Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
30 Eylül 2020 Çarşamba
°C
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

BİR KALKINMA HİKAYESİ: BAKIŞINIZ UFKUNUZ İLE SINIRLI İSE VARACAĞINIZ YER KENDİ KARANLIĞINIZ OLUR

14 ARALIK 2019 CUMARTESİ 23:50
7
2159
6
AA aa

Kalkınma, beşeri yapı ve kamu yönetimi ile ilgili kaç tane makale yazdığımı ben bile hatırlamıyorum. Ulusal ve yerel düzeyde kalkınmanın bürokrasinin zihinsel dünyasında nelere tekabül ettiğini aşağı yukarı kestirebiliyorum.

 Bu ülkede herhangi bir kurumun icraatlarını eleştirel bir bakışla değerlendirmeye çalıştığınızda, işler genelde şahsileştirilip önünüze konuluyor ve en olumlu eleştiri bile hakaret olarak algılanıyor. Aslında kamu görevini yapan hiçbir şahsın icraatları eleştiriden muaf değildir ve öyle bir yasal düzenleme de yoktur. Herkes kamuya hesap vermek zorundadır. Kamu yönetim yapımız yasal olarak öyle kurulmuş olmasına rağmen bunun böyle pek işlemediğini hepimiz biliyoruz.

Ben, bireysel olarak kurumsal taassubun aşılması gerektiğini ve kamu hizmetlerinin mutlak suratle eleştirilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Eleştirinin kamu yöneticilerine farklı perspektifler sunma açısından faydalı bir uğraş olduğunu düşünüyorum.

İnsan bildiği doğruları her zaman ve her yerde söyleyebilmelidir. Makamdayken değil de makamını bıraktıktan sonra bildiklerini söylemesi onu haysiyetli kılmaz. Bunun böyle bilinmesi gerekiyor.

Bu ülkede bütün kavramlar kirleniyor. Bu kirlenen kavramlardan birisi de” yerel kalkınma” kavramıdır. Aktörleri, paydaşları, sonuçları bakımından konuya eğildiğimizde bir arpa boyu yol almadığımızı görüyoruz.

Kırsal ile kentsel alan genellikle ekonomik, demografik ve beşeri değerler açısından birbirlerinden ayrılırlar.

Ekonomik açıdan kırsal kesimde yaşayanlar daha çok tarım ile uğraşırken, şehirde yaşayanlar ise daha çok sanayi ve hizmet sektöründen geçimlerini tedarik etmektedirler. Demografik açıdan kırsal alanda yaşayan nüfus ve nüfus yoğunluğu daha az iken, şehirlerde metrekareye düşen yoğunluk ise binlerle ifade edilmektedir.  Beşeri açıdan ise değerler, tutumlar ve davranışsal özellikler bakımından genelde şehirlileşmiş ile kırsal kesim arasında çok farklı değerler, eğilimler söz konusudur.

Kırsal ile kentsel yapı arasında bu farklılıkları görüp  “yerel kalkınma nasıl sağlanır?” sorusuna eğildiğimizde; bence en önemli cevabın ise, eskiden beri o yerleşim yerinde var olan üretimin tespit edilmesi ve ona uygun stratejilerin üretilmesidir. Bu işin giriş kısmı sayılabilir. Diyelim ki,  kadim zamanlardan beri bölgede hayvancılık yapılıyor. Hayvancılığın daha fazla gelişmesi için bölgeden neler yapılabilir sorularına uygun cevapların ve stratejilerin üretilmesi gerekiyor. Örneğin; yıllık hayvan sayımız ne kadardır, ne kadarını pazarlayabiliyoruz? Pazarlardaki rakiplerimiz kimlerdir, rakiplerimize karşı güçlü ve zayıf yönlerimiz nelerdir?  Yıllık kazancımızın nedir ve hane halkı başına düşen milli gelirimiz ne kadardır? Hayvan açısından çeşitlerimiz nelerdir ve hayvan cinslerimiz etçil mi sütçü mü? Hayvan beslenme alanlarımızın ne kadardır, iklim ve yem açısında durumları nedir?  Hayvan başına daha fazla nasıl verim elde edebiliriz? Sorularına uygun stratejiler üretilmesi gerekiyor.

Bu sorulara verilen cevaplar doğrultusunda, farklı alternatifleri de masaya yatırarak yerel kalkınmaya gidebiliriz. Sadece eski geleneksel üretime bağlı kalarak mukayeseli üstünlük sağlamamız mümkün değildir. O halde yerel kalkınma, genel kalkınmaya bağlı olmaksızın o muhitte kadim zamanlardan beri yaşayanların geçimleri sağladığı her hangi bir ürün olduğu gibi çok farklı yeni bir ürün de olabilir.

Her bölgenin kendisine has bazı gerçekleri olduğu gibi kendisine özgü bazı değerleri de söz konusu olabilir. Mesele bir bölgede şarap kültürün kutsallığı ile ilgili bir özgeçmişi varsa, o bölgede üzüm ile ilgili bir bahçe kültüründen söz edebiliriz. “ Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” atasözümüz bu gerçeği güzel betimlemektedir.

Kırsal kalkınmayı hem geleneksel ürünlerle ile ilişkilendirip hem de o ürünlerle ilgili kırsal sanayi de içerecek şekilde çeşitlendirmek ve desteklemek gerekir. Örneğin bir bölgede dut yetiştiriciliği varsa buna bağlı pekmez, pestil, helva kültürü yaygınsa bunun yanında ipek böcekçiliği sektörü de ilave edilip bölge daha da zenginleştirilebilir.

Yerel kalkınmayı, iktisadi, beşeri, kültürel ve çevresel olgularla birlikte değerlendirmek gerekir. Aynı zamanda hem değişimi kapsayacak ve hem de gelecek nesillerin varlıklarını mekânsal olarak tasarlayacak ve sürdürebilir kılacak bir kalkınma olmasına dikkat edilmelidir.

Yerel kalkınma nasıl tanımlanırsa tanımlasın, kentin dışında kalan nüfusun tarım ile olan ilişkisinden (zirai, ormancılık, hayvancılık vb. )  başka bir şey olmadığını da bizim bilmemiz gerekiyor. Çünkü insanın toprakla ilişkisi, kadim zamanlarda beri beslenme olgusu üzerinde kurulduğundan dolayı tarım her zaman stratejik bir ürün olagelmiştir.

O halde yerel bazda, “kalkınma nasıl olur ?” sorusuna doğru ve bütüncül stratejilerle bakmamız gerektiği ortadadır.

Nasıl bir yerel kalkınma dediğimizde;

- Kırsal yapıya uygun konut tipi (iklime, hayvancılığa, tarıma uygun konut tipimiz seçimimiz) ne olmalıdır,

- Kırsal yaşam ile ilgili standartlarımız (sağlık, okul, ulaşım, pazarlama ağı vb. gibi) nasıl olmalıdır,

- Bölgenin yapısına uygun olan ürünlerimiz nelerdir ve bu ürünlerin pazarlama ilişkileri (Doğru ürün, doğru işletme ve doğru teknoloji ile bağlantıları) nedir ve nasıl rasyonalize edilmelidir,

- Markalaşma ve pazar payımız nedir ve nasıl oluşturulup çoğaltılmalıdır,

- Tarımsal alanların imar ile ilişkileri nedir ve nasıl özel koruma kapsamına alınmalıdır,

- Bölgede geçmişte kooperatifçilik kültürü var mıdır ve ortak dayanışma ilişkilerini daha fazla nasıl geliştirilebilir,

 - Tarihi ve doğal turizm imkanları nedir ve yerel kalkınma ile nasıl ilişkilendirilip çeşitlendirilebilir

sorularına uygun cevap seçeneklerinin üretilmesi gerekir.

……………………….

Gelelim asıl konuya: Bingöl şehri ile ilgili kırsal kalkınma ilişkisine.

Bingöl'de tarım. Hayvancılık, madencilik, tekstil, su ürünleri, orman ürünleri, şehircilik, turizm, beşeri donanım (mesleki  birikim), lojistik hizmetlerin kapasitesini vb. olguları masaya yatırılmadan yerel kalkınmadan bahsedilebilir mi?.

Birincisi, mekânsal alanla ilişkilendirilmeyen kalkınma uğraşı Bingöl ovasını mahvetmiş durumdadır. İçmeler Toki konutları, Sütaş tesisleri, Afatlar bölgesinin konut alanlarına açılması, Genç Yolu'nun ovadan geçirilmesi tümüyle hatalı olan projelerdir.

Siz hem ovada ekinlerin ekilmesi için barajlar, kanallar yapacaksınız; hem de ovayı imara, betona boğacaksınız!  Bu “ nasıl bir kalkınmadır” diye hiç sorulmayacak mı?

Aslında sulama kanallarının geçtiği yerlerde hiçbir tarımsal alanın imara açılmaması gerekiyor. TOKİ konutları ovadan değil Güvençli Köyü yoluna pekala yapılabilirdi. Genç yolu da ha keza Güvençli Köyü altında geçen sulama kanalı takip ederek Ormanardı Köyü, Organize Sanayi, Kılçadır Köyü'nün üstünden geçerek direkt Diyarbakır yoluna bağlanabilirdi. Böylece hem ova korunmuş olacaktı, hem de yamaç köylerine olan bağlantılar ve ulaşım aksları bir birine bağlanmış olacaktı.

Ayrıca sulama kanalının sağında ve solunda 200 metreyi kapsayan alanda, ağaçlandırma ve peyzaj alanları oluşturarak Bingöl'e görsel bir zenginlik katılabilirdi ve böylece Bingöl ili su kültürü ile tanıştırılmış olacaktı. 

Sütaş tesislerinin ovanın merkezinde değil de, daha yukarı kısımlarda kurulmasını sağlar ve ovayı gereksiz binalarla boğmasına izin vermezdim.

Siyasi ufuksuzluk, bugün Bingöl'ün tarımsal alanlarını öldürmüş durumdadır.

Meralar yok edilmiş ve ovadan hayvancılık yapılmayacak durumdadır. Özellikle Bingöl Ova'sındaki toplulaştırma ise ayrıca bir faciadır.

Eğer Bingöl'de sahiden yerel kalkınmayı görmek istiyorsanız derim ki, gidin Bingöl Organize Sanayi Bölgesi'ni görün? !.. Bildiğim kadarı ile Bingöl Organize Sanayi Bölgesi, Türkiye'de kurulan en son organize sanayi bölgelerinden birisiydi.

Hem imar planı ve hem de sanayi sitesinin sınırlarını görseniz, şaşırıp kalırsınız. İnsan hayretler içerisinde kalıyor. Sanayinin içinde yük araçları dönemeyecek kadar arsalar kıvrımlı, yollar dar ve binalar rastgele yapılmış haldedir. Dünyada mimarlığın bu kadar ayaklar altına alındığını başka bir yer göremezsiniz! Hiç mimarlıkla ilişkisi olmayan birisine gidip “ bana bir plan yapın” deseydiniz, bundan daha kötü bir plan olamazdı herhalde…

Sözün ve şahsiyetin görünürlüğü, şahsın ortaya koyduğu eserinden anlaşılır. Eğer bakışınız, aklınızın melekeleri ile sınırlı ise, varacağınız yer kendi çukurunuz olur.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53908)
30 Aralık 2019 Pazartesi 10:10
güzel yazı tebrikler kaleminize sağlık
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53551)
18 Aralık 2019 Çarşamba 08:20
Danışmanlık yaparken niye söylemiyordun.vatandaş olunca hepiniz dilleniyorsunuz.bu aşamada söylediklerinizin hiç bir önemi yoktur.Nedense hep aynı söyleme gidiyor.Bekara karıyı boşama misali...........
Beğendim (3) Beğenmedim (4)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53736)
23 Aralık 2019 Pazartesi 23:26
@Misafir Kullanıcı Emailim,telefonum orda.Yazdığım yazılar,sözlü ve yazılı olarak verdiğim raporların mürekkebi henüz kurumadı.
Benim bir makamım ve icrai görevim yoktu.
Bilen bilir,hiçbir şey kainatta kaybolmaz.Iciniz rahat ediyorsa sorun yok.Hayatım boyunca söylenmesi gereken doğru neyse ve kime söylenmesi gerekiyorsa söylemişim.Gerisi sizlere kalmış.
Selâm ve muhabetle.
Beğendim (1) Beğenmedim (1)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53548)
18 Aralık 2019 Çarşamba 06:58
Yılmaz Bey'in yazılarını okuyanlar her zaman bu eleştirilerini yaptığını bilirler. Maalesef o zaman bu yapıcı eleştirilerini ilettiğinde dikkate alınmadı şimdi ise çok geç. Yılmaz Bey'in bugüne kadar yaptığı tavsiyeler dinlenseydi en azından yazıları okunsaydı sadece Bingöl değil Türkiye çok şey kazanırdı. Tebrikler Yılmaz EKİNCİ ....
Beğendim (4) Beğenmedim (4)Cevapla
KADIMADRAGLI (@Misafir_53510)
17 Aralık 2019 Salı 07:00
Çok geç kalmadınız mı ? Bu haklı eleştirilerinizde.
Beğendim (3) Beğenmedim (4)Cevapla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_53490)
16 Aralık 2019 Pazartesi 14:37
İyi güzel de şimdiye kadar neredeydiniz diye sormazlar mı?
Beğendim (7) Beğenmedim (4)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın