|
Türkiye suriye'ye girmeli mi?İçinde bulunduğumuz süreçte en popüler sorulardan biri ‘Türkiye IŞİD'e karşı Batı koalisyonunda yer almalı mı ?' sorusu olsa gerek. Bu soruya verilecek cevap, yakın zamanlarda Türkiye'nin Ortadoğu ile ilgili aldığı kararlarının Türkiye açısından doğurduğu sonuçlarda aranmalıdır. Özellikle de Türkiye'nin Batı ile hareket ederek Suriye politikasında geliştirdiği tavrın Türkiye açısından doğurduğu sonuçlarda aramak daha yerinde olacaktır. Türkiye Batı'ya güvenerek Suriye politikasında ciddi bir tavır değişikliğine girmiş ve netice itibariyle pek çok sıkıntılara muhatap olmuştur. Yüz yıla yakın bir süredir Ortadoğu'yu aynı yöntem ve stratejilerle yöneten özelde ABD genelde Batı yakın zamanda strateji değişikliğine giderek Arap Baharı kandırmacasıyla Ortadoğu'yu kaotik bir ortama sokup yeniden şekillendirme çabası içine girmiştir. Bu bağlamda Türkiye'yi Suriye üzerinden Ortadoğu bataklığına sokmuş bugün ise tehditler savurduğu Esed'e karşı geri adım atarak Türkiye'yi zor durumda bırakmış bu vesileyle bölgede güç unsuru haline gelen Türkiye'yi yıpratmıştır. Öyle ki, daha dün devirmeyi planladığı Esed'i IŞİD'e hava operasyonu yaptığı için neredeyse kahraman ilan edecek tavırlar içerisine girmekten de çekinmemiştir İçinden geçtiğimiz şu süreçte ise ABD binlerce kilometre uzaktan yine yeni kararlar alıp Türkiye'yi IŞİD bahanesiyle tekrar bölgeye sokup ön saflarda kullanmanın hesapları peşinde koşmaktadır. ABD, bir taraftan yaptığı açıklamalarda ‘IŞİD'le mücadele en az üç yıl sürebilir' diyerek meselenin vahametini deşifre etmekte, öbür taraftan da ‘Türkiye ön saflarda savaşacak ‘ açıklamaları yaparak pimi çekilmiş bir bomba konumundaki IŞİD'i Türkiye'nin kucağına bırakma pişkinliğini açığa vurmaktadır. Kaldı ki, ABD açısından IŞİD'in saldırıları pek de rahatsız edici görünmemektedir; çünkü bu tür yapılanma ve eylemleri bahane ederek -daha önce 11 Eylül saldırısında olduğu gibi - tüm İslam alemine ve Ortadoğu'ya yapacağı sömürü müdahalelerini, bu terör saldırıları söylemleriyle, dünya kamuoyunda meşru zemine oturtmak çabası içerisindedir. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Psaki'nin daha birkaç gün önce “Bu noktada öncelikli odağımız, hava saldırılarının yapıldığı yerlerde petrol rafinerileri gibi yerlerin kontrolünü sağlamaktır.” açıklaması ABD'nin bölgedeki derdinin insan hakları ihlalleri ya da yapılan katliamlar değil her zamanki gibi emperyalist politikalarını devam ettirmek olduğunu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu kadar kirli planların döndüğü bir coğrafyada Türkiye'nin; hem Batı emperyalizminin amaçlarına alet olmamak adına hem de kendi metropollerinde daha önce bombalı saldırılarına maruz kaldığı bir örgütün bundan sonraki saldırılarına maruz kalmaması adına, Batı politikaları ekseninde değil, Ortadoğu'nun ve kendi ülkesinin menfaatlerini esas alan politikalar belirleyerek bu çerçevede hareket etmesi gerekmektedir. Bu durumda mevcut realiteler ise Türkiye'nin; IŞİD ya da başka bir gerekçeyle, komşu ülkelerinde savaşa müdahil olmaktan uzak durmasını gerektirmektedir. YORUM YAZIN
|