyetçilik rüzgárlarının, artık Osmanlı'yı da derinden etkilediği bir dönemdir bu.

"İslamcılık" ve "milliyetçilik" kavramlarının, Osmanlı siyasal düşünce tarihinde yer almaya başladığı ve tartışıldığı bir dönemdir bu yıllar. Dergáh bu rüzgárdan etkilenmişti...

Türkiye'de her siyasal çevrenin kendi milliyetçilik tanımı vardır; doktrin sanki bukalemunvaridir! Oysa terminolojik anlamı nettir: "Kendi ulusal pazarını/piyasanı korumak."

O halde, Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi, sadece Gümüşhanevi Dergáhı'nı kuran bir din adamı değildi. O, aynı zamanda Osmanlı piyasasını Batı sermayesine karşı koruyan milliyetçiydi.

Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin ailesinin tüccar olması, halifelerinin-müritlerinin çoğunun esnaflıktan gelmesi de bu "milli duruşun" sebeplerinden biriydi kuşkusuz.

Evet, bu karşı gelmenin altında, dergáhın "şehirli tüccar damarı"nın olduğu gerçeği vardı.

ŞEHİRLİ TÜCCARLARIN MİLLİ İSLAMCILIĞI

Örnek vermek gerekirse; Eğinli Mustafa Feyzi Efendi "Kátip" diye tanınıyordu; Lastikçi Murtaza Ticarethanesi başta olmak üzere İstanbul'daki bazı büyük şirketlerin muhasebe hizmetlerini yürütmüştü.

Yine Şeyh Ahmed Ziyaüddin'in halifelerinden Abdulaziz Bekkine'nin babası Kazanlı tüccar Haris Efendi, Asmaaltı'nda toptan yağ ticaretiyle meşguldü.

Osmanlı ve Cumhuriyet bürokratlarının, öğretim üyelerinin, üniversite öğrencilerinin Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı'na gitmelerinin nedenleri arasında bu "milli duruşun" payı yok mu sanıyorsunuz?

Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin "Milli İslamcılık" yolundan dergáhın diğer şeyhleri de gitti.

Osmanlı'da kurulan "milli sandıklar", Cumhuriyet'te (adını dergáhtan alan) fabrikaya dönüştü.

Gümüşhanevi Dergáhı'nın şeyhi Mehmet Zahid Kotku'nun öncülüğünü yaptığı, tarımsal sulamada kullanılan 5-15 beygir gücünde pompa üreten "Gümüş Motor" fabrikasının kurulmasına, işte tam bu perspektiften bakmamız gerekiyor. Yol benzerdi: Ulusal pazarı koruyan millici bir İslam...

İSLAMİ KALVENİZM BU DERGÁHTA DOĞDU

Tarihe farklı bakmayı öğrenmeliyiz; ezberimizi bozmalıyız.

Gümüşhanevi Dergáhı'nda "uhrevi dünyanın" yanında, "dünyevi iktisadın" bu derece rol oynamasına "tesadüfi" deyip geçemeyiz...

"İslami Kalvenizmi" yani Müslümanlığın kapitalizmle (serbest piyasayla) bağdaşabileceğini ilk telaffuz eden münevver kimdi: Prof. Sabri Ülgener (1911-1983).

Peki Prof. Ülgener nerede dünyaya geldi biliyor musunuz; Gümüşhanevi Dergáhı'nda!

Prof. Ülgener'in anne ve babası, Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin müridi ve Gümüşhanevi Dergáhı'nın sürekli bakıcısıydılar...

Bu örneklerden sonra Gümüşhanevi Dergáhı'nın sadece "öteki dünyayla" ilgili olduğunu nasıl düşünebiliriz?..

Uzatmayayım: Türkiye'de siyasal İslamcılığın gelişimi ve değişimi üzerinde ulusçuluğun/milliyetçiliğin ciddi etkileri hep oldu.

Afiş tartışmalarının olduğu günlerde Başbakan Erdoğan'ın dünyaya gelen torununa "Mehmet Akif" adını vermesini de bu anlamda düşünmeliyiz.

Kısaca: AKP'nin topoğrafyasını çıkardığımızda güçlü bir milliyetçilik damarının olduğunu görürüz.

Bu arada: Özellikle son 25 yıldır Türkiye piyasasını yabancı sermayeye açan siyasal kararların altında, Gümüşhanevi Dergáhı müritlerinin imzalarının bulunması da, tarihin garip bir cilvesi!..

Názım Hikmet'in anneannesi ile Erdoğan'ın yolu bu dergáhta kesişti

Gümüşhanevi Dergáhı'nın müritleri arasında, Názım Hikmet'in büyükannesi Ayşe Sıdıka Hanım da vardı. Keza dergáhın müritlerinden Prof. Sabri Ülgener'in anneannesi Hatice Hanım, Ayşe Sıdıka Hanım'ın kız kardeşiydi.

Yani; Názım Hikmet ile Prof. Sabri Ülgener kuzendiler. Bu akrabalık bağına Kurtuluş Savaşı'nın ünlü komutanı Ali Fuat Cebesoy'u da eklemek gerekiyor. Cebesoy da Ayşe Sıdıka Hanım'ın torunuydu.

Prof. Ülgener'in bir diğer kuzeni de yine bir ünlü komutandı: Kázım Karabekir!

Prof. Ülgener'in dedesi Hasan Sabri ile Kázım Karabekir'in babası Ahmet Efendi kardeşti...

Bülent Ecevit, Gümüşhanevi Dergáhı'nın kurucusu Ahmed Ziyaüddin Efendi'nin akrabası.

Şeyh Ziyaüddin Efendi, 63 yaşında Havva Seher ile evlendi.

Yazar Mahmut Çetin, "Teyze ile Prenses" adlı kitabında, Havva Seher Hanım'ın, Bülent Ecevit'in anneannesinin teyzesi olduğunu yazdı.

Bugünlerde yeniden doğan "Müslüman sol" hareketin yıllar öncesi lideri, "İslam sosyalizmi"ni savunan, Paris Sorbonne mezunu Nurettin Topçu'nun (1909-1975) hidayetine vesile olan kişi Gümüşhanevi Dergáhı'nın şeyhi Abdulaziz Bekkine idi.

Şeyh Bekkine de "İslam sosyalizmi"ne inanıyor muydu? Bilmiyorum.

Bildiğim, Kazanlı hemşerisi ünlü bir sosyalistti; Vladimir İliç Lenin...

Gümüşhanevi Dergáhı Şeyhi Mehmet Zahid Kotku'nun sohbetlerini merak edenler, Ersin Gürdoğan'ın "Görünmeyen Üniversite" adlı kitabına (İz Yayıncılık) bakabilirler.

Bu kitap, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in, Şeyh Mehmet Zahid Kotku'nun konuşmalarından aldığı notlarla derlenmiştir.

Müsteşar Dinçer'in aldığı notlardan bir örnek: "Misvakı kaçımız kullanır, bilmiyorum. Çoğumuz diş fırçasını tercih ediyoruz. Gerçekten efdal olanı misvaktır. Diş fırçası bizim değildir." (s. 65)

ARAŞTIRILACAK KONULAR

1Fethullah Gülen hareketinin milliyetçiliğe bakışı nedir?

Sık sık vurgu yaptıkları "Türk Müslümanlığı" deyiminin kapsamı nedir?

Balkanlar ve Orta Asya ülkelerinde okulları bulunmasına rağmen, Müslüman Arap ülkelerinde neden hiç okul açmamaktadırlar?

Araplara soğukluğunun sebebi nedir?

2Bizde din reformlarının pozitivizm etkisiyle hep Batı'dan geldiği söylenmektedir. Peki, Yusuf Akçura'ya "Üç Tarz-ı Siyaset"i yazdıracak teorik altyapıyı veren Kazan'daki Muhammediye Medresesi neden gözardı edilmektedir?

Tatar uyanışının başlıca mimarları Şehabettin Mercani, Kayyum el Nasırı, Alimcan Barudi'ler İslam'da reform yapmak gerektiğini söylemiyorlar mıydı? Kafkaslar'ın "Türk İslamı"na etkileri nedir?

Ahmet Ziyaüddin, Abdulaziz Bekkine, Mehmet Zahid Kotku gibi Kafkas göçmeni din adamlarıyla, Ortadoğulu din adamlarının bakış açıları arasındaki farklar nelerdir?..

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
23.09.2026
17:45
Bingöl`e kırsal kalkınma için 275 milyon TL`lik dev destek
Bingöl'e kırsal kalkınma için 275 milyon TL'lik dev destek
Kırsal Kalkınma Yatırım Programı'nın 17. etap sonuçları açıklandı. Bingöl'de 20 proje hibe desteği almaya hak kazanırken, üreticilere sağlanacak toplam hibe tutarı 275 milyon 231 bin 674 TL oldu. Destek kapsamında 13 yeni tesis kurulacak, 7 projede ise kapasite artırımı ve modernizasyon yapılacak.
23.09.2026
15:54
Bingöl`de okul pansiyonunda asansör kazası! Bir öğrenci yaralandı
Bingöl'de okul pansiyonunda asansör kazası! Bir öğrenci yaralandı
Pansiyon yemekhanesinde kullanılan yük asansöründe meydana gelen kazada 15 yaşındaki bir öğrenci yaralandı. Öğrenci Bingöl Devlet Hastanesine sevk edildi. Bingöl Valiliği, kazanın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla adli ve idari inceleme başlatıldığını açıkladı.
23.09.2026
15:24
Fon soruşturmasında kritik soru: Yatırımcı parasını nasıl alacak?
Fon soruşturmasında kritik soru: Yatırımcı parasını nasıl alacak?
Türkiye'nin gündemindeki fon soruşturmasında 23 Eylül itibarıyla tutuklu sayısı 9'a yükseldi. 51 kişi hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve malvarlığı tedbirleri uygulanırken, bazı isimlerin tüm malvarlıklarına yönelik yeni tedbir kararları alındı. Öte yandan SPK'nın tasfiye kararı verdiği 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Peki bu yatırımcıların parası geri ödenecek mi, ne zaman ve nasıl alınacak?
23.09.2026
14:55
DEM Parti BİNTSO seçimleri için kararını duyurdu
DEM Parti BİNTSO seçimleri için kararını duyurdu
3 Ekim 2026'da yapılacak Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası (BİNTSO) seçimlerine ilişkin açıklama yapan DEM Parti Bingöl İl Eş Başkanı Sedat Ormangören, seçimlerde herhangi bir adayı desteklemediklerini ve hiçbir adayın tarafında olmadıklarını açıkladı. Ormangören, sandıktan çıkacak sonuca ve üyelerin iradesine saygı göstereceklerini belirtti.
23.09.2026
14:39
Motorinde indirim sinyali! Gece yarısını bekleyin!
Motorinde indirim sinyali! Gece yarısını bekleyin!
Akaryakıt piyasasında gözler motorin fiyatına çevrildi. Gece yarısından itibaren geçerli olması beklenen yeni fiyat değişikliğiyle motorin fiyatlarında 5 TL'yi aşan indirim yapılması öngörülüyor.
22.09.2026
17:27
Tanrıkulu; `Kontrollü muhalefete rıza göstermedik`
Tanrıkulu; 'Kontrollü muhalefete rıza göstermedik'
Yeni Parti'nin teşkilatlanma çalışmaları kapsamında Bingöl'e gelen Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile İstanbul Milletvekili Doğan Demir, örgüt toplantısında partinin kuruluş sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Tanrıkulu, CHP'den ayrılık sürecine ilişkin kendilerine 'konforlu' bir alan önerildiğini ve iktidarı değiştirme iddiasından vazgeçmelerinin istendiğini savunarak, 'Biz buna rıza göstermedik. Bize dayatılana evet demedik' dedi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın