KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
20 Ağustos 2026 Perşembe
°C

Şifası olmayan hastalık

Avusturya'da bir kilise kayıtlarına göre, 1680 yılında doğan her 19 kişiden sadece 2'si 65 yaşına geliyorken, tam 300 yıl sonra 1980'de doğan her 19 kişiden 15'i 65 yaşına gelmektedir. Bu demektir ki.

Şifası olmayan hastalık
20 EKİM 2007 CUMARTESİ 14:49
0
1212
0
AA aa
Yaşlılar ordusu:

Avusturya'da bir kilise kayıtlarına göre, 1680 yılında doğan her 19 kişiden sadece 2'si 65 yaşına geliyorken, tam 300 yıl sonra 1980'de doğan her 19 kişiden 15'i 65 yaşına gelmektedir. Bu demektir ki “Ebedi gençlik çeşmesi” bulunamadı ama hayatta kalma süresi uzadı.

Yaşlı nüfus böyle çoğalınca yaşlanma ile ilgili sorunlar da önümüze yığıldı. Konunun hastalık boyutunu bir kenara bırakıp yaşlanmanın psikolojisini ve bu sevgiye muhtaç insanlara nasıl yardım edebileceğimizi düşünelim.

Yaşlanma psikolojisi:

Yaşlılık psikolojisi yerine yaşlanma psikolojisi ifadesi kullanılmalıdır. Çünkü insan doğar doğmaz yaşlanmaya başlar, beyin hücreleri eskimeye başlar. İyi bir yaşlılığın temelleri de hayatın ilk yıllarında atılır.

Yaşlanma, eskime, canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir. Yaşlanan insanın saçları beyazlar, cildi kırışır ve beli bükülürken psikolojik yapısında da değişiklikler olur.

Azalan psikolojik yetiler:

Zeka parlaklığı azalır, yeni şeyler öğrenmek zorlaşır, hafıza zayıflar, girişim ruhu ve ataklığı geriler.

Artan psikolojik yetiler:

Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir, mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır; muhakeme güçlüdür; yerinde yargılara daha kolay varılır. Bilgi birikimi ve tecrübe, olgun kişilikle birleşirse mutlu ihtiyarlar ortaya çıkar. Daha tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı olurlar.

Yaşlı-Genç farkı:

Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık. Diğer bir ordu düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az. İkinci ordu birinci orduyu her zaman mağlup eder.

Büyük işler bedensel güçten ziyade, yerinde, doğru düşünme ve hedefleri geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği değil, akıl keskinliği esastır.

Demek ki yaşla kaybolan yetiler yerine, önemli kazanımlar varsa, kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

“Eski”ye aşırı bağlılık ve “Yeni”den korkma:

Böyle yaşlılar sürekli eski hatıralarını anlatırlar, savaş, askerlik hatıraları bitmez. Dün evine gelen misafiri unutur ama, 50 yıl önceyi bütün ayrıntılarıyla anlatır. Aile artık bunları ezberlemiştir.

Böyle yaşlılar eski alışkanlıklarını değiştirmekten çok rahatsız olurlar. Evin odası, duvarda tablo, radyonun yeri değişse huzursuz ve hırçın olurlar. Hatta sigara izmaritlerini biriktirmeye varan “biriktirme hastalığına” tutulabilirler.

Yeni şeylere karşı tepki bazen “fobi” derecesine çıkar, yeni ayakkabı, yeni elbise bile istemezler. Yeni ne varsa çirkindir, kötüdür.

Egoizmin belirginleşmesi:

Bazı yaşlılar sürekli gençleri eleştirirler, kendi gençliklerini överler. “Küçüğün büyüğe saygısı yok, kimse haddini bilmiyor” diye tenkit ederler. Hatta haklarının yendiğini, aslında memleketin onlardan çok hizmet beklediğini, memleketi kendilerinden mahrum bırakmanın çok büyük hata olduğunu tekrarlayıp dururlar.

Treni kaçırma duygusu:

Seksüel fantazilere kapılıp, kırk yıllık eşini terk edip, torunu yaşındakilerle evlenen yaşlılar vardır. Gençliğini ve zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler.

Sağlığa aşırı düşkünlük:

Yaşama ateşi beklenenin tersine yaşlandıkça daha çok artmaktadır. Bir çok gencin farkına varmadığı bir şey, yaşlıların hayatı daha çok sevdiğidir. Bu nedenle yaşlı bir insan sağlığının ihmal edildiği, kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.

Artan tutkular:

“Hırs-ı piri” sözü bazı yaşlıları çok güzel tarif eder. Annesinin memesini bırakamayan bebek gibi bazı yaşlılarda mal-mülk ve şöhret tutkusu çok alevlenir.

Kişilik özelliklerinin aşırılaşması:

Cami yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi, ne kadar yaşlansalar da bazı yaşlılar daha çok cimrileşir, daha çok kavgacı-geçimsiz olurlar. Dayanılmaz ihtiyarlığın temeli, çocukluk dönemlerinde atılmaktadır.

Yalnızlık duygusu:

Yaşlı bir insanın en önemli psikososyal sorunudur. Yaşlı bir insan çok lüks bir huzurevine veya hastaneye bırakıldığında eğer yalnızlık duygusuna kapılmış ise ani bir çöküş ve ölüm yaşayabilir. Çocuklarını ve torunlarını göremeyen anne ve babanın duyguları hayat yükünü zor taşır.

Ölüm korkusu:

İnsanların evrensel korkusu, ama kaçınamadığı bir gerçektir “ölüm”. Yaşlılarda saçın ağarması ile beraber ruhun ağarması da vardır. Ölüm ruhu ağartan en önemli sebeptir. Ölüme yaklaşmanın bilincinde olan bir ihtiyarı rahatlatan, ancak ve ancak “iyi bir hayat felsefesi”dir. Ölümü terhis teskeresi gören, Allah'a kavuşmak, sevdiğine kavuşmak “Şeb-i Arus” gören ihtiyar ne mutludur. Yoksa her sabah uyandığında idam sehpasına bir adım daha yaklaşan insan duygusu kadar bireye acı veren bir duygu olamazdı.

Çaresizlik duygusu:

Eski fizik gücünde olmayan, bazı rahatsızlıkların etkisi ile rahat olmayan, zevk ve keyif verici bazı yaşantılarını kaybeden, verimli ve üretken bir işten mahrum olan, her an ölüme yaklaştığının farkında olan bir yaşlı, kendisini çok aciz, zayıf hisseder. Bu duygular içindeki insana en önemli yardım, aile ve çevrenin desteği ve iyi bir hayat felsefesidir.

BAZI YANLIŞ YARGILAR:

Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:

Yaşlılıkta sadece dermansızlığın çaresi yoktur, ama kişi iyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir. “Ben yaşlandım, ölsem daha iyi” düşüncesi yaşlılardaki depresif düşüncelerden birisidir. Yaşadığı günün değerini bilen insan böyle bir yanlış yargıya önem vermeyecektir.

Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma duygusu:

Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan “öğretmesini isteyen” gençlerle dolu bir yaşlılıktan daha hoş ne olabilir.

Yaşama sevinci yaşlılık döneminde kaybolur, gençlik yaşamın mutlu dönemi, yaşlılık hayatın mutsuz dönemi düşüncesi:

Yaşlılık sorunların olduğu bir dönemdir. Fakat karamsar gözlükle bakan bir kişiyi cennete koysanız da rahatını bozacak şeyler bulabilir.

Gerçekçi hayat felsefesine sahip olan insan en ufak şeylerden mutlu olabilir. Uçan bir kuş, kedinin çevresinde dolaşması ona zevk verebilir. Beklenti düzeyini yüksek tutan, ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını istediklerinden, mutlu olamazlar.

Hayattan çok şey istemeyeceğiz, bize verdiklerinin kıymetini bileceğiz. Böylece kendimizi çok daha iyi hissedebiliriz.

Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak yerine yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıca olmaz mı?

Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:

Emekli olduktan sonra üretken olmayı beceren insanlar daha genç yaşlanmaktadırlar. Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları, emeklilik sonrasında süratle bozulmaktadır. İsmet İnönü, Faruk Gürler, İran Şahı Rıza Pehlevi emekliliklerini felaket olarak değerlendirdikleri için olsa gerek altı ay içinde kanser veya ağır hastalıktan vefat ettiler.

İnsanoğlu eli tutup, şuuru yerinde olup ayakta durduğu sürece çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.

YAŞLILIĞA UYUM

Sağlıklı bir yaşlılık için olumsuz etkenler, olumlu hale çevrilmelidir.

1- Beyin tıpkı makine gibi bir alettir. İyi bakılırsa ömrü uzun olur ve erken yıpranmaz.

Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler öğrenmesinin, uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir.

Yaşlanmaktan korkan insan “Çalışan demir ışıldar” sözüne uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir. Beyin tıpkı bir kuyu gibidir. Suyu alındıkça açılır, bollaşır.

2- İyi beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini, doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir. E vitamini, beyin hücrelerinin öksitlenmesini önlemekte yani serbest radikalleri gidermektedir.

3 – Gençlik ve erişkin yaşam biçimi yaşlılığa en iyi hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat felsefesi olması, yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.

4 – Kendisini yalnız hissetmeyen, ailesinin, çocuklarının, yakınlarının yanında olacağını düşünen yaşlı birey kendisini daha güçlü hissedecektir. Çocuğunun bir”Alo” demesi, birkaç güzel sözle gönlünü alması ileri yaştaki insana en büyük hediyedir.

5 – Dindarlaşma süreci: Yaşlandığını hisseden,çok sevdiği, çok güvendiği gençlik ve dünya zevklerinin ona “Elveda” demeye hazırlandığını düşünen bir yaşlı için ümit ve teselli gerekmektedir. Bir taraftan yaşlılığın getirdiği sorunlar, hastalıklar, yalnızlık duygusu, yetersizlik-güçsüzlük hisleri, diğer taraftan gençliğin ve güzel günlerin özlemi ile ölüme yaklaşmanın bilincinde olma ikilemi ileri yaştaki insanı kaosa sokar. Böyle zihinsel ve duygusal karmaşa içindeki bireyin ümit ve tesellisi inançları olmaktadır.

Gençliğini, kaybettiği zevk ve güzellikleri düşünüp hasret ve hüzünle elem çekerken ilahi mesajlar ona güç ve huzur verebilecektir. “Ahiret var ve bakidir, dünyadan daha güzeldir, dünya bütün şaşası ile beraber ahiretin yanında zindan hükmündedir, Ölüm Allah'a kavuşmaktır” gibi semavi mesajlar inançlı bireyi daha dindarlaştıracaktır. Böylece maddeci keskinliklerden uzak dünyada varolmanın anlamını ve derin ışığını bulan insan geleceğini daha aydınlık görecek ve belirsizlikten kurtulacaktır. Dindar yaşlılardaki huzur, esenlik ve kendisi ile barışık olmanın sırrı bu olsa gerektir.

Sonuç olarak yaşlılığı sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değil, hoş yanlarının da olduğu bir hayat kesiti olduğunu düşünmek yaşlıyı mutlu edecektir, ruhundaki fırtınaları dindirecektir.



Haber7
YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
20.08.2026
01:04
Bingöl`den bir Sadin Babo geçti
Bingöl'den bir Sadin Babo geçti
Bingöl'ün sevilen simalarından Sadin Babo, geride yüzlerce hatıra, sıcak bir tebessüm ve gönüllerde silinmeyecek bir iz bırakarak hayatını kaybetti. Mehmet Emin Barslan, Sadin Babo'nun ardından kaleme aldığı duygu yüklü yazısında, onun yalnızca bir insan değil, değişen Bingöl'ün hafızasında yaşayan bir değer olduğunu anlattı.
20.08.2026
01:02
Bingöl`e 190 okul bahçe görevlisi kontenjanı
Bingöl'e 190 okul bahçe görevlisi kontenjanı
Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde okulların güvenliğini artırmak amacıyla planlanan 30 bin okul bahçe görevlisinin illere göre kontenjanları belli oldu. Bingöl için 190 kişilik kontenjan ayrıldı. Görevlilerin yaklaşık 9 ay süreyle çalıştırılması ve ücretlerinin asgari ücret seviyesinde olması planlanıyor.
20.08.2026
01:00
Uçar:
Uçar: '100 yıl sonra tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız'
Bingöl'de 'Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz' buluşmaları kapsamında yeni sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, yeni sürecin Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalıcı barış açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Meclis'teki çerçeve yasanın sürecin başlangıcı olarak değerlendirilmesi ve toplumsal desteğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Uçar, Türkiye'nin 100 yıl önce kaybettiği bir fırsatın yeniden ortaya çıktığını vurguladı.
20.08.2026
00:59
MEB`den yeni eğitim yılı genelgesi
MEB'den yeni eğitim yılı genelgesi
2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül'de başlayacak. Millî Eğitim Bakanlığı'nın 81 ile gönderdiği genelgeyle okullarda cep telefonu kullanımından deneme sınavlarına, veli görüşmelerinden kayıt ücretlerine kadar birçok başlıkta yeni dönemde uygulanacak esaslar belirlendi. Bakanlık dışındaki deneme ve tarama sınavlarına okullarda izin verilmeyecek, veli görüşmeleri ise yalnızca Okul Randevu Sistemi üzerinden yapılacak.
20.08.2026
00:57
Bingöl-Muş yolunda kaza: 3 yaralı
Bingöl-Muş yolunda kaza: 3 yaralı
Bingöl-Muş karayolunun Kardeşler köyü mevkisinde iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Bingöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
20.08.2026
00:53
Bingöl`de HİZMET-İŞ kongresi! Akdemir güven tazeledi
Bingöl'de HİZMET-İŞ kongresi! Akdemir güven tazeledi
HİZMET-İŞ Sendikası Bingöl Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel kurulda Abdülmecit Akdemir yeniden şube başkanlığına seçilerek güven tazeledi. Kongrede çalışma hayatının sorunlarından taşeron işçilere, KİT'lerdeki kadro beklentisinden vergi adaletine ve 'Terörsüz Türkiye' hedefine kadar birçok başlık gündeme geldi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın