KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
30 Mayıs 2024 Perşembe
°C
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

Siyasetin Sahası: Özel ve Kamusal Alanın İnşası

29 EYLÜL 2023 CUMA 00:18
9
2223
5
AA aa

Hukuk devletinin olduğu bir yerde özel alan ile kamusal alan birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Siyaset, hukuk devletinin yerleştiği ve geliştiği bir yerde özel alana müdahil olamaz.

Özel alanın konumu ile kamusal alanın inşası batı medeniyetinin bir sonucudur.

Batı medeniyetinin yönetim dünyasına en büyük hediyesi bu olmuştur.

Kamusal ve özel alanın inşası veya birbirlerinden ayrışmaları, aslında çoğunluğun tahakkümüne karşı bir nevi insanın tekilliğini/özne oluşunu perçinleyen bir durumdur.

Tarih boyunca insan fıtratına aykırı düzenlemeler ve keyfi davranışlar, toplumsal güveni hep zedelemiştir. Özellikle liderlik kültünün yaygın olduğu toplumlarda “kurallar ve kurumlar” fazla gelişmemiştir. Bu tür toplumlarda nerede ise erki eline geçiren herkes her alana kolaylıkla müdahil olabilmektedir. Temel haklar iktidarın tutumuna göre daraltılabilir veya başkalarının lehine kolaylıkla genişletilebilir.

Oysa modern devletin olduğu bir yerde kurallar ve düzenlemeler genelde kamusal alana ilişkindir.  Devlet sadece genel hukuk müeyyidelerini tahsis eder. Özel alanı korur. Devlet her türlü inanışlar, yaşantılar ve düşünceler karşısında tarafsızdır, özel alana müdahil olamaz. Bireyin bireye karşı işlediği suçları af kapsamına alamaz. Bireyin bireyle olan ilişkilerinde taraf olmaz ve öyle bir sorumluluğun altına da girmez. Kendisi ile ilgili alanlardan istediği düzenlemeleri yapabilir ama özel alana kolaylıkla ilişmez. Çünkü modern rasyonel devlet aklı bunun neye mal olabileceğini kestirebilmektedir.

Batı medeniyeti dışında; özel alan ile kamusal alanı birbirinden ayıran diğer bir medeniyet de İslam medeniyetidir. İslam, özel alana müdahil olmaz. Kişinin diline, dinine, yaşam biçimine müdahil olmaz. Müdahil olanlara da hoşgörü ile bakmaz. İslam, iyiliği emreder ve kötülüklerden uzak kalmalarını öğütler. Bugün İslam medeniyeti geleneksel patrimonyal kültüre teslim olmuş haldedir. Siyasi iktidarın denetimi ile ilgili hiçbir koruyucu mekanizmaya sahip değildir. Yeniden bir içtihat hukukuna ihtiyaç duymaktadır.

Doğu tipi toplumsal yapılarda iktidar/ otorite hayatın her tarafına sirayet eder. Özel alan nerede ise yoktur. Kişinin haysiyet ve onuru kolaylıkla ayaklar altına alınabilir. Özellikle en küçük bir iktidar değişikliğinde birey talana, yalana ve işgale maruz kalabilir. Toplum, bu tutumu tutarsız ve ahlaksız olarak görmez.  Çünkü iktidardan faydalanma sürecinin kendisine geldiğini düşünür ve ötekine karşı hiçbir ahlaki tutum sergileyemez. Bu durumu ülkemizde özellikle darbeler döneminde somut bir şekilde müşahede edebiliriz. Ülkemizde siyasi rekabet, kimlikler ve özel alan üzerinde kolaylıkla icra edilebildiği için on yılda bir darbeler, çözülmeler ve krizler hiç eksik olamaz.

Bir ülkede siyasi rekabet, hayatın asli ilkeleri (can, mal, mülkiyet, onur, düşünce ve özel alan dokunulmazlığı) üzerinde kurgulanmış ise orada kavga ve kaos kaçınılmaz olur. Bu durum toplumsal sinerjiyi öldürür ve toplumun gelişmesini engeller.

Halbuki siyaset, asli haklar (değişmez ve dokunulmaz) üzerinde değil, tali (değişebilir ve düzenlenebilir) unsurlar (ulaşım, eğitim, güvenlik, vergilendirme, barınma, istihdam, adalet ve fırsat eşitliği vb.) üzerinde yapılmış olsaydı, bugün ülkemiz daha farklı bir yerde olurdu. Bunun gereği yapılmadığı için ve daha çok biyolojik ve sosyolojik veriler üzerinden (din, mezhep, cinsiyet, etnik, bölgecilik, ideolojik taraftarlık) yapıldığı için ehliyet ve liyakatin görünürlüğü sağlanamıyor. Ayrıca bir türlü hukuk devleti geleneğimiz ya kökleşemiyor veya hep kadük kalıyor.

Doğu kültüründe haklar ve imtiyazlar, genelde siyasal yakınlığa ve uzaklığa göre verili kimlikler üzerinden tahsis edilirken, batıda kamu yönetiminin demokratik değerler üzerinde inşası ile birlikte bireysel yetenekler üzerinde işlevsel bir yapıya kavuştuklarını görüyoruz.

Hukuk standartlarının uygulandığı bir yerde verili kimlikler tartışma ve imtiyaz konusu olamazlar. Sadece sosyolojik gerçekliğin bir realitesi olarak kabul edilirler. Başka bir tabir ile temel insan haklarının geliştiği bir yerde doğal haklar siyasetin konusu olamazlar ve bu durum demokratik kültüre aykırı bulunur. Onun için demokratik devlet geleneğinde, özellikle kamusal ve özel hayatın nerede başlayıp nerede bittiği siyasal tartışma alanı dışında tutulmuştur. 

Yaşamın varlığı ile ilgili devletin veya diğer sivil toplum örgütlerinin dokunamadığı alanlar vardır. Özellikle sekülerizm ve laiklik kavramlarının ortaya çıkmasının tarihsel nedenlerine baktığımızda bunu görüyoruz. Bir topluluğun kendi inanışlarını ve yaşam pratiklerini başkalarına dayatmaları, toplumsal huzursuzluklara ve çatışmalara sebebiyet vereceği ortadadır. Onun için özel alanın mahrumiyeti hep yasal güvenceler içerisine alınarak korunmalıdır. Bireylerin kendi gerçekliklerini bir başkalarına dayatmamaları, demokratik hukuk devletinin “olmazsa olmazları” olarak sayılır.

Demokratik bir toplumda kutsal değerler, siyasetin malzemesi olamazlar. Oldukları takdirde yasalar tarafından engellenirler.

Kutsal değerlerin siyasetin malzemesi olması durumunda en çok onlar zarar görür ve aşınırlar.

Siyaset ile inançlar farklı kategorilerdir. İnançların kutsalları vardır, fakat siyasetin kutsalları pek yoktur. Siyaset, çağın koşullarına göre ve yaşamın pratik değişikliğine göre kulvar değiştirebilir. Oysa değerlerin öyle bir şansları yoktur.

Siyaset, kişiden kişiye veya toplumdan topluma göre değişen normlara sahip iken kutsal değerler ise zaman ötesi ve kişilere bağlı olmayan işlevlere sahiptirler. Onun için özel alan ile kamusal alanın net bir şekilde birbirinde ayrılması, demokratik kültürünün gelişmesini pozitif anlamda etkilediği gibi bireylerin erdemli bir kişiliğe erişimlerini de kolaylaştırır.

Yürüme ve yargı erklerinin birbirinden kesin çizgilerle ayrıldığı bir yerde özel alan korunur. Bu iki gücün iç içe geçtiği bir yerde ise özel alan her türlü müdahalelere maruz kalır.

Hukuk devletinin yerleştiği bir yerde şahsiyetin görünürlüğü artar. Özel alan her türlü dışsal zararlara karşı korunur. Böylece her toplumsal tabaka kolaylıkla rahat nefes alır verir.

Bir yasal düzenleme yapılırken yürütme erkinin müdahil olabilecek alan ile müdahil olamayacak alan sınırlarının net bir şekilde ayrılması, o toplumun ulaştığı medeniyetin seviyesini gösterir.

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_104193)
02 Ekim 2023 Pazartesi 10:01
SİZİN YAZINIZ TESPİTLERİNİZ MALİYE BAKANI NEBATİNİN PARADOKSLARI GİBİ OLMUŞ SONUÇ İCRAAT İSTİYOR BİNGÖL HALKI YOKSA ÇOK PROF VAR EŞREF BEY VE DİĞERLERİ AMA VATAN İÇİN İL İÇİN GERÇEK EVE YANSIYABİLECEK İŞLER ÖRN SANAYİ VE İŞ ALANLARI TARIM VE GENÇLİK KONULARINI İŞLEYİN LÜTFEN
BÜROKRATLARIMIZ ÇOĞALSIN ANKARADA SÖYLEYİN CEVDET BEYE BUNLARI TUM AYDINLAR DİLE GETİRMELİSİNİZ Kİ BİRŞEY OLSUN
Misafir Kullanıcı (@Misafir_104191)
02 Ekim 2023 Pazartesi 09:57
Hocam yazdıkların gelişmiş batı toplumların KÜLTÜRÜ, Cevdet beye danışmanken ilin Bingöl'e veya gariban kaç kişiye ne yaptın onu yazarsan seviniriz. Yazmak kadar icraat bekliyor Bingöl halkı yığınca sorunları var gençler umudu ilden gitmekte buluyor. Cevdet beye git danışmanlığını devam ettir ve vatana millete hizmet edin lütfen Cevdet bey de ingilizce biliyor 20 yıldır siyasette Bİngöldekilere başlık açıp sorun ne sorununuz var ne yapılabilir Allah rızası için, halk icraate bakar artık. teşekkürler
Misafir Kullanıcı (@Misafir_104176)
29 Eylül 2023 Cuma 23:01
Yılmaz bey sen de sadece yazıyorsun başka da bir icraat yok. Düşüncelerin fikirlerin genel olarak çok iyi, kendini iyi gelistirmissin ama maalesef sadece yazıda kalıyor fikirlerin sence de artık bir şeyleri fiilen değiştirmenin zamanı gelmedi mi? Bir aydın insan bu kadar ürkek olmamalı !
Misafir Kullanıcı (@Misafir_104186)
01 Ekim 2023 Pazar 18:51
@Misafir Kullanıcı Eyleme çağrı yazınız için teşekkür ederim.Düşünür yazar.Halk aydinlanir ve toplum değişir.Düşünce ile eylemi bir yazardan beklemek üçüncü dünya toplumlarina özgü bir davranıştır.Toplumlar ve sistemler düşünürlerden faydalanmaya çalışırlar.Sahaya çıkıp eyleme davet etmezler.Bu yol tutarlı bir yöntem degildir.Düşünür,aklın zekatini verir.Eylemin zekatıni ise toplum verir.Srlam ve sevgi ile.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_104172)
29 Eylül 2023 Cuma 14:22
Kalemine sağlık hocam. patrimonyal (babadan kalma) öncekilerin süre geldikleri yanlışlıklarla koskoca İslam medeniyeti ne halde. Örnek toplum inşa edebilmek duası ile
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın