KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
20 Haziran 2024 Perşembe
°C
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com

Yinelenmek ve yenilenmek

28 KASIM 2014 CUMA 01:45
0
7878
0
AA aa

Ne kadar güçlü ve itibarlı olursanız olun, zamanla kendinizi yenilemeniz, gözden geçirmeniz ve bir takım yeni adımlar atmanız kaçınılmazdır. Bu husus hem bireysel, hem kurumsal, hem de toplumsal alanlarda geçerlidir.

Geride kalmamak için, kokuşmamak için, paslanmamak için hareket halinde olmalısınız ve hareketleriniz de müspet olmak zorunda. Hareketlenme adına atacağınız ilk adımlar her daim kendinize doğru olmalı, bir başka deyimle kendinizi denetlemeye yönelik olmalı. Arabanızın bakımlarını yapmadan başka arabalarla yarışamazsınız.

Bir seviyeye gelmek, her zaman orada kalınabileceği anlamına gelmeyeceği gibi, her zaman orada kalınabilse dahi gerilerde kalınmayacağının bir garantisi yoktur. Başkalarının yerlerinde durduğunun veya sürekli orada kalıyor olma olgusunun insanların zihninde eskiyen ve muteberliğini yitiren bir vaka haline gelmeyeceğinin bir garantisi yok.

Özellikle bir toplumda gücün merkezi olan iktidarların, yönetimlerin, sorumlulukları ve etkileri hasebiyle bu hususlara çok daha fazla riayet etme zorunlulukları vardır. Bir iktidarın, kendi içerisinde paslanmış, deforme olmuş, artık işlevselliğini yitirmiş parçalarını, çarkın kırılan dişlilerini daha iyisi ve yenisiyle değiştirmeyi bilmesi gerekir.

Yeri geldiğinde, değişmesi gereken şey anlayış olabilir, mantık olabilir, düşünceler olabilir. Esas gaye, öncelikle doğru olan ve hak olan yerde durabilmek yeteneği ile birlikte dünyadaki, şartlardaki, toplum algısındaki değişiklikleri önceden görerek buna göre yeni ve etkileyici reaksiyonlar geliştirebilmektir.

Türkiye'deki mevcut iktidar bu konuda ciddi bir imtihandan geçmektedir. Bu imtihanın ağırlığı sadece Türkiye'nin geldiği mevcut siyasi ve ekonomik konjonktürün yanında, aynı zamanda İslam coğrafyasında edindiği yer ve itibar ile doğrudan ilişkilidir. Sancağı kim elinde tutuyorsa, dostun gözü güvenle, düşmanın gözü de bütün yıkıcılığıyla onun üzerindedir.

Yenilenme ve gözden geçirmenin sadece tavanla ve belirli bir kademe ile sınırlı kalması da doğru olmaz. Bu kademeler çok önemli olsa da, insanlar nazarında taban ve alt kademeler de çok önemlidir. Doğru veya yanlış, çoğu insan tercihlerini ve kanaatlerini yerel düzeydeki kademelere ve bunların attığı adımlara göre şekillendiriyor.

Örneğin bir ilin yerel siyaseti, yerel aktörleri, okulları, hastaneleri v.s ile ilgili mevzularda yaşanan her türlü olumlu veya olumsuz vakalar millet nazarında bireysel tasarruflar değil, iktidarın yerele yansıyan bir aynası ve izdüşümü olarak algılanır. Bu bağlamda oto kontrol mekanizmasının yereli en ince kılcallara kadar kusursuz bir şekilde içine alması önemlidir.

Yönetim mekanizması merkezden yerele doğru genişledikçe yerel ve bölgesel özelliklerin ve algıların da etkisiyle oto kontrol ve denetim daha da zorlaşır. Yerel düzeydeki siyasi ve idari aktörlerin iş ve işlemlerinin doğru, adil ve ferasetli olması bir zorunluluk olduğu gibi, esas zorunluluk ise bu aktörlerin üst irade tarafından belirlenmesindeki ölçü ve ölçütlerin niteliğinde kendini göstermektedir.

Herkesin yerini, asli görevini ve sorumluluklarını bildiği ve sadece kendi görev ve sorumluluğunda olan alanlarda fedakârca gayret gösterdiği, kimsenin başına bir şeyler gelme endişesi taşımadan doğru ve hak bildiği bir tasarrufta bulunabildiği, yerel baskı unsurları ve yerleşmiş alışkanlıkların hak ölçülerinin önüne geçirilmediği bir yerel anlayış hepimizin özlemidir.

Yerel hataların yönetimin gücü ve geleceği anlamında Türkiye geneline yansıdığı, Türkiye geneline yansıyan her olumsuzluğun da dolaylı olarak İslam coğrafyasına yansıdığı gerçeğinin farkında olmak durumundayız.

Mesele yerelden genele doğru sorumluluğun öneminden açılmışken, sorumluluğu sadece yönetenlerin değil, yönetilenlerin de taşıdığı gerçeğini görmezden gelemeyiz. Yereldeki halkın kendi değerlendirmelerini yaparken ve karar vermedeki ölçütlerini koyarken empati yapması, gerçekçi olması ve tablonun bütünlüğünü de görmezden gelmemesi kendisi adına vicdani bir sorumluluktur. Kusur ve yanlışlara karşı ortaya konulan tepkiler uyarıcı, yapıcı ve yol gösterici olmalıdır.

Yönetenlerin ve yönetilenlerin her türlü iş ve işlemlerini ortaya koyarken ölçülü ve hakkaniyetli davranması bu toplum için en ideal yöneten-yönetilen ilişkisidir. Ancak bu karşılıklı ve sağlam ilişkiyi tesis etmek adına yönetenlere çok fazla iş düştüğü de bir gerçektir. Yöneten her zaman daha dikkatli, sorumlu ve fedakâr olmak durumundadır. Yöneten kendini yenilemek yerine kendini yinelerse toplumdan daha çok fedakârlık ve anlayış bekleme hakkını da kaybeder.

Umulur ki; yönetim mekanizması bir yandan her daim kendisine bir şeyler katarak, eksik ve aksayan yönlerini sürekli gidererek, diğer yandan güç ve iktidarların çekim ve cazibesine kapılmayı meslek edinmiş art niyetli lekelerden de kendini arındırarak azami düzeyde bir memnuniyeti ve güveni arkasına alarak ilerlesin… 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın