Tosun: 'Bingöl'ün Altındaki Güç, Bölgenin Geleceğini Değiştirebilir'Bingöl ve çevresindeki jeotermal yatırımlara karşı başlayan direniş üzerine değerlendirmelerde bulunan Jeotermal Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Tosun, Bingöl'ün fay hatları üzerindeki konumunun yalnızca deprem riskiyle değil, aynı zamanda jeotermal potansiyeliyle de bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.![]() Bingöl Karlıova ve Muş Varto'da gerçekleştirilmesi planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projelerine karşı yapılan protestolar ve mitinglerde, halk ve sivil toplum örgütleri ile siyasi partiler, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” mottosuyla tepkilerini paylaşırken, Jeotermal Yatırımcıları Derneği (JEMYAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Tosun, JES yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Doğru bilinen yanlışlar” olarak nitelendirdiği yatırımların gerçek yüzüyle ilgili açıklamalarda bulunan Tosun, Bingöl'ün sahip olduğu jeotermal kaynak potansiyelinin doğru planlama, bilimsel etütler, çevreye duyarlı teknoloji ve şeffaf kamuoyu bilgilendirmesiyle bölge ekonomisi için güçlü bir fırsata dönüşebileceğine dikkat çekti. JES yatırım detaylarını aktaran ve “Bu yaklaşım benimsendiğinde jeotermal enerji, Bingöl için yalnızca bir enerji yatırımı değil; tarımı, turizmi, istihdamı ve yerel üretimi destekleyen çok yönlü bir kalkınma fırsatı olabilir” diyen Tosun, bu bilgileri aktardı; Dünyada jeotermal enerji, enerji dönüşümünün giderek daha fazla öne çıkan başlıklarından biri haline geliyor. The Economist'in 18 Kasım 2025 tarihli “It's gettin' hot in here: Geothermal's time has finally come” başlıklı analizinde de jeotermalin yeni teknolojilerle birlikte elektrik üretimi, ısıtma ve gıda güvenliği açısından daha stratejik bir kaynak haline geldiği vurgulanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı ise jeotermali elektrik üretimi, ısıtma ve soğutma için büyük potansiyel taşıyan yenilenebilir bir kaynak olarak değerlendiriyor. Türkiye'de de jeotermal enerji yalnızca elektrik üretiminde değil; termal turizm, seracılık, merkezi ısıtma, sağlık turizmi ve doğal mineralli su yatırımlarında da değerlendiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de toplam kurulu gücü 1.786 MW olan 68 jeotermal enerji santrali bulunuyor. Jeotermal enerji, 2025 yılında Türkiye'nin elektrik üretiminin yüzde 3,2'sini karşıladı. Fay Hatları Yalnızca Risk Değil, Jeotermal Potansiyelin de İşaretidirBingöl, Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Varto Fayı ile ilişkili aktif tektonik kuşakların etkili olduğu bir coğrafyada yer alıyor. Bu gerçek yıllardır daha çok deprem riski üzerinden konuşuluyor. Oysa fay hatları, yer altındaki sıcak suyun dolaşımını ve bazı bölgelerde yüzeye yaklaşmasını sağlayan doğal jeolojik yapılardır. Türkiye'deki en verimli jeotermal kaynakların tamamına yakını, aktif fay kuşakları üzerinde yer alıyor. Bingöl'deki Kös Kaplıcaları ve Karlıova'nın sıcak su kaynakları bu gerçeğin yüzeye yansıyan izleri. Maden Tetkik Arama'nın Karlıova'da açtığı sondajda 70 santigrat derece sıcaklığında, saniyede 30-35 litre debide termal suya ulaşıldı. Bingöl'ün toplam jeotermal kapasitesinin yaklaşık 20 bin konutu ısıtabilecek düzeyde olduğu tahmin ediliyor.
Hollanda Modeli Bingöl İçin Neden Önemli?Yüzölçümü bakımından Türkiye'nin pek çok iline sığabilecek büyüklükte bir ülke olan Hollanda, yılda yaklaşık 140 milyar dolar tarım ihracatı yaparak dünyanın en büyük tarım ihracatçılarından biri konumunda. Bu başarının arkasında yalnızca verimli topraklar değil; modern sera teknolojileri, planlı üretim, güçlü lojistik, Ar-Ge ve teknolojiye dayalı tarım modeli bulunuyor. Hollanda'nın sera üretimindeki başarısı, Bingöl gibi jeotermal kaynak potansiyeli bulunan bölgeler için önemli bir örnek sunuyor. Çünkü jeotermal ısı, özellikle kış koşullarının sert geçtiği bölgelerde seraların yıl boyunca ısıtılmasına katkı sağlayabilir. Bingöl'deki jeotermal kaynakların doğru yatırımlarla değerlendirilmesi, modern seracılık, yıl boyu üretim, yerel istihdam ve tarımsal kalkınma açısından bölgeye yeni bir kapı açabilir. Türkiye'de Örnekler ArtıyorTürkiye'de jeotermalin bölgesel kalkınmaya katkısını gösteren örnekler giderek çoğalıyor. Denizli Sarayköy'de yaklaşık 729 dekar alanda kurulan Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi'nde üretim başladı. Bölgede 12 sera parseli ve 2 sanayi parseli bulunuyor; 7 sera parselinde domates üretimi yapılıyor. Afyonkarahisar'da jeotermal merkezi ısıtma uygulamaları, konut ve tesis ısıtmasında fosil yakıt kullanımını azaltan önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Elazığ'da ise Cip-Pelte sahasında jeotermal kaynakların termal turizm ve sera yatırımlarında değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu örnekler, Bingöl için de gerçekçi bir yol haritası sunuyor. Jeotermal kaynakların doğru kullanılması halinde şehirde jeotermal ısıtmalı seralar kurulabilir, termal tesis yatırımları gelişebilir, sağlık turizmi güçlenebilir ve yeni istihdam alanları oluşabilir. Sosyal Medyada Dolaşan İddialara Bilimsel YanıtVarto, Gımgım ve çevre köylerde dile getirilen çevre, su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanlarıyla ilgili endişeler, bölge halkının doğasına ve geleceğine sahip çıkma hassasiyetini gösteriyor. JEMYAD, bu hassasiyetin önemli olduğunu; ancak jeotermal enerji yatırımlarının etkilerinin, bilimsel veriler, çevresel etki değerlendirmeleri, sürekli denetim ve açık kamuoyu bilgilendirmesiyle ele alınması gerektiğini vurguluyor. “JES'ler suyu kirletir” iddiası: Modern jeotermal santrallerde temel prensip, yer altından çıkarılan jeotermal akışkanın çevreye bırakılmaması; enerjisi alındıktan sonra özel kuyularla yeniden yer altındaki rezervuara gönderilmesidir. Bu işleme “reenjeksiyon”, yani geri basma denir. Modern kapalı devre sistemlerde jeotermal su türbinle doğrudan temas etmez; ısısını ayrı bir akışkana aktarır ve sisteme geri döner. “JES'ler depreme yol açar” iddiası: Bingöl-Karlıova-Varto hattındaki tektonik hareketlilik, herhangi bir santralden bağımsız olarak milyonlarca yıldır var olan doğal bir jeolojik gerçekliktir. Fay hatları, yer altındaki sıcak suyun dolaşımını mümkün kılan doğal yapılardır. “Bu projeler yaşam alanlarını yok eder” iddiası: Türkiye'de jeotermal kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bu kaynaklarda faaliyet yapılabilmesi için ruhsat alınması zorunludur. Mevzuat ayrıca jeotermal akışkanın kullanım sonrasında nasıl yönetileceğini, reenjeksiyon ve deşarj süreçlerinde çevre kirliliğine neden olunmaması gerektiğini de düzenler.
Tosun: "Fay Hatları Risk Kadar Potansiyeli de Gösterir"JEMYAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Tosun, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bingöl coğrafi olarak bir fay zengini; jeolojik gerçek şu ki fay demek, jeotermal potansiyel demek. Bu potansiyeli yalnızca sıcak su kaynağı olarak değil; enerji, tarım, turizm ve istihdam başlıklarını birlikte taşıyan stratejik bir kalkınma fırsatı olarak görmek gerekiyor. Bilimsel temeli olmayan korkular bu şehrin geleceğini ve gençlerinin istihdam hakkını geciktirmemeli. Kurulacak olan AGS gibi yeni sistemler; tamamen kapalı devre, doğayla barışık ve denetimli teknolojiler olacak. Bingöl'ün bu kaynakları bilimsel veriler ve şeffaf bir süreçle değerlendirmesinin hem bölge hem de ülkemiz için hayati önem taşıdığına inanıyoruz." JEMYAD, Bingöl'de jeotermal kaynakların değerlendirilmesi sürecinde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, çevre mevzuatına tam uyum, kapalı devre teknoloji, geri basma uygulaması, sürekli izleme ve yerel paydaşlarla açık iletişim ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirtiyor. Bu yaklaşım benimsendiğinde jeotermal enerji, Bingöl için yalnızca bir enerji yatırımı değil; tarımı, turizmi, istihdamı ve yerel üretimi destekleyen çok yönlü bir kalkınma fırsatı olabilir.
YORUM YAZIN
|
|