KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
17 Nisan 2024 Çarşamba
17 °C Güneşli
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

Kur'an'ın Diğer Mukaddes Kitaplardan Farkı…

27 MART 2024 ÇARŞAMBA 23:37
14
1240
10
AA aa

Hz. Musa zamanında sihir çok ön plandaydı. Hz. Musa'nın mucizeleri de o türden gelmişti: Asasıyla vuruyor su çıkarıyor ve denizi yarıyordu.

Ayrıca, toplumlarda tecavüz ve zulümleri önlemek için düzen sağlayan ve ağır ceza gerektiren kurallar/şeriatlar çok önemliydi. Bu nedenle Hz. Musa'ya inen “On Emir” vb. ayetler gibi Tevrat, ağırlıklı olarak emir ve yasaklardan oluşuyordu.

Hz. İsa zamanında ise toplumda yaygın salgın hastalıklar nedeniyle tıp revaçtaydı. Bu nedenle Hz. İsa hastaları iyileştirerek, ölüleri dirilterek mucize gösteriyordu.

Ayrıca, Yahudi din adamları, hegemonyalarını sürdürmek için, ahlak ve samimiyetten yoksun, şekilsel ve ritüellerden oluşan, insanları onlara muhtaç kılacak ve onları kontrolleri altında tutacak, Mabedler ekseninde törensel bir din oluşturmuşlardı.

İşte Hz. İsa İncil ile kurulu dinsel düzene ve şekilsel dinsel törenlerin ruhsuzluğuna karşı çıkıyor; söylemlerinde kalp ve gönül temizliğine dikkat çekiyordu…

Peygamberimiz döneminde ise özellikle Araplar'da sözlü edebiyat ve şiir ön plandaydı. Yazılı edebiyat yoktu. Çoğunlukla okuma-yazma bilmezlerdi. Her kabile kendi şairiyle övünür; bir şairin sözüyle kavga başlayabilir veya bir şiirle barış söz konusu olabilirdi. Araplar, yedi Arap şair ve edibin sözünü Kabe'nin duvarına asmışlardı.

İşte bu nedenle Kur'an, “İcaz” dediğimiz taklit edilemez düzeyde “edebi, beliğ, akıcı ve etkileyici” özellik ve içerikte bir kitap olarak inmiştir. Özellikle, Mekke'de inen surelerin “Şiirimsel” bir akıcılığa sahip olmasının ayrıcalığı olmuştur. Bu nedenle Kur'an tilavetinin bile ayrı bir manevi zevki vardır.

İşte Kur'an bu edebi yönü nedeniyle; Arap edip ve şairlerini, o günün din adamlarını ve bilginlerini hayret ve şaşkınlığa itti ve birçoğunu kendine hayran bıraktı. Ünlü Arap edip Lebid'in kızı, “emir olunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini duyunca, Kabe'den babasının sözünü indirip bu ayeti asmıştı.

Peygamberimiz, birçok mucize göstermekle birlikte, Kureyş toplumunun saçma sapan mucize (nehirler, bahçeler, altınlar, melekler isteme, vb.) isteklerine karşı çıkmış, “benim en büyük mucizem, bana inen Vahih/Kur'an'dır” demiştir.

Araplar, bir dine ve kitaba sahip olmadıkları için; Tevhid inancından sapmış ve Putperest olmuşlardı. Bu nedenle Kur'an ayetleri ısrarla Tevhid üzerinde durmuştur. Peygamberimiz de şirk konusunda çok hassas davranmıştır.

Şahadet kelimeleri olan, “Eşhedu En La İlahe İllallah” (Şahadet ederim ki Allah'tan başka İlah yoktur) Tevhid inancının parolası olmuştur.

Bu nedenle Batılı müsteşrikler, Peygamberimizi anlattıklarında onun en büyük özelliğinin tenzih peygamberi, yani Tevhid inancını şirkten arındıran peygamber olması üzerinde durmuşlardır.

Örneğin bizim asrımız bilimin, aklın, delil ve kanıtın ve sözün gücünün yüksek olduğu bir dönemdir. Son ilahi kitap olarak Kur'an'ın tüm asırlara olduğu gibi bu asrımıza da hitap etmesi gerekiyor. Bu nedenler dolayısıyla Kur'an'ın yüzlerce ayeti; “Düşünmez misiniz? Akıl etmez misiniz? Bakmaz mısınız? İbret almaz mısınız? Şeklinde akla hitap etmekte ve davasını akıl, kalp ve delile dayandırarak ortaya koymaktadır.

Örneğin Kur'an, insanın Allah arayışını yer ve göklerdeki ayetlere/delillere dikkat çekerek vermektedir.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara faydalı şeyler taşıyarak denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de kendisiyle ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiği ve üzerinde dolaşan her türlü canlıyı yaydığı yağmurda, gökle yer arasında emre hazır bekleyen rüzgarları ve bulutları farklı yönlerde evirip çevirmesinde aklını kullanan bir topluluk için elbette Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren deliller vardır.” Bakara, 164.

Kur'an böylece evrene, kâinata, yer yüzüne, olay ve olgulara, Allah'ın varlığını gösteren birer ayet gözüyle bakmamızı, düşünmemizi, akletmemizi önererek, taklidi değil akıl ve delillerle tahkiki bir surette Allah'a inanmayı sağladı.

Arap toplumunun eğitimini sağlayacak kurumlar (okul, medrese, vb) bulunmadığı için cahil kalmış ve çok bozulmuşlardı. Bu nedenle de düzgün bir toplum ve yönetim de kuramamışlardı. O günün Roma ve Bizans gibi büyük devletleri karşısında pek değerleri yoktu. Tek değerleri, Allah'ın evi olan Kabe'nin bekçileri olmalarıydı.

Kur'an ayetleri, insanları şuraya ve danışmaya yönlendirerek, ortak aklı devreye koymuş, yönetimde liyakat ve ehliyeti önemsemişti.

Kur'an-ı Kerim'de; “Müslümanlar işlerini aralarında yaptıkları istişare ile yürütürler.” (Şura, 42/38) Bu ayetin zikredildiği sureye ‘Şura Suresi' isminin verilmesi, şuranın ne kadar önemli bir konu olduğunu göstermektedir. Bu ayet-i kerime Mekke'de nazil olmuştur. Bu da Müslümanların devletlerini kurmadan önce cemaat halinde iken de aralarında işlerini istişare ile yürütmek zorunda olduklarını göstermektedir.

Kur'an-ı Kerim liyakate dayalı bir sistem önermektedir. Nisâ suresi 58. ayet, bu konuda gayet net ve açıktır. Ayet-i kerimenin anlamı şöyledir: “Allah size kesinlikle görevleri ehil ve layık olanlara vermenizi, insanlar arasında bir yargılama yaptığınızda adaletle yargılama yapmanızı emrediyor. Allah size ne de güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi duyan, her şeyi görendir.”

O bedevi, ümmi toplum Kur'an vasıtasıyla o günün en güçlü devletini kurabilmiş, savaş meydanlarında, Akif'in dediği gibi, “bir hamlede Kayserleri, kisraları serdi!.. İslam devlet sınırları Dicle ve Fırat nehirlerine, Asya siteplerine, Küdüs'ün kalbine kadar uzanmıştı.

Ayrıca, Arap toplumu güzel adetler (kahramanlık, cömertlik, misafirperverlik, vb.) yanında vahşi adetlere ve bedevi bir yaşam biçimine sahiptiler. Güçlüler zayıfları eziyor, öldürebiliyor, haklarını gasp edebiliyordu.  Kızlar, ikinci sınıf muamelesi görüyordu. Bazıları, utancından veya kompleksinden kız çocuklarını diri diri toprağa gömebiliyordu. Kur'an, Arap toplumunun bu ve benzeri vahşi ve vicdansız davranışlarını açık açık ayetlerle dile getirerek uyarmıştır.

Peygamberimiz, kısa zamanda bu vahşi ve bedevi toplumunu Kur'an esaslarıyla eğitti, büyük kısmını vicdanlı ve karıncaya ayak basamaz hale getirdi. Peygamber ve Kur'an vasıtasıyla “Sahabe” oldular, diğer milletlere muallim ve rehber oldular. Dünyaya İslam'ı yaydılar.

Adaletiyle dünyaya örnek model olan Hz. Ömer, arada bir kendi kendine, “ey deve çobanı Ömer, İslam vasıtasıyla Müslümanlara halife oldun” diyerek, geçmişini unutmuyor ve kendini hesaba çekiyordu…

Kızını diri diri toprağa gömen Ömer, yer yüzünde adalet timsali olmuştu…

M.Akif Ersoy, Ömer'in adaletini bir şiirinde şöyle; "Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, gelir de Adl-i İlahi sorar Ömer'den onu," diyerek dile getirmiştir.

Bir gün Peygamberimiz sahabeleriyle sohbet ederken, bir sahabi, kızını nasıl diri diri gömdüğünü anlatınca, özellikle, “kızını, dayısına götüreceğini söyleyerek alıp götürdüğünü ve kazdığı çukura attığını ve üstüne toprak atarken, kızının ‘baba, baba' çığlıklarını unutamadığını” söyleyince, Peygamberimizin gözlerinden yaşlar döküldü, sahabiler, peygamberi üzdün diye kendisini uyardılar. Peygamberimiz, “hayır, hayır, tekrar anlatsın, siz cahiliye döneminde ne haldeydiniz, İslam, sizi ne hale getirdiğini daha iyi anlarsınız” diyerek, araya girmişti.

İşte Kur'an, doğruyu ve hakikati gösteren hikmet içerikli öğüt ve emirleriyle o vahşi toplumu böyle değiştirmişti…

Kur'an'ın; içerik olarak, yani Tevhid, Ahiret, Ubudiyet, Ahlak, Hikmet, vb. tüm dini konularda diğer mukaddes kitapların çok çok fevkindedir. Sadece Bakara suresi bile İncil'den büyüktür.

Hz. Muhammed'in son Peygamber; Kur'an'ı Kerim de son kitap olması nedeniyle, İslam'ın ve Kur'an'ın geniş ve kapsayıcı esaslara sahip olmasının nedeni budur.

Bu Kur'an ayı olan Ramazan ayında, Kur'an'ı anlayıp yaşayan bir toplum olmamız dileğiyle.

Sevgi ve saygılarımla.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108768)
29 Mart 2024 Cuma 16:11
Hz musa misirda 400 yil esir olan israilogullarini kurtardi özgurluk vaad etti.sen bi yazar olarak 50 milyon kurdun ulkesi islam kardesleri arasi paylasilmis butun deyerleri yok edilmis bu gariban kimsesiz halk icin ne diyorsun sayin din kardesim.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108753)
29 Mart 2024 Cuma 07:18
Yazarı tebrik ediyorum. Güzel bir noktaya dikkatimizi çekiyor.
Hakiki medeniyetin tesisi, inşası ve hayatın saadeti ancak 'Kur'an medeniyeti' ile mümkündür. Bütün kavgaların, savaşların, kan ve kaosun ana nedeni de Kur'an'a rağmen 'beşerin ikame ettiği medeniyetten' kaynaklanmaktadır. Beşere Kur'an Medeniyetinden' uzak durduğu müddetçe bu kavgaların, boğuşmaların, zulümlerin' sonu gelmeyecektir.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108734)
28 Mart 2024 Perşembe 17:06
Bizi ve dünyayı aydınlattığın için teşekkürler bilgin adam 1400 yıldır kimse farkında değil sen farkına vardın helal olsun sana sen harcaniyorsun orda bir an önce bilgin adamın farkına varırlar en kısa zamanda inşallah
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108984)
05 Nisan 2024 Cuma 19:41
@Misafir Kullanıcı Pravo bilgin adam muhasebeci olduğun her yerden belli yazdıklarımdan bir rakama takılı kalmış sin ne diyem sana kendini belli ettin bilgin Abe çok akıllısın sende hata yok sana burda yazı yazdıran da
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108752)
29 Mart 2024 Cuma 05:39
@Misafir Kullanıcı Benim söylediğim bu gerçekleri 1500 yıldır, İslami düşünürler bir biçimde dile getiriyorlar, ama sen yeni duydun herhalde, o nedenle şaşkınsın herhalde
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108727)
28 Mart 2024 Perşembe 08:27
Baklayı kalemine döktün.Araplar bedevi yaşama sahipti.Pagan inancı vardı.Kutsal yerleri mekke idi.Buranın bekçiliğini yapıyorlardı.HZ muhamet onları kuran yoluyla ehil yaptı.Birleştirdi.Ordu yaptı.Fırat ve dicle nehirlerini zap ettiler.Talan ve kasp toplumu oldu.Yani arabizm talanına yol açtı.Ne güzel.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108742)
29 Mart 2024 Cuma 00:51
@Misafir Kullanıcı Kuran kapsayıcıdır.Diğer ehli kitapları inkar etmez.Onlarıda içinde barındırır.Kuranın esası ahlaklı toplum yaratmaktır.Gaspçı değil.Zap etmek de ne demek.Zap etmek talan fiilinin motovasyonu Kuran değildir.Bu olmuş ise buna iten etkenler başka olmalıdır.Demek istediğim bu.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108739)
28 Mart 2024 Perşembe 22:17
@Misafir Kullanıcı Peygamberin o toplumda yaptığı manevi giremiyorsun, sana ne diyebilirim, Allah basiretini açsın diyeyim
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108726)
28 Mart 2024 Perşembe 06:03
Allah razı olsun, çok önemli tespitler, neslimizin kitabımız Kur'ân-ı Kerimi anlamakarını yüce Rabbim'den dilerim. Selamlar.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_108770)
29 Mart 2024 Cuma 16:39
@Misafir Kullanıcı Hayata tatbik edilmezse sadece anlamakla eksik kalınır. Kitap ehli de tahrif edilmemiş kitaplarını anlıyordular ama hayata tatbik ediyorlar mıydı? Yok.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın