KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Eylül 2026 Çarşamba
Serhat Aran
Serhataran12@gmail.com

Eleştiri ve ölçü

25 OCAK 2014 CUMARTESİ 07:38
0
2838
0
AA aa

İnsanlığın, medeniyetin gelişimine katkıda bulunan önemli vasıfların başında ‘eleştirel düşünebilmek ve sorgulayabilmek' vasıfları gelir. İnsanoğlunu hakikate ulaştıran vasıflar olması hasebiyle bu vasıflar pek çok düşünür, filozof ve eğitimcinin üzerinde çokça durdukları konulardandır. Eleştirel düşünebilmek ve sorgulamak hususlarında üzerinde durulması gereken noktaların başında eleştiri ve sorgulamanın ortaya çıkarabileceği faydalar ve zararlar noktasından hareketle ‘eleştirinin nasıl olması gerektiği ya da nasıl olmaması gerektiği' üzerinde durmaktır. Bu konuya girmeden önce eleştiri kavramını kısaca tanımlamak da konunun daha iyi anlaşılması adına faydalı olacaktır.

 

Eleştiri, olumlu ve olumsuz eleştiri olarak iki başlık halinde ele alınmakta olup; herhangi bir konuda en doğruyu, en iyiyi ortaya çıkarma adına gerçekleştirilen düşünsel bir eylem olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda spor, sinema ya da edebiyat eleştirisi denildiği zaman; eleştirilen şeyin sadece olumsuz yanlarını değil bilakis güçlü ve zayıf yönlerini beraber ortaya koyarak böylece eleştiri konusu olan şeyin daha mükemmel hale getirilmesi adına yol gösterici yorumlar yapılması anlaşılmalıdır. Yoksa kötülemek, aşağılamak, tahrip etmek demek değildir eleştiri. Bu çerçevede eleştiri yapmayı doğru anlamak ve ona göre hareket etmek gerekir. Aksi halde birey hayırlara vesile olabilecek bir durumdan kaş yapayım derken göz çıkaracak bir duruma düşebilmektedir.

 

Tarih sayfasına baktığımızda insanlık adına gerçekleştirilen pek çok güzel şeyin temelinde eleştiri ve sorgulamanın yattığını görmekle beraber insanlığın mazi sayfasında kara bir leke gibi duran bazı elim hadiselerin de ölçüsüz eleştiri ve sorgulamadan kaynaklandığını görmekteyiz. Puthanede doğup büyüdüğü halde bu durumu kabullenmeyip eleştirerek, sorgulayarak gerçek Rabbi bulan ve insanlık tarihine nezih bir önder olarak adını yazdıran Hz. İbrahim örneği ile; peygamber evladı olma ayrıcalığı ile şereflendiği halde babası Hz. Âdem'in öğretilerini eleştirerek, sorgulayarak öz kardeşi Habil'i öldürecek kadar ileri gidebilen ve insanlık tarihine ilk kardeş katili olarak geçen Kabil örneği ‘eleştirme ve sorgulama'ya olumlu ve olumsuz yönleriyle verilebilecek kayda değer örnekler arasında yer almaktadır. Ya da Avrupa tarihinde yer alan; yoğun baskı ortamında yaşamalarına rağmen eleştirerek, sorgulayarak reform hareketlerini, Rönesans'ı ve ihtilalleri gerçekleştirerek temel insan haklarına saygılı mefkurelerin oluşumuna zemin hazırlayan insan modeli ile; sorgulamayı bir saplantı haline getirip kendi varlığından bile şüphe ederek maddenin varlığını inkar edecek kadar ileri gidebilen akımlar ve temsilcileri yine sorgulamaya farklı yönleriyle verilebilecek kayda değer örnekler arasında yer almaktadır. Bu örneklerle doğru ellerde güzelliklere vesile olabilecek şeylerin, yanlış ellerde nasıl kötülüklere sebep olabileceğini görüyoruz maalesef.

 

Güzel bir vasıf olarak güzel şeylere vesile olabilecek eleştiri ve sorgulama, maalesef içinde yaşadığımız toplumda da asıl vazifesinden uzaklaştırılarak yapıcı olmaktan uzak yıkıcı bir eylem halinde sosyal hayatta yerini almaktadır. Özellikle içinde bulunduğumuz şu günlerde insaf ölçülerinden, hak mihenginden uzak duruşlar sergilenmekte; tarafgirlik güdüsüyle doğruları yanlış yanlışları doğru gösterme gayretiyle hakka aykırı hareket edilmektedir. Gerek liderler gerek yazar-çizerler tarafından verilen beyanatlar yapılan açıklamalar hakaret edici, küçük düşürücü, tahrikkar bir üslup taşımaktadır. Halk arasında da yansımasını bulan ve kendini gösteren bu üslup toplumsal huzur ve sükûneti baltalamakta, insanlarımız arasında onarılması güç kırgınlıklar ve derin uçurumlar oluşturmaktadır.

 

Aklıselim her birey; ‘ne' konuştuğuna ‘nasıl' konuştuğuna dikkat etmeli,  sosyal huzuru yaralayıcı tavır ve konuşmalardan uzak durmalıdır. Elbette ki yanlışların düzeltilmesi adına görülen yanlışlar sorgulanmalıdır. Fakat 'Her doğruyu söylemek doğrudur ama her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir. Her hakkı söylemek haktır ama her hakkı söylemek senin hakkın değildir.' cümleleri ile ifadesini bulan altın kıymetindeki düsturları göz ardı etmeyerek. Velev ki, doğru dahi olsa söylenecekleri; toplumsal dokuya, birlikteliğe ve huzura zarar getirmeyecek şekilde doğru zamanda ve doğru şekilde ifade etmelidir. Yani amaç bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, fikirlerin çarpışmasından hakikatler doğabileceği gibi tamiri mümkün olmayan yıkıcı sonuçlar da doğabilmektedir. Bir pire uğruna nice yorganlar yakılmamalıdır. Çünkü hesabı ve vebali ağır bir yüktür bu.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın