KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Haziran 2024 Pazar
°C
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com

Psikolojik açılım ve yağmursuz çatı

06 AĞUSTOS 2014 ÇARŞAMBA 21:52
0
5503
0
AA aa

Türkiye tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilecek olması, son yıllarda yaşanan birçok ilkler arasında önemli bir ilk olma özelliğine sahip.

Ülke yönetimindeki en üst noktadaki makamın sahibi olacak kişinin seçiminin artık meclis yerine halk tarafından seçilmesi, gelecek açısından bir takım açılım ve yenilikler açısından da psikolojik bir kırılma noktası mahiyetinde.

Zira süregelen bir uygulamayı birdenbire değiştirme eylemi, başarı açısından tek başına yeterli olmayabilir. Başarı için, bu işin olabileceğine ilişkin insanlarda bir meşruiyet ve inanç da olmalıdır.

Biraz açmak gerekirse; örneğin Türkiye'de bir gün başkanlık sistemi veya buna benzer bir sistemin gelebileceği konusunda toplumun hiçbir beklentisi yoktu. Çünkü insanların kafasına sürekli tek bir devlet idaresi anlayışı empoze edilmiş ve alternatiflerin ve yeniliklerin düşünülebileceği alanlar imha edilmiştir veya oluşmalarına izin verilmemiştir.

Son yıllarda değişik neviden birçok konuda alışılmışın çok ötesinde cereyan eden değişim ve yenilikler, insanlardaki ezilmişlik, ürkeklik, umutsuzluk gibi ruh hallerini ortadan kaldırarak daha öz güvenli, uyumlu, üretken ve sorgulayabilen bir ruh halini ortaya çıkardı.

Halkın devletin en tepe noktasındaki kişiyi doğrudan kendi oylarıyla seçecek olması, aslında halk ve devlet idaresi arasında şimdiye kadar gerçekleşen en yakın fiziki temastır. Millet iradesinin aracısız olarak doğrudan doğruya en tepe noktayı belirlemesi, bu makamın millete karşı olan sorumluğunu, önemini ve ağırlığını da doğrudan etkileyecektir.

Seçilenler tarafından değil, seçenler tarafından seçilen bir makam milletin makamıdır. Kendi makamını seçen bir millet kendi devlet başkanını da seçebilme ruhunu ve öz güvenini de kazanmış olur. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte Türkiye'nin yeni bir sisteme adım atılması anlamında girişimlerinin olması da şaşılacak bir şey olmayacaktır.

Yeni bir sistem arayışını diktatörlük özlemi olarak yansıtmak isteyen bazı çevrelerin esas amaçları, diktatörlük ve baskılarla dolu kendi geçmişlerine duydukları derin özlem ve saltanatlarının bir daha geri gelmeyecek şekilde ortadan kaldırılma korkusundan ibarettir.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Cumhurbaşkanlığı seçiminin sadece Türkiye açısından değil, özellikle Ortadoğu ve İslam dünyası açısından büyük önem taşıdığı açık. Türkiye'deki pozitif yönlü esaslı gelişmelerin tüm bölgeyi de yakından ilgilendirdiği ve merakla izlendiği de açık.

Kötü niyetli birilerinin bu süreci sabote etme, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme türünden bir takım oyunlar ve projeler içerisine girmesi de tecrübelerimizin ve mevcut gelişmelerin bize net olarak gösterdiği bir vaka.

Mesela; Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ne CHP, ne de MHP tabanı tarafından asla benimsenmeyen bir insan olmasına rağmen bu iki büyük çaplı partinin ve bir kısım marjinal tabela partisinin ortak adayı olması, sadece Türkiye'nin iç siyaseti ile izah edilemeyecek kadar dikkat çekici. Bu partilerin bu adayı hazmedememelerine karşın kendi adayı olarak kabul etmeleri CHP açısından hiç de şaşılmayacak bir şey olsa da, MHP açısından şaşırtıcı bir durum. Hamasetin ve hırsın insan gözünün görme düzeyine olan etkisi açısından önemli bir veri. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” sözüne katılan bu yeni anlamla birlikte artık “Düşmanımın düşmanı olan düşmanım dostumdur” denilse artık yeridir.

Bir çatı ateş ve barut üzerine inşa edilmiş ise, ne ateş kalır, ne barut kalır, ne de çatı kalır. Yağmur görmeyen bir çatının varlık amacı tartışılır. Böyle bir çatının altında korunmaya değer kimse de olmaz.

Bu da bir gerçek ki; geçmiş özlemiyle millet üzerinde hala projeler üretmekten geri durmayanların gözleri karardıkça milletin gözleri daha da açılıyor. Onlar kendilerini kafeslerine kapattıkça millet yeni yeni ufuklar kazanıyor. Bu da doğal olarak statüko ve putlaştırılmış köhne düşüncelerin sonu anlamına geliyor.

Gönül arzulardı ki; herkes kendi fikirleriyle, kendi tezleriyle ortaya çıkarak bir çeşitlilik içerisinde kendini ortaya koysun ve kendi mücadelesini meşru ve demokratik bir zeminde versin. Böylece bizler de bunları söylememiş olsaydık.

Maalesef Türkiye'nin gerçekleri bu şekilde ve bu gerçekler de ileride her aşamada ve her kolda kendisi hissettirmeye devam edecektir. Dağ yükseldikçe başındaki dumanlar da artacaktır.

Çünkü bu meselenin altında partilerin mücadelesi değil, uluslararası alanda bir medeniyet mücadelesi yatmaktadır. Kısacası bu mesele hak ile batılın mücadelesinin Türkiye üzerinden cereyan eden küçük bir kesitinden ibarettir.  

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın