Zazalar Kendi Ayaklarına Mı SıkıyorTopraklarında yüzyıldan fazladır ötekileştirilen, insani hakları ellerinden alınan, ana dilleri yasaklanan, kültürleri unutturulan, kimlikleri asimilasyona uğramışlardan birileri de Zazalardır. Zazalar inattır, radikaldir ama sağlamdırlar. Yaptıkları yanlışlar da, doğrular da ses getiren cinsten olur. Mesela İslami ya da ideolojik eylemler ve örgütlenmelerin odak noktasında Zazaları rahatlıkla görebilirsiniz. Şiddete yönelik yapıların içerisinde, diğer etnik unsurlara göre sayıları oransal olarak az olmakla birlikte, yalandan, dümenden, menfaat icabı ya da laf olsun diye bir yola girmezler. Doğru bildikleri davaya baş koyar, kendilerini feda edecek şekilde bir duruş sergilerler. Bu yönleri ile kandırılmaya da müsait ve maalesef terör örgütlerinin hedefindeki insanlar olabiliyorlar. Zazaların saf ve sağlamlıkları yanında ezici bir çoğunluğu ise devletine, bayrağına, vatanına bağlı ve şiddete karşıdırlar. Oy tercihlerine baktığınızda, merkez sağ partilere destek verdiklerini, terör ve şiddet ile anılan parti ve oluşumlardan uzak durduklarını rahatlıkla görebilirsiniz. Zazaların bu uysal başlılıkları, siyasi partiler için ‘oy deposu' olarak görülmelerine de zemin hazırlamıştır. Seçimlerden seçimlere hatırlanan Zazalar, geçmişte ve halen süregelen haksızlıklara karşı bir olumlu geri dönüş alamamışlar, daha doğrusu onlar adına pek talep eden de olmamıştır. Sadece bir girişim olmuştur. O da Sayın Dilaver Eren'in Dersim Zazaları adına Sayın Erdoğan ile görüşmesi ve 12 maddelik bir talebi olmuştur. Dönemin başbakanı Sayın Erdoğan bu taleplere olumlu yaklaşmış, hatta hatırlanacağı üzere, ‘devlet adına Dersim'de yaşananlardan dolayı bir özür' de dilemiştir. Tabi ardı gelmeyince, taleplerin askıda kaldığını belirtmek isteriz. Zazaların büyük umut beslediği Çözüm Süreci, yine Zaza olan Selahattin Demirtaş'ın ‘seni başkan yaptırmayacağız' çıkışı, ‘korkma Erdoğan, seni asmayacağız' tehdidi, ‘daha önder Apo'nun heykelini dikeceğiz' meydan okuması, Kandil'e rest çekememesi gibi çok çok stratejik hataları ve Barış Sürecinin baltalanması ile heba olunca, Zazaların umudu iyice yıkılmış olur. Siyasal Kürt hareketinin amacının üzüm yemek olmadığı, mesailerini bağcıyı dövmeye ayırdıklarını ve özellikle de “Zazalar Kürt'tür, Zaza'ca da Kürtçenin bir lehçesidir” gibi görüşlerle Zazaları yok saymaları, Zaza aydınlarını iyice kamçılamıştır. Böyle giderse, bir yüz yıl daha taleplerinin askıda kalacağını düşünen bir kaç Zaza aydını, ‘Zazaların ana dilleri, kültürleri ve anayasal hakları konusunda daha etkili mücadele etmek için” partileşmenin zorunluluğu konusunda fikir birliğine girer ve kolları sıvazlarlar. Böylece, Demokrasi Zamanı Partisi adı ile bir siyasi hareket filizlenir. Demokrasi Zamanı Partisi adını koydukları partinin kısaltılışı DEZA Par olunca, Zazalar ayrıca bir sahiplenme duygusuna bürünürler. Çünkü 'Deza' kelimesinin Zazalar için ayrı bir yeri var. Kardeş, amcaoğlu, yoldaş gibi çağrışımlar yapar bu kelime. Lazlar, Pomaklar, Çerkezler, Asuriler, Süryaniler gibi temel haklar konusunda dertleri olan diğer bazı gurupların da bu parti çatısı altında hareket etmeye yönelik katılım ve talepleri olur. Birlikte söyleşi, toplantı, fikir alışverişleri ve etkinlikler de düzenlerler. Bu da partinin ün ve etkisini, bölge dışına taşır. Zazaların şiddette olan uzaklıkları, kapsayıcı ve bütünleştirici dili, devlet tarafından da bir tehlike olarak görülmez. Aslında bu önemli bir kozdur. Çünkü devletin sizinle barışık olduğunu bilmeniz, talep edeceğiniz haklara karşı elinizi güçlendirecektir. Zazaların devlet tarafından, güçlü bir siyasi parti kurumsallığı ile muhatap alındığını düşündüğümüzde, belki de siyasal Kürtlerin on yıllardır şiddetle alamadığı bazı temel hakları tatlı dil, güler yüz, ikna kabiliyeti ile alma fırsatları olur. Bu nedenle devlet ile barışık olmak küçümsenmemeli. Bu hayallerle yola çıkan Zazaların önünde çok büyük bir engel var. O engel de, Zazaların sosyal medya platformlarındaki ‘herkesin kendi kafasına göre hareket etmesi ve fikir ayrılıkları' olarak dikkatimizi çekmektedir. O kadar çok başlılık var ki sosyal medyada, Zaza başlığının yanına çeşitli resmi ya da gayr-ı remi sıfatlar konulup, bir sürü oluşumlara gidilmiş. Bu oluşumlar, her akşamki canlı yayınları ile izleyenlerin kafalarını o kadar çok karıştırıyorlar ki… Bazı cahil konuklar konuşmacı olarak çıkınca ekrana, ‘ya acaba ne diyecekler Zaza hareketi adına' diye ekran karşısına geçen saf Zaza kardeşlerimiz, konuşulanları, seviyesiz tartışmaları, soru soran izleyicilere yapılan hakaretlere kadar o kadar kötü bir tablo ile karşı karşıya kalıyor ki, ‘bunlar mı Zaza davasının öncüleri' diyerek bir hayal kırıklığı ile uzak durabiliyorlar Zaza hareketinden. Bu programlardan bazılarında, Zazaların bazılarının kendini hala Kürt olarak bilmesi aşağılandı mesela... Bu olacak bir şey değildi. Örneğin ben bile bir yıl kadar öncesine kadar öyle bilir öyle savunurdum. Kendimi Kürt, dilimi de Kürtçenin bir lehçesi olarak bilirdim. Bilimsel bazı delilleri görünce ve Zazalarla Kürtlerin tarihlerini iyi bilen bir kaç kişi ile konuşunca ikna oldum ve artık Zazaların ve dillerinin Kürtler ve Kürtçeden tamamen farklı olduğuna kanaat getirmiş durumdayım. Zazaların çoğunun daha bu aşamaya gelmediğini kabullenmek ona göre cevaplar vermek, anlayışla karşılamak gerekmez mi? Bu gibi bir sürü konuda verilen yanlış cevaplar ve tepkiler çok kötü bir görüntü oluşturuyor maalesef. Mesela HDP'ye karşı çıkan Zazaların hiç mi haklı tarafı yok. Ya da HDP'nin bazı söylemlerinin doğru olduğunu savunan Zazaların hiç mi takdir edilecek yanları yok. Zazalardan Alevi olanlara karşı inanç hürriyeti hiç mi düşünülmez. Zazalardan Şeriatçı olanları hiç mi anlamaya çalışmayacağız. Zazalardan Erdoğan âşıkları olamaz mı. Zazalardan Demirtaş sevdalıları da olabilir, nefret edenleri de… bu görüşte olanlara karşı hoşgörülü olunamaz mı?.! O ekranlara çıkanların, böyle farklı görüşte olanlara ve bu tür soru soranlara karşı son derece anlayışlı ve donanımlı olmaları gerekmez mi..! Tüm bu olup bitenlerin, Demokrasi Zamanı Partisi ile resmi olarak bir bağlantısı olmasa da, dolaylı yönden ciddi zarar veriyor bu harekete. Bin bir sıkıntı ile kurulan parti, türlü yokluklara rağmen Zazaların dilleri ile ilgili köy köy çalışmalar yaparak bilimsel veriler oluşturmak isteyen bir avuç ezgin insanın tüm emeklerine darbe vurulmuş oluyor ve şahsen bir Zaza olarak bu beni üzüyor. On dakika bile anlayış içinde bir canlı yayın yapmasını başaramayanlar, milyonlara öncülük edebilirler mi.! Bu durum ile nasıl baş edecek Deza Par, onu zamanla göreceğiz. Zaza partisini bir fırsat olarak görmek lazım. Partinin başkanı kim olursa olsun, tüm Zazaların son derece saygılı bir şekilde kendisinin yanında olması, bunun bir bayrak yarışı olduğunu düşünmek gerekir. İllaki farklı düşünceler olacaktır. Ancak ‘makul uslup ve saygı' olmazsa olmaz bir davranış olmalıdır. İnsanın kendi ayağına kurşun sıkması diye bir deyim var. Zazalar böyle kırk parçaya ayrılıp, hele hele kendileri gibi düşünmeyen diğer Zazalardan vatanseverler için tırşıkçı, radikaller için terörist, Sünni muhafazakârlar için yobaz, Aleviler için de reqawêr gibi hakaretlerle ileri/geri konuşup insanları dışlarlarsa, kendi ayaklarına sıkmış olurlar. Hâlbuki Zazalar, Alevi'si, Sünni'si, şeriatçısı, laiki, solcusu, sağcısı, radikali, liberali ile ortak bir davayı omuzlamak zorundalar. O da; Zaza kimliği, Zazaca olan ana dili ve yaşadıkları coğrafyalarda kültürlerini yaşatabilme davasıdır. Nihai olarak ta, bunların Anayasal Güvence Altına Alınması hayalidir. Ne mi yapılmalı… Bu hareketin öncüleri, entelektüel, ne konuştuğunu bilen, en radikaline bile en yumuşak cevabı verebilen bir ekip oluşturup, bahse konu ne kadar platform, dernek, oluşum, sosyal gurup ya da bireysel site varsa Zazalar ile ilgili, hepsini ziyaret etmeli, aradaki kırgınlıkları gidermeli, ortak bir dil geliştirmelidirler. Biliyorum, çok zor şeyler istiyorum. Çünkü Zazaların o meşhur inatları var. Bu yolda yürüyenlerin karşısındaki en büyük zorluk, işte o Zaza damarı olacaktır. Korkumuz o ki, türlü sıkıntılar ile filizlenen bu güzelim hareketin daha doğmadan yok olmasıdır. Bir daha bir yüz sene daha beklemek, çocuklarımıza vereceğimiz en kötü miras olacaktır. Özetle; Eğer gerçekten ‘benim derdim Zazaların haklarıdır' diyorsa bir insan, ‘bu uğurda bize düşen bir fedakârlık varsa, buna hazırız' diyebilmeli, çok başlılığa ve fitneye neden olan farklı bir oluşum ya da sosyal sitesi varsa, onu kapatabilmelidir. Ancak o zaman samimiyeti anlaşılacaktır.! Unutulmamalı ki; her doğru her yerde ve her tonda söylenilmemeli. Bu kadarcığını bile bilse sosyal medyadaki Zazalar, belki de bu harekete en büyük hizmeti yapacaklardır. Rabbim Zaza kardeşlerimiz, parti ve sosyal âlemde Zazalar ile ilgili çaba gösteren iyi niyetli öncülerimizin yar ve yardımcısı olsun. Netice her ne olursa olsun, Zazalar bu ülkenin şiddetten uzak, mert, temiz, kadim ve özel bir halkı olarak yaşamlarına devam edeceklerdir. Bakalım siyasal Zazalar, siyasal Kürtler kadar birlik, fedakâr ve örgütlü olabilecekler mi?.! Yoksa o meşhur inatlarına uyup, her kafadan bir ses çıkarmaya devam ederek, kendi ayaklarına mı sıkacaklar..! Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler… Saygılarımla… YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 15 Ekim 2020 YENİDEN REFAH NEDEN BU KADAR PASİF!27 Eylül 2020 BÜROKRASİDE KARADENİZLİ İMPARATORLUĞU07 Eylül 2020 TÜRK KARDEŞLERİMİZ BİRAZ EMPATİ YAPABİLİRLER Mİ?14 Ağustos 2020 Ak Parti Kadın Kollarından Büyük Hata!
|