KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
25 Temmuz 2024 Perşembe
°C
Abdurrahman Korkut
a.korkut.12@hotmail.com

Milletin gözünde erdoğan

13 MAYIS 2016 CUMA 17:34
0
3324
0
AA aa

Türkiye, “Konu Laiklik ise gerisi teferruattır” diyerek, Laik – Kemalist hayatı dayatıp ezan ve Kuran eğitimini yasaklayan, karşı çıkanlar için idam sehpaları kuran ve başbakan asan siyasilerin hüküm sürdüğü bir ülkedir…

Yine Türkiye; “mevzu vatan ise gerisi teferruattır” diyerek, “ya sev ya terk et, ya sev ya itaat et” türünden zorlamalar ile ‘Ne Mutlu Türküm demeyen teröristtir' diyerek, “Türkiye vatandaşı olup Türk ırkından değilim” diyenlere her yolu mubah gören, ırkçı siyasilerin de hüküm sürdüğü bir ülkedir...

Bu iki zalim zihniyet karşısındaki sessiz çoğunluk, yıllarca çaresizce, tüm olan biteni izliyor ve not ediyordu...

Böyle bir zamanda, gençliğini futbol ve seyyar satıcılık ile geçirip, fikirlerini muhafazakâr sentezlerle yoğurmuş,, İmam Hatipli, varoş bir çevrede, hacı anne-baba evladı olan, Kasımpaşalı biri siyasete soyunacaktı…

Daha yolun başında iken yasal olan bir şiir okudu diye cezaevine atılmıştı. “İmam hatipli birinin başbakan olmasını içime sindiremiyorum” diyen zırvacıların hukukçu olarak seçildiği bu dönemi de millet izliyordu tabi…

Millet, önündeki engelleri kaldırıp başbakan yapmıştı Erdoğan'ı. Ama o kadar çok sıkıntı vardı ki memlekette, hangi birine el atsa önüne dağ gibi engeller çıkıyordu. Böyle olunca da Erdoğan büyük bir kurnazlık yaparak, ilk beş sene arı yuvasına çomak sokmayacaktı...

İkinci döneminde Erdoğan'ın gücüne güç kattığını gören statükocular, medya ve yargıyı kullanarak uyduruk iddialar ile partisini kapatmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onun adayına hakaretler edip 367 saçmalığını dayadılar. Yetmedi, darbe planları yaptılar. Bunlara destek olanları da millet izliyordu

Eşini, hasta ziyareti için bile olsa hastaneye, sırf başı örtülü diye almadılar. Kızları bile sırf başları örtülü diye yurt dışında okumak zorunda kaldılar. Bunlar gibi sayısız haksızlıkları da, ülkenin dört bir yanındaki cumhuriyet tarihinde görülmemiş olan hizmetleri de, bunlara engel olanları da millet izliyordu...

Filistin, Mısır, Suriye, Myanmar, Somali, Afrika Ülkeleri, Sudan, Bosna, Doğu Türkistan ve dünyanın dört bir yanında Müslümanlara yapılan haksızlıklara karşı her ortamda dik duran, zalimin ağzının payını veren, istediği yerde kaşını çatan, sözünü esirgemeyen bu adamı dünya Müslüman ve mazlumları da izliyor ve artık lider görüyordu. İçeride olduğu gibi dışarıda da onun için dualar ediliyordu. Sadece Türkiye'deki statükoculara değil, tüm dünyaya, “One Münit, Bi Dakka Kardeşim!” diyen bir Erdoğan'ı millet gözyaşları ile izliyordu...

Erdoğan'ın, şehide Esma için döktüğü yaşları ve bu gözyaşları ile alay edenleri de millet izliyordu...

Meclisten kovulan başı örtülü milletvekiline karşılık ‘tüm kurumlarda başörtüsü serbesttir' diyen, çocuklara Allah'ın kitabını öğretmenin yasaklanmasına karşın, ‘tüm okullarda Kuran-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'in Hayatı derslerini müfredata koyun' diyen Erdoğan'ı ve bunlara karşı çıkanları da izliyordu millet...

“Kız- erkek aynı yurtta kalamaz, başı örtülü olan başı açık olanla aynı şeylere sahip olacak, Türk kardeşim için ne varsa Kürt kardeşim için de aynısı olacak, Ermeni vatandaşlarımız da bizim kardeşlerimizdir, acıları acımızdır, her türlü ırkçılık ayaklarımın altındadır, Dersim'de Alevilere yapılan katliamdır devlet adına özür diliyorum, size efendi değil hizmetkâr olmaya geldim” diyen Erdoğan'ı ve bunlara karşı çıkanları da millet izliyordu…

Adamın dilini yasaklamışlar ‘artık serbest' demiş, köyünü yakmışlar ‘al bu parayı köyüne dön' demiş, kimliğini yasaklamışlar ‘her kimliğin başım üzerinde yeri var' demiş, köyünün ismini değiştirmişler ‘eski ismi ne ise onu koyun' demiş, ilkokul çocuklarını her sabah sıraya dizip zorla andımız adında bir marş söyletilmiş ‘kaldırın bu saçmalığı' demiş, dağlar ve şehir girişlerindeki levhalarda yazılı ‘Ne Mutlu Türküm Diyene' yazıları için ‘Türk olmayanları aşağılamaktan vazgeçin, silin çabuk' demiş, enselerinden tutularak beyaz Toroslara bindirilip cezaevlerine atılan vekiller için yasa çıkarıp tekrar vekil yaptırıp ‘buyrun bu meclis sizin de meclisiniz' demiş, Kürtçe türkü dinlemenin yasak edilmesine karşın ‘TRT Şeş hepimiz için hayırlı olsun' demiş ve buna benzer onlarca adım atarak akan kardeşkanına dur diyen Erdoğan'ı ve bunlara karşı çıkanları, Kürt halkı da izliyordu…

Memleketin dört bir yanına okullar, üniversiteler, hava alanları, duble yollar, hızlı tren rayları, otobanlar, aş evleri, tüneller, limanlar yaptırdı. Yetimler, Fakirler, dullar, şehit yakınları, terör mağdurları, sakatlar, yoksul hastalar, özürlüler, bakıcılar, öğrenci anneleri, kimsesiz öğrenciler, yaşlılar maaşa bağlandı. Hele birde Toki'nin yaptığı evlerde fakir aileler oturmaya başlayınca, gariban kira öder gibi ev sahibi de olunca, ulaşılamaz hayaller de gerçekleşmişti. Bu gelişmelere karşı çıkanları da bu hizmetlere imza atanları da izliyordu millet…

Erdoğan üçüncü döneminde “çıraklık, kalfalık dönemlerini yaşadık, şimdi sıra ustalık döneminde” diyerek statükocuların uykularını kaçırmıştı. Statükocular için artık yapılması gereken uluslararası destek alıp ülkeyi cehenneme çevirmek olacaktı. Bu defa bahane 3/5 ağaç olmuştu. “Mesele ağaç değil siz hala anlamadınız mı, hadi gel arkadaş'' diyerek isyana çağıranları ve neyin peşinde olduklarını da millet izliyordu...

Dış basın ve içerde ki haşhaşiler seferber olmuş, canlı yayınlar ile İstanbul'da halkın ayaklandığını, iç savaş çıktığını, tankların insanları ve çocukları ezdiğini, yüzlerce ölü, binlerce yaralı olduğu naralarını atmışlardı. Böyle yalanları, sosyal medya ve basın yolu ile memlekete yayanları da millet izliyordu...

Dükkânlar, arabalar, polis - itfaiye araçları, bankalar, kamu kurumları ve Türkiye bayrağı yakılıp, kaldırımlar söküldü, polisler linç edildi. Erdoğan'ın anasına, eşine, kızlarına küfürler edildi, bu küfürler duvarlara yazıldı. “Pornoma dokunma, velev ki ibneyiz” yürüyüşleri oldu. Bunlarla kol kola olanları da millet izliyordu...

Bunlar olurken Erdoğan'ın yardımcıları, bakanları, vekilleri, hatta seçtirdiği cumhurbaşkanı bile tırsmış-vitesi boşa atmış, “biz gerekli mesajı aldık” derken, vatana ayak basar basmaz “bu baş seccadeden başka yerde eğilmez” diyerek meydan okuyan sadece Erdoğan'dı. Tırsanları da, mesaj alanları da dik duranı da izliyordu millet…

Kimsenin aklına gelmeyen öyle bir kalleşlik-kahpelik gördü ki bu millet, “Allah düşmanımın başına vermesin” cinsindendi. Erdoğan'ın, karısının, oğlunun, kızının, bakanlarının, onu seven iş adamlarının, yazar, düşünürlerin, gizlice dinlendikleri, Müslümanlara yardım götüren hayır kuruluşlarının teröre destek gibi gösterildikleri, barış süreci olsun diye görevlendirilen mit mensuplarının tutuklanmak istendikleri, gizli kasetler, şantajlar, dublajlar, iftiralar ile gece gündüz aşağılayıcı haberler edildiği görüldü. Bunları, Erdoğan'ın damarlarındaki kan kadar kendine yakın gördüğü, koruma ve can güvenliğini teslim ettiği bir gurubun sahiplenmesi, televizyon ve gazetelerinde bunların yayınlanması ve Erdoğan'ın istifaya çağrılması, vatana, İslam'a, ülkenin güvenliğine, ekonomisine ihanet olarak algılandı. “Aman Allah'ım, meğer bunları yapanlar, Erdoğan'ın yatak odalarına kadar giren, aileden öte gördüğü insanlarmış” diye şok geçiren millet, bunları da dişlerini sıkarak izliyordu…

Bu gurup, Erdoğan ve onun yolundan gidenlerin, inanılmaz fedakârlıklar yaparak destekledikleri, sahiplendikleri guruptu. Bunu bir kalleşlik olarak görüyor ve olan biteni bu defa çok daha değişik duygularla izliyordu millet...

Böylece bu saldırılar ve tüm olan bitenler nedeni ile millet, Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç yalnız bırakmadı ve Cumhurbaşkanı yaptı. Böyle yapıldığı sürece de, daha bin sene de yaşasa, bu millet baş tacı edecek Erdoğan'ı…

Erdoğan'a yukarıda yazdığım gözle bakanlar için, onun dışındaki tüm siyasiler başbakan dahi olsalar, sadece özel kalemi gibi olabilirler. O varken kimse ‘bende liderim' diyemez, farklı siyaset yürütemez, onun davasının aksine hareket edemez.  Bunu deneyenler kısa süre içerisinde kendilerini statükocuların kucağında buldular…

Davutoğlu, gelmiş-geçmiş en temiz başbakanlardandı ama liderliğe soyundu. Türkiye'de tek bir lider vardır o da Erdoğan'dır. Geride kalan isimler ise ancak Erdoğan'ın davası için ona bir refik bir kardeş olabilirler. Bu birileri için küçük düşürücü gelebilir, fakat dava insanları için böyle bir sıfat onurdur, gururdur, ayrıcalıktır…

Statükocuların anlayamadığı, göremediği, ayrıntı şudur ki; milletin gözünde Erdoğan tüm olan bitenlerin hem mağduru hem kahramanıdır…  Ona göre izliyor ve ona göre not alıyorlar…

Başkanlık sürecinde de yine bir sürü algı yönetimi, bir sürü fitne-fesat ve ayak oyunları olacak… Olan biten ne olursa olsun, millet yine ona göre izleyecek ve yine ona göre karar verecektir…

Mevla Görelim Neyler Neylerse Güzel Eyler… Saygımlarımla

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın