KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
21 Ağustos 2026 Cuma
°C

Üniversitelerde korku hakim

Türkiye'de ilk kez Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversite sisteminin baskıcı, antidemokratik ve otoriter yapısı bilimsel bir araştırmayla ortaya konuldu.

Üniversitelerde korku hakim
08 EKİM 2007 PAZARTESİ 13:22
0
1028
0
AA aa
Üniversitelerde öğretim elemanlarına uygulanan ayrımcılık, baskı, eziyet, korkutma, küfür, hakaret, taciz gibi resmî olmayan cezalar bir akademisyen tarafından doktora tezine konu edildi. Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde bir eğitim yönetimi sorunu olarak öğretim üyelerine uygulanan informel (resmî olmayan) cezalar araştırıldı. Yard. Doç. Dr. Erkan Yaman'ın yaptığı araştırmanın tez danışmanlığını Prof. Dr. Hoşcan Ensari yapmış. Buna göre üniversitelerimizin genel görünümü şöyle: "Korku kültürü hakim. Baskıcı ve otoriter yönetim anlayışı üniversiteyi yozlaştırıyor. Akademisyenler sürekli sindiriliyor, tehdit ediliyor. Adam kayırma ve yandaşlık had safhada. Öğretim elemanları bu ortamda bilim üretemiyor ve mutsuz."

Halen Sakarya Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Erkan Yaman, doktora tezini Türkiye'nin değişik bölgelerindeki üniversitelerde informel cezalara maruz kalmış öğretim üyeleri ile yüz yüze görüşmeler yaparak gerçekleştirdi. Araştırmaya göre üniversitedeki otoriter yapı sisteme uymayan öğretim üyelerine yasa ve yönetmeliklerde yer almayan cezalar veriyor. Bu cezalar tutum ve davranışlar yoluyla şu şekilde tezahür ediyor: "Ayrımcılık, kayırma, yıldırma, korkutma, ihmal, sömürü, istismar, bencillik, işkence, eziyet, şiddet, baskı, saldırganlık, iş ilişkilerine politika karıştırma, hakaret ve küfür, bedensel ve cinsel taciz, görev ve yetkinin kötüye kullanımı, dedikodu, dogmatik davranışlar, yobazlık, bağnazlık."

Araştırmada üniversitelerde oluşturulan korku kültürü, öğretim üyelerinin anlatımlarıyla ele alınıyor. İsmi açıklanmayan bir araştırma görevlisi, üniversitelerde askerî hiyerarşik yapılanmanın bir benzerinin varlığına dikkat çekerek şöyle konuşuyor: "Bir akademisyen düşünün ki bağımsız düşünce süreçlerini ve doğru bildiğini her fırsatta ifade etmesi gereken bir bilim insanı tuvalete giderken dahi izin isteyecekti. Bu korkunç bir manzaraydı." Akademisyenlikte usta-çırak ilişkisi bulunması, amirin onayı olmadan bir şey olunamayacağı sonucunu doğuruyor. Bu da insanların hak aramadan çekinme ve korkuyu beraberinde getiriyor. Böylece ideolojik yapılanma ve kadrolaşma da etkisini devam ettirebiliyor.

Resmî olmayan cezalar arasında yöneticilerle ters düşen öğretim elemanlarına ambargo uygulanması da bulunuyor. Bir yardımcı doçent, yöneticilerle ters düştüğü için üniversitedeki memur ve müstahdemlere varıncaya kadar herkese kendisiyle konuşulmaması talimatı verildiğini ifade ediyor. Öğretim üyesi, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Tabii ki kimse bizimle arkadaş olmuyordu korkudan. Korkuyorlardı insanlar, memur ve hizmetliler dahil. Onlara bizim için 'düşman öğretim üyeleri' denmişti. Maalesef korkunç. Akademik camiada bunları da yaşadık."

Yard. Doç. Dr. Erkan Yaman, Türkiye'nin en önemli sorununu aydınların henüz bu korku kültürünü tartışmaya dahi açamaması olarak görüyor ve şu yorumu yapıyor: "Korku kültürü bir dünya görüşü, yaşama bakış tarzı, diğer insanlarla paylaşılan bir algılama zemini oluşturur. Bu algılama zemini, insanın özünü, onurunu, tekliğini önemsemez; bu zeminin önemsediği en önemli faktör güçtür. Bu bir kültürdür ve ülkemizdeki insanlar bu kültürün içinde yoğrulmuşlardır... Türk toplumunun en can alıcı sorunu budur. Nitekim araştırmamızın bulgularında da öğretim elemanları, çalıştıkları fakülte ya da bölümlerde yöneticileri tarafından oluşturulan korku kültürünün onlarda ciddî düzeyde olumsuz örgüt iklimi algısının ve sorunların oluşmasına neden olduğunu belirtmiştir."

Bilimsel araştırmada öğretim üyelerinin en çok şikayet ettiği konuların başında öğretim elemanlarına akademik yükseltmelerde kadro verilmemesi veya engellenmesi; yaptıkları bilimsel çalışmalara değer verilmemesi; yayınlarının yöneticiler tarafından olumsuz biçimde eleştirilmesi gibi davranışlar geliyor.

Üniversitedeki baskı, hocaları hasta ediyor

Üniversitelerdeki baskı ve sindirme kültürü, akademik camianın en alt mertebesi kabul edilen araştırma görevliliğinden itibaren oluşturuluyor. Araştırma görevlisinin geleceği, iş hayatı ve yükselmesi sürekli bir üst amirinin elinde olduğu için özel işlerde kullanıldığına vurgu yapılıyor. Araştırma görevlileri, informel cezaya maruz kalmamak için öğretim üyeleri ve yöneticilerin derslerine giriyor; ama ücretini başkası alıyor, onlar adına akademik çalışma yapıyor; ama ismi yazılmıyor, özel işlerinde kullanılıyor veya çanta taşıtılıyor. İnformel cezaların öğretim elemanı üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri de doktora tezinde araştırıldı. Buna göre cezaya maruz kalan akademisyenlerde kronik uyku bozukluğu, kronik yorgunluk sendromu, aşırı kilo alma veya verme, boyun ve sırt ağrıları, kalp ritim bozukluğu, ağız kuruluğu, sersemlik hissi, kontrolünü yitirme korkusu, titreme ve seğirmeler, nefes almada zorluk, alerjik reaksiyonlar, baş ağrısı veya migren, kaşıntı ve döküntüler, saçlarda beyazlaşma veya dökülme gibi fiziksel etkiler görüldü. Cezaların en önemli psikolojik etkisi ise stres, mutsuzluk ve hüzün olarak ortaya çıktı.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
20.08.2026
01:04
Bingöl`den bir Sadin Babo geçti
Bingöl'den bir Sadin Babo geçti
Bingöl'ün sevilen simalarından Sadin Babo, geride yüzlerce hatıra, sıcak bir tebessüm ve gönüllerde silinmeyecek bir iz bırakarak hayatını kaybetti. Mehmet Emin Barslan, Sadin Babo'nun ardından kaleme aldığı duygu yüklü yazısında, onun yalnızca bir insan değil, değişen Bingöl'ün hafızasında yaşayan bir değer olduğunu anlattı.
20.08.2026
01:02
Bingöl`e 190 okul bahçe görevlisi kontenjanı
Bingöl'e 190 okul bahçe görevlisi kontenjanı
Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde okulların güvenliğini artırmak amacıyla planlanan 30 bin okul bahçe görevlisinin illere göre kontenjanları belli oldu. Bingöl için 190 kişilik kontenjan ayrıldı. Görevlilerin yaklaşık 9 ay süreyle çalıştırılması ve ücretlerinin asgari ücret seviyesinde olması planlanıyor.
20.08.2026
01:00
Uçar:
Uçar: '100 yıl sonra tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız'
Bingöl'de 'Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz' buluşmaları kapsamında yeni sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, yeni sürecin Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalıcı barış açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Meclis'teki çerçeve yasanın sürecin başlangıcı olarak değerlendirilmesi ve toplumsal desteğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Uçar, Türkiye'nin 100 yıl önce kaybettiği bir fırsatın yeniden ortaya çıktığını vurguladı.
20.08.2026
00:59
MEB`den yeni eğitim yılı genelgesi
MEB'den yeni eğitim yılı genelgesi
2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül'de başlayacak. Millî Eğitim Bakanlığı'nın 81 ile gönderdiği genelgeyle okullarda cep telefonu kullanımından deneme sınavlarına, veli görüşmelerinden kayıt ücretlerine kadar birçok başlıkta yeni dönemde uygulanacak esaslar belirlendi. Bakanlık dışındaki deneme ve tarama sınavlarına okullarda izin verilmeyecek, veli görüşmeleri ise yalnızca Okul Randevu Sistemi üzerinden yapılacak.
20.08.2026
00:57
Bingöl-Muş yolunda kaza: 3 yaralı
Bingöl-Muş yolunda kaza: 3 yaralı
Bingöl-Muş karayolunun Kardeşler köyü mevkisinde iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Bingöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
20.08.2026
00:53
Bingöl`de HİZMET-İŞ kongresi! Akdemir güven tazeledi
Bingöl'de HİZMET-İŞ kongresi! Akdemir güven tazeledi
HİZMET-İŞ Sendikası Bingöl Şubesi'nin 2. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel kurulda Abdülmecit Akdemir yeniden şube başkanlığına seçilerek güven tazeledi. Kongrede çalışma hayatının sorunlarından taşeron işçilere, KİT'lerdeki kadro beklentisinden vergi adaletine ve 'Terörsüz Türkiye' hedefine kadar birçok başlık gündeme geldi.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın