KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Eylül 2026 Çarşamba
Serhat Aran
Serhataran12@gmail.com

Kirli oyunlar ve basiretsizliğimiz

16 OCAK 2014 PERŞEMBE 07:46
0
2590
0
AA aa

Herhangi bir fikir, ideoloji ya da inancın insanlar üzerindeki etkisi kırılmak isteniyorsa ya bu fikrin yanlış olduğu ispatlanmaya çalışılır ya da doğru olduğu su götürmez bir gerçeklikle ortada olduğu için yanlışlığı ispatlanamıyorsa bu fikir insanlar nezdinde bulandırılarak ona olan güven zayıflatılmaya böylece o fikir itibarsızlaştırılmaya çalışılır. Bu yaklaşım, son dönemlerde, İslam'ın gerek Batı dünyasında yayılmasında gerekse de İslam coğrafyasında hak ettiği itibarı kazanmasında da kendini bu şekilde göstermiştir.

Batı dünyasında son yüzyılda İslam'a ciddi bir yöneliş oluştuğu, İslam coğrafyasında da İslam'ın olması gereken saygın konumuna gelmeye başladığı görülmekte idi. Özellikle 1980'li 1990'lı yıllardan sonra bu durum ciddi bir ivme kazandı. Bu durumdan tedirgin olan Batı ve İslam coğrafyasındaki yarenleri, bu yayılışı engellemek adına Selman RÜŞTÜ benzeri bazı taşeron kalemleri sahaya sürerek basın ve yayın alanında Kuran ayetleri üzerinden, Peygamberimizin özel hayatı üzerinden pek çok eserler ve yayınlar piyasaya sürmüş İslami inancı çürütmeye çalışmışlardı. Bu durum değil İslami inançtan uzaklaşmayı bilakis insanların İslami öğretiyi merak etmesine ve araştırmasına; buna bağlı olarak daha çok insanın Kuranın nurunu keşfetmesine, peygamberin mümtaz şahsiyetini tanımasına vesile olmuş ve İslam'a yönelişi daha da arttırmış idi.

İslami öğretiyi fikirsel alanda çürütemeyeceğini anlayan Batı ve yarenleri bu durumda ikinci yola tevessül etmek zorunda kalmışlardır: Karalamak, bulandırmak ve itibarsızlaştırmak yolu ile bu inanca karşı şüphe ve lakaytlık oluşturmak. Bunu da becerebilmek için en güçlü silahı kullanmayı yeğlediler: İnananlar arasında fitne çıkarmak. Böylece Müslümanların bulunduğu her yerde fitne ateşleri yakıp Müslümanları birbirine kırdırmaya başladılar. Ortadoğu ülkelerinde seçimle iş başına gelen yönetimleri ülkedeki diğer güçlere devirtmiş ve sonu gelmeyen çatışmalara gebe bırakmışlardır. Böylece Müslümanın bulunduğu hiçbir coğrafyada huzur bırakılmamış, sürekli kan ve gözyaşı hakim kılınmıştır. Bu durum bir taraftan her inananın yüreğini parçalamış diğer taraftan neredeyse her inanın kafasında içten içe soru işaretleri de oluşturmuştur. Artık İnanan insanların bile ağzından “Nerede Müslüman varsa çatışma var, kan var. Nedir bu, buna anlam veremiyoruz. Neredeyse dinimizden şüphe edeceğiz.” sözlerini duyar olduk. Bu sözleri ifade etmeyen inananlarda da;  oluşan manevi çöküntü ise neredeyse gözle görülür hale geldi. Yani fikirsel alanda alt edemedikleri, çürütemedikleri bu yüce davayı fitne ateşleri ile itibarsızlaştırmayı becerdiler. Ve kafalarda oluşturdukları ön yargılar ile bir taraftan Batı dünyasında İslam'ın yayılışının önüne geçtiler diğer yandan İslam dünyasında inanca olan samimi yönelişi baltaladılar. Belki sırf bu amaca ulaşmak içindir ki ellerindeki istihbarata rağmen sırf Müslümanları dünya kamuoyunda öcü göstermek adına ABD' de ikiz kulelere yapılacak olan saldırıyı bile engellemediler. Böylece din bir afyondur diyen Marksistlere, dini hayatımızdan soyutlamalıyız diyen ulusalcı laiklere, İslam'ı sömürülerine engel gören kapitalistlere, ümmet arasındaki bağın kopmasını arzulayan ırkçılara gün doğmuş ve sonuçta tek millet olan' Küfür' maalesef amacına ulaşmıştır.

Öte yandan İslam coğrafyasındaki bunca moral yıkıcı olumsuzluklara rağmen hem ülkemiz inananlarının hem de dünya inananlarının tahrip edilmiş morallerini, manevi kuvvetlerini onaran gelişmeler ülkemizde yaşanmaya başladı. Bir yandan İslam orjinli bir hükümetin kısa sürede icraatları ile yönetim ve siyasi alanda inananların ne tür başarılara imza atabileceğini gösterdiğini diğer yandan İslami hizmeti kendine şiar edinmiş imanlı gönüllerin eğitim ve bilim ile kısa sürede nasıl tüm dünyaya örnek olabilen bir yapı gösterebileceğini tüm dünya şaşkınlıkla, hayranlıkla izler oldu. Böylece tüm dünya kamuoyunda yönetim, siyaset, eğitim, bilim ile ters gösterilmeye çalışılan İslam, hükümet ve cemaat sayesinde, batı tarafından lanse edilenin aksine bir   pozisyon almış oldu. Hatta inanç otokontrolündeki siyasi hareketlerin, eğitim ve bilim çalışmalarının daha etkili sonuçlar doğurabileceği bile gösterilmiş oluyordu.

Fakat İslam coğrafyasını karıştıran güçler;  İslam'a sempati oluşturan, İslam ülkelerine, halklarına moral unsuru ve örnek olan bu ortamı da bir şekil bulandırmayı başardılar. Ve bugün ülkemizin bu iki yapısını birbirine düşürdüler. İnsanlar nezdinde önce bu yapılara olan sempatiyi bu çatışmalar ile silip süpürdüler. Akabinde genel olarak İslami hizmetler yapan tüm cemaatleri sorgulamaya başlatacaklar ve son aşamada eleştirilerini sinsi bir şekilde İslam'a yöneltecekler. Ve artık yavaş yavaş iyice ortam oluştuktan sonra  “Müslümanlar da böyle yaparsa…”  “Müslüman dedikleriniz işte bu.” “Hiç kimseye güvenilmez, Müslümana da”  gibi sözler önce fısıltı halinde sonra da yüksek sesle dillendirilmeye başlanacak. Sırf bu amaca ulaşmak amacıyla bir taraf yolsuzluk ithamları ile diğer taraf küresel güçlerin ajanlığını, taşeronluğunu yapmak ithamları ile lekelendirildi. Böylece İslam ümmetine bir ümit olan Türkiye İslami duruşu da yerle bir edildi. Bu yaşananları, AK Parti ya da Cemaat ne kadar zararla atlatır bilmiyorum ama az ya da çok temsil ettikleri İslam düşüncesi çok zarar gördü ve daha da görecek görünüyor. Bu durum insanların, zihinlerinde, beşeri ideolojilere kaymalarını kolaylaştıracak. Belki de arayış içinde olan pek çok kalp bu yaşananlardan etkilenerek İslami öğretiye karşı, kendisinde oluşan önyargılara bağlı olarak, farklı ideolojilere gönül kapılarını açacak. Küresel güçler yine yaptı yapacağını, bir taşla iki kuş vurmak dedikleri bu olsa gerek.

Karar verici konumda olanların bu oyunu görmemeleri ve bu oyunu bozmamaları ne büyük bir vebaldir. 

Son elli yılda deşifre edilen Amerikan, İngiliz, Rus istihbarat çalışmalarını göz önüne alınca hiçbir aklıselim şahıs yukarıda bahsi edilenleri afaki bir komplo teorisi olarak değerlendirmeyecek bilakis gerçeğin ta kendisi olduğunu anlayacaktır.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın