Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
12 Ağustos 2020 Çarşamba
°C
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com

Çözüm, çözülmeye dönmesin

27 AĞUSTOS 2015 PERŞEMBE 13:59
0
6009
1
AA aa

Yıllarca bu topraklarda tarifi zor acı ve dramlara sahne olan terör olaylarının sona ermesi anlamına gelen, büyük umutlarla başlayan ve toplumun ezici çoğunluğundan destek bulan çözüm süreci hepimizin bildiği gibi maalesef rafa kalktı.

Adeta bir ateş çemberinin içerisinde yer alan ve dolaylı yollardan haçlı ittifakı taarruzlarına maruz kalan Türkiye açısından, çatışma sürecinin en acımasız boyutuyla bu kadar kritik bir zamanda yeniden başlaması tarihi ve hayati bir önem arz ediyor.

Türkiye, dâhili düşmanları en az harici düşmanları kadar fazla olan özelliğiyle, yeryüzünde başka bir örneği olmayan bir ülke. Bu da doğal olarak tehlikeyi en az ikiye katlayan bir durum.

Bedeli ne olursa olsun, Türkiye bu süreci millet vicdanına uygun bir şekilde ortadan kaldırmak ve kendi yürüyüşüne devam etmek zorundadır. Anadolu coğrafyasına yüklenen ağır sorumluluk bunu tarihi bir görev kılıyor.

Sınırlarımızda yaşanan son derece şiddetli ve acımasız terör olayları artık bir vakadır. O halde bu toplumun âlimlerine, entelektüellerine, mürekkep yalamışlarına, siyasetçilerine düşen görev, bu elim vakanın sebeplerinin doğru tahlil edilmesi ve çözüme yönelik somut, vicdani ve gerçekçi adımlar atmak veya atılmasını sağlamaktır.

Kınamalar, lanet okumalar, karşılıklı hakaretler ve suçlamalar, sloganlarla bir mesafe alınamayacağı açıktır. Sorumluluk sahibi her kişinin yapması gereken, hiçbir kaygı ve korku taşımaksızın sadece bu milletin huzurunu ve geleceğini esas alarak somut ve net bir duruş ortaya koymaktır.

Şu bir gerçek ki; çözüm sürecinde her şey yolunda gidiyorken ve sürecin artık mutlu sonla bitmesine zahirde çok yaklaşılmışken, bir anda her şeyin ters düz olması ve adeta ölümüne bir çatışma ortamının doğması oldukça düşündürücü..

Ancak, gelinen bu noktanın sadece Türkiye’deki siyasi gelişmeler ve siyasi kişiliklerin tavırlarıyla açıklanması bir hamlık örneği olur.  

Ortadoğu’nun geleceğini ve coğrafi sınırlarını kendi çıkarlarına göre dizayn etmek isteyen güçlerin, bu amaca yönelik düşüncelerinin başında güçsüz, iradesiz, aktif ve yönlendirici bir dış politikası olmayan, ekonomisi zayıf ve edilgen bir Türkiye oluşturmaktır.

Bu amaçlarına kısa vadede ve en hızlı şekilde ulaşmalarını sağlayabilecek unsur olarak, Türkiye’de oluşturulacak bir iç savaş ve siyasi istikrarsızlık ortamını görüyorlar.

Dost ve müttefik taklidi yapan haçlı ittifakı ile tarihinin her döneminde Müslümanlardan başka bir ülkeyle savaşa tutuşmamış, Şiiliği adeta dinin yerine ikame eden katı ve yayılmacı bir politika izleyen İran, bu planların en büyük aktörleri olarak karşımızda.  

Millet olarak yakalandığımız bu hastalığa bir şifa bulabilmemiz için, hastalığı ortaya çıkaran sebepleri, hangi mikrobun vücuda nereden ve nasıl girdiğini bilmemiz gerekir. Bu sebeple sağlıklı bir teşhis koyabilmek için, bazı kesimlerin kendilerine ideolojik hayali dünyalar yaratıp bütün dünyayı o küçücük dünyadan ibaret sanarak slogan ve nutuklar almak yerine, artık gözlerini dünyaya açarak tablonun tamamını görmeleri gerekiyor.

Yaşanan bu kaotik ortama dair, meseleyi biraz daha somutlaştırmak adına şu sorulara bir cevap aranması gerekir;

- Kandil’e yapılan hava harekâtından önce, çözüm sürecinin tek taraflı olarak bitirildiğine dair Kandil’den yapılan açıklamayı ne ile açıklayacağız?

- Çözüm süreci devam ederken pkk’nın şehirlerde silah yığınağı yapmasını, hendekler ve tüneller kazmasını, eylemlere yönelik olarak örgütlenmesini daha da güçlendirmesini ne ile açıklayacağız?

- Bazı yollara ve belirli noktalar daha sonra patlatılmak üzere patlayıcılar yerleştirilmesini ne ile açıklayacağız?

- Suruç saldırısının daha failleri dahi tespit edilmemişken, bu saldırıları hükümetin yaptırdığını iddia edip arkasından en savunmasız anlarında güvenlik güçlerine ve sivil insanlara yapılan saldırıları ne ile açıklayacağız?

Çözüm süreci henüz rafa kalkmamışken gerçekleşen bu tarz eylemlerin, çözüm sürecinin gerçekleşmesine dair adımlar olduğu herhalde iddia edilemez.

Eğer bu ve benzeri eylemler Kürt meselesinin çözümüne dair bir takım meşru taleplerin yerine getirilmemesinden kaynaklı olduğu iddia edilirse; o halde bu taleplerin ne olduğu, Meclis’te ve siyasi yollardan ne zaman ve nasıl dile getirildiği sorusunun da kabul edilebilir bir cevabının olması gerekir.

 O halde sebep ne idi?

Çözüm süreci devam ediyorken, çözülme sürecinin alt yapısının hazırlanması ne anlama geliyor?

Maalesef bu soruların cevabını sadece iç politika ve iç gelişmelerde bulmak mümkün değil.

 Netice olarak; Bu coğrafyada yaşanacak bir iç savaş, yaşanacak bir kaos ve belirsizlik ortamı, yaşanacak bir ekonomik ve sosyal çöküntü, yaşanacak bir baş aşağı düşüş, Kürdün de, Türkün de, Arabın da felaketi olacaktır.

Sorumluluk makamındaki herkesin, bu medeniyetin köklerini, ruhunu, tarihi misyonunu, geleceğini merkeze koyarak bu tabloyu doğru okuması ve gereken adımları doğru zamanda ve doğru bir usulle atması hayati önem arz ediyor.

Birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız demiyorum. Zira birlikte yaşamayı zaten biliyoruz. Birlikte yaşanılmış asırlar bunun en açık örneğidir. Esas mesele birlikte yaşamamızı istemeyenlerle birlikte olmamaktır.  

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Oya YOLASAN (@Misafir_19275)
17 Eylül 2015 Perşembe 21:29
Savaş bey agziniza sağlık.. bir sorun ve çözümü âncak bu kadar güzel dile getirilebilir.dusunceler iniz çok aydınlatıcı dusunupte dile getiremediğim fikirler.. Çok tskr ederiz...
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın