KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
17 Ağustos 2026 Pazartesi
°C
Ozan Şinasi
Belirtilmemiş

Burma Kadayıfın Tadı Tatlı, Hikâyesi de Öyle Kalsın

17 AĞUSTOS 2026 PAZARTESİ 01:26
0
103
0
AA aa

Bazı tatların hafızamızda ayrı bir yeri vardır.

Bir bayram sabahı evin mutfağına yayılan tereyağı kokusu, tepsinin fırından çıkarken bıraktığı o sıcaklık, üzerine dökülen şerbetin sesi… Bazen bir tatlı, yalnızca tatlı değildir. Bir şehrin çocukluğudur, bir annenin mutfağıdır, bir ustanın yıllardır elinden düşürmediği mesleğidir. İnsanların aynı sofranın etrafında buluştuğu küçük ama kıymetli bir hatıradır.

Burma kadayıf da biraz böyledir.

Bingöl'de de böyle bilinir, Diyarbakır'da da.

Şimdi Bingöl Burma Kadayıfı'nın kendi adıyla coğrafi işaret alması, elbette Bingöl açısından gurur verici bir gelişme. Bir şehrin kendi değerine sahip çıkması, onu kayıt altına alması ve gelecek kuşaklara taşıyacak bir koruma mekanizması oluşturması önemlidir. Bu nedenle bu tescilin arkasındaki emeği ve gayreti takdir etmek gerekir.

Fakat tam da sevincimizi dile getirdiğimiz şu günlerde, kullanılan bazı ifadelerin oluşturduğu algıya dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bir gelişmeyi anlatırken kullandığımız kelimeler, bazen gelişmenin kendisinden daha güçlü bir sonuç doğurabiliyor.

“Burma kadayıf artık Bingöl'ün.”

“Kadayıf artık Diyarbakır'ın değil”

“Yıllardır süren tartışmaya son nokta konuldu.”

Bu ifadeler kulağa güçlü geliyor. Hatta bir şehir adına gurur verici bile gelebiliyor. Fakat aynı zamanda okuyan veya duyan kişide, sanki Burma kadayıf üzerinde tek bir şehrin hakkı varmış ve Bingöl'ün tesciliyle birlikte Diyarbakır'ın daha önce aldığı tescil ortadan kalkmış gibi bir düşünce oluşturuyor.

Oysa mesele bundan ibaret değil.

Diyarbakır Burma Kadayıfı'nın 2017 yılından bu yana Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilmiş bir coğrafi işaret tescili bulunuyor. Bingöl'ün kendi adıyla aldığı tescil, bu tescili ortadan kaldırmıyor. İki şehir, kendi adları ve kendi tescil şartları üzerinden varlığını sürdürüyor.

Bunu bilmek, Bingöl'ün kazandığı değeri küçültmez.

Tam tersine, meseleyi doğru yere oturtur.

Çünkü Bingöl'ün Burma Kadayıfı'nı kendi adıyla tescil ettirmiş olması zaten başlı başına önemli bir kazanımdır. Bunun değerini anlatabilmek için “Artık Diyarbakır'ın değil” demeye ihtiyacımız yok.

Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.

“Burma kadayıf Diyarbakır'ın mı, Bingöl'ün mü?”

Bu soru iki şehirden birini mutlaka kazanan, diğerini mutlaka kaybeden ilan etmeye mecbur bırakıyor.

Oysa kültür böyle bir şey değil.

Bir şehrin hafızasında yer alan bir değer, başka bir şehrin hafızasında da karşılık bulabilir. Aynı ürünün farklı coğrafyalarda farklı hikâyeleri, farklı ustaları, farklı hatıraları olabilir.

Belki de sormamız gereken soru, “Kimin?” değil;

“Bingöl Burma Kadayıfı'nı Bingöl yapan nedir?” olmalı.

Çünkü bu sorunun cevabı bizi bir kavganın içine değil, kendi hikâyemizin içine götürür.

Asıl üzerinde durulması gereken bir başka mesele ise bugün bu hikâyelerin nasıl anlatıldığıdır.

Bugün sosyal medyanın en büyük sorunlarından biri, bilginin değil, iddianın daha hızlı yayılması.

Uzun bir açıklamanın içindeki en çarpıcı cümle alınıyor. O cümle biraz daha kısaltılıyor, sonra bir başlık haline geliyor, başlık bir paylaşım oluyor, paylaşımın altına yorumlar geliyor.

Bir süre sonra ilk açıklamada hiç bulunmayan bir sonuç, binlerce insan tarafından gerçek kabul edilebiliyor.

İşte “Bingöl Burma Kadayıfı tescillendi” cümlesi ile “Burma kadayıf artık Bingöl'ündür” cümlesi arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor.

İlkinde bir bilgi var, ikincisinde ise o bilginin üzerine kurulmuş bir yorum.

Fakat sosyal medyada çoğu zaman yorum, bilginin kendisinden daha hızlı dolaşıma giriyor.

Bir süre sonra insanlar tescilin ne anlama geldiğini değil, kimin kazandığını konuşmaya başlıyor.

Ve bir tatlı, bir anda iki şehir arasındaki rekabetin sembolüne dönüşüyor.

Oysa Bingöl'ün kazanması için Diyarbakır'ın kaybetmesi gerekmiyor.

Bingöl Burma Kadayıfı'nın kendi adıyla tescillenmesi zaten yeterince kıymetli bir gelişme. Bingöl bu değeri sahiplenebilir, tanıtabilir, büyütebilir. Ustalarını, geçmişini ve şehir hafızasındaki yerini anlatabilir.

Bunun için başka bir şehrin değerini küçültmeye gerek yok.

Çünkü bazen kendi değerimizi anlatmak yerine, başkasının değerini tartışmaya başladığımızda asıl hikâyeyi de kaybediyoruz.

Belki de Burma Kadayıfı üzerinden yapmamız gereken tam olarak bunun tersi.

Bingöl kendi hikâyesini anlatsın, Diyarbakır kendi hikâyesini…

İki şehir de kendi kültürel değerine sahip çıksın.

Ve biz bu hikâyeleri birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bir yarış gibi değil, bu coğrafyanın zenginliği olarak okuyalım.

Bingöl Burma Kadayıfı'nın tescili hayırlı olsun. Emeği geçenlerin emeğine sağlık.

Bu değeri büyütelim, tanıtalım, gelecek kuşaklara aktaralım.

Ama bunu yaparken kullandığımız kelimelere de sahip çıkalım.

Çünkü bazen bir şehrin kültürünü korumak kadar, o kültürü nasıl anlattığımız da önemlidir.

Ve belki de bu hikâyeden çıkarılacak en güzel ders şudur:

Bir şehrin kültürel mirasını savunmak, başka bir şehrin hafızasıyla kavga etmek anlamına gelmez.

Burma kadayıfın tadı tatlıdır.

Öyleyse bu hikâyenin dili de tatlı kalsın.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın