Sandık! Odadan Siyasete Uzanan Rüzgâr…
Bingöl'de Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimlerinin yıllar sonra ilk kez bu kadar gündeme gelmesi, sadece sandığa gidilmiş olmasından değil, sandığın doğurduğu sonuçlardan kaynaklandı. Çünkü bu seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, oda koridorlarından siyaset sahnesine kadar yayılan bir dalga etkisi oluşturdu. Peki mesele nedir? Gençlerin yönetime gelmiş olması mı? Yoksa yarım asra yaklaşan görev sürelerinin el değiştirmesi mi? Elbette her iki durum da konuşulabilir; ancak bugün tartışılan başlıkların, sıradan bir oda seçiminin ötesine taşınarak siyasete kadar uzatılmasının da bir sebebi var. Esnaf Odası Başkanı Yılmaz Çapak da, Şoförler Odası Başkanı Ali Bayram da göreve geldiklerinde bugün yönetime seçilen kardeşlerimizden daha gençtiler. Dikkat çeken, yaşları değil; birinin çeyrek asır, diğerinin yarım asırlık görev süresidir. Bu süreler uzadıkça toplum doğal olarak değişim istiyor. Ancak mesele yalnızca uzun süre görev yapılması değil; bu süreçte yenilikçi bir yaklaşımın hissedilip hissedilmediğidir. Zira bu makamlar kimsenin babasının malı değildir; dün gençler devraldı, bugün yine gençlere emanet edildi. Şunu da belirtmek gerekir ki, bugün değişimi alkışlayanların Yılmaz Çapak ya da Ali Bayram'la kişisel bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Her ikisi de bu şehrin sevilen, saygı duyulan büyükleridir. Mühim olan kişisel ilişkiler değil; toplumun neyi neden talep ettiğidir. Pencereyi geniş açıdan açmak gerekiyor. Bir kimse görevinin hakkını veriyor, temsil ettiği kitlenin haklarını savunuyor ve gelişim için çaba harcıyorsa görev süresi çoğu zaman göze batmaz. Ancak her dönem benzer bir tabloyla ilerliyorsa, toplumun değişim talebi kaçınılmaz hâle gelir. Seçimlerin ardından iki yaklaşım özellikle öne çıktı: Gençlerin yönetimlere seçilmesi, Değişim arzusunun görünür hâle gelmesi. Her iki yaklaşım da doğaldır; ancak ikisinin de siyasete malzeme yapılmasının arka plandaki motivasyonlarını ayrıca değerlendirmek gerekir. Gençlerin yönetime gelmesini alkışlayanların tamamının bunu idealizmle yaptığı söylenemez. Bazen gençlik vurgusunun arkasında, kendine alan açmak isteyenlerin kişisel hesapları, geleceğe dönük siyasi planlar, mevcut dengeleri sarsarak pozisyon elde etmeye çalışanların stratejileri de olabilir. Yani her “gençleşme” çağrısı masum değildir; kimi zaman bu rüzgârı kendi menfaati için kullanmak isteyenler de olur. Bu nedenle değişimi doğru okumak kadar, değişimi dillendirenlerin niyetini de doğru anlamak gerekir. Toplumun gençlerden beklentisi “sadece genç olmak” değildir. Gençlerin, kendilerini doğru ifade etmesi, vizyon sahibi olması, temsil sorumluluğunu taşıyabilmesi, popülizmden uzak durması, adil ve şeffaf bir yönetişim benimsemesi gerekir. Bu nitelikler varsa, gençleşme rüzgârı sağlıklı ve toplum adına kıymetli olur. Şu da bir gerçektir ki, toplum, sırf değişiklik olsun diye kimseyi görevden almaz. Nasıl ki, kusurlu bir ürünü mağazada yenisiyle değiştiriyorsanız, siyasette de daha iyisine dair bir inanç varsa değişim kendiliğinden gelir. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır; Defolu çıkan bir ürünü değiştirmek istediğinizde mağaza size aynı ürünü dayatıyorsa, elbette mağazayı değiştirme hakkınız vardır. Ama tam tersi de olabilir! Yeni ürünü bir süre kullandıktan sonra, “Keşke mağazayı değiştirmeyip önerileni alsaydım, o sağlamdı” deme ihtimali de vardır. Yani her değişim memnuniyet getirmez. Ancak bazen yeni arayışlar, daha kaliteli ürünleri ve daha güçlü seçenekleri karşınıza çıkarır. Bu nedenle, mesele sadece değiştirmek değil, doğru analizle daha iyisine zamanında ulaşabilmektir. Bugün “değişim zamanı” diye düşünenlerin yıllardır aynı isimleri neden değiştirmediğini sorgulamak da bu nedenle anlam kazanır. Oda seçimlerinde esen değişim rüzgârının siyasete de yansıyıp yansımayacağı sıkça konuşuluyor. Elbette bunun kararını toplum verecek. Ancak unutmamak gerekir: Oda seçimleri ile siyasi seçimler aynı dinamiklere sahip değildir. Farklı motivasyonlar, farklı beklentiler ve farklı süreçler vardır. Ali Bayram ve Yılmaz Çapak ağabeylerime bugüne kadar verdikleri emek ve gösterdikleri gayret için teşekkür ederken, yeni seçilen kardeşlerimi de tebrik ediyorum. Naçizane beklentim; kendilerini geliştirmeleri, ekiplerini sağlam kurmaları ve temsil ettikleri kitlelere yenilikçi, nitelikli, adil ve şeffaf bir hizmet anlayışı sunmalarıdır. Popülizmin gölgesinde kalmadan, birilerinin yönlendirmesiyle kalıplara sıkışmadan, gerçekten fayda üreten bir yönetim ortaya koymalarıdır. Seçim günü bir dost meclisinde söylediğim gibi: “Esnaf Odası seçim sonucu Şoförler Odası seçimine de sirayet eder. Ama bu rüzgâr siyasete de sirayet eder mi, bunu seçim atmosferine girdiğimizde daha net göreceğiz. Henüz erken, bekleyip göreceğiz.” Dip not olarak eklemek gerekirse de; hangi makam olursa olsun, bir seçilmişin ya da atanmışın görev süresi 3 dönemi ya da belirlenecek uzun vadeli olmayan zaman dilimini aşmamalı.
YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 03 Ocak 2026 Bir Şehrin Geleceği: Bir Yönetici, Birkaç İyi İnsan15 Aralık 2025 İstanbul'da Bingöllüler! Gücümüz Birliğimiz Kadardır17 Ekim 2025 'Hepimiz'in Kim Olduğunu Anlamadık!04 Ekim 2025 Cevdet Yılmaz neden temkinli?
|