KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
21 Temmuz 2026 Salı
°C
Hakim Bayraktar
bingolonline@hotmail.com

Gidemediğin Köy Senin Değildir

20 TEMMUZ 2026 PAZARTESİ 13:15
15
512
1
AA aa

İnsan bazı yerlere gidince, yıllardır bildiğini sandığı şeyleri aslında hiç bilmediğini anlıyor.

Bu hafta sonu, Bingöl'ün Muş ve Diyarbakır sınırlarına dayanan, Tavz bölgesinin son köyü olan Sarmakaya'ya gittik. İki gün boyunca kamp yaptık. Doğanın, dağların ve vadilerin içinde, şehir hayatının insandan uzaklaştırdığı o büyük tabiat duygusunu yeniden yaşadık.

Kamp güzeldi. Hem de çok güzeldi.

Bizi yoran ise doğa değil, yoldu.

Genç'ten Sarmakaya'ya yaklaşık üç saatlik bir yolculuk yaptık. Kâğıt üzerinde bir köy yolu... Gerçekte ise sabır, dikkat ve sağlam araç isteyen uzun bir mücadele.

Dar yollar, kaya parçaları, toprak kaymaları, dağdan kopup inen kütleler ve yer yer tamamen kapanmış güzergâhlar...

Arabalar adeta perişan oldu.

Bölgeyi bilen ve kampımıza refakat eden Sarmakaya'dan bir kardeşimiz, “Genç'ten buraya taksiler 3 bin liraya geliyor” dedi.

İçimden geçirdim: “Ben taksici olsam 5 bin liraya da gitmem.”

Çünkü bu yol, sadece bir ulaşım meselesi değil.

Sarmakaya'ya üç ayrı noktadan ulaşım sağlanabiliyor. Fakat üç yolu toplasanız bir yol etmiyor.

Yenisu tarafından gelen güzergâhta bir köprü yapılmış. Ancak köprüden sonrası neredeyse yok hükmünde. İnsan bakınca, “Birileri buradan yol açmaya karar vermiş ama devamını getirmeyi unutmuş. Bu unutkanlığına gerdanlık diye de köprü yapmışlar (!)” diye düşünüyor.

Bizim kullandığımız güzergâh ise hem dar hem kayalık hem de toprak kayması riskiyle iç içe.

Vadi içine yapılan yolun ise yaklaşık 20-30 metrelik kısmında heyelan meydana gelmiş ve yol kapanmış.

Buradaki engelin büyük bir proje gerektirmemesi ise işin en düşündürücü tarafı.

Bir iş makinesi gidecek, bir greyder çalışacak ve toprak temizlenip yol tıraşlanacak. Belki bir iki günlük iş... Ama o iş makinesi bir türlü gitmemiş. Üstelik bölgeye yakın yerlerde yol kenarlarında park hâlinde iş makineleri görmemize rağmen...

Bazen bir bölgenin kaderini değiştirmek için milyarlarca liralık projelere değil, doğru yere gönderilecek bir iş makinesine ihtiyaç vardır.

Bir greyderin ulaşamadığı yerde, büyük projelerin anlamı da tartışılır hâle gelir.

Yolun olmadığı yerde üretim de büyüyemez

Tavz bölgesi, hayvancılık açısından son derece güçlü bir coğrafya.

Sayısız küçükbaş hayvanın, önemli miktarda büyükbaş hayvanın beslendiği; tereyağı, çökelek, süt ve et üretimi için ciddi bir kapasite taşıyan bu bölgede doğa, insanlara önemli bir ekonomik imkân sunuyor.

Ancak üretimin sürdürülebilir olması için ürünün pazara, hastanın sağlık hizmetine, öğrencinin eğitime ve insanın günlük hayatın temel ihtiyaçlarına ulaşabilmesi gerekiyor.

Bu nedenle yol, burada yalnızca asfalt değildir.

Yol; üretimin pazara açılmasıdır, bölgenin ekonomik hayata bağlanmasıdır, insanın yaşadığı yerde kalabilmesidir.

Asıl çelişki burada başlıyor

Pınaraltı, Elmagünü, Sarmakaya ve komşu köy olan Bayırlı gibi bölgeleri yıllardır yazdığımız haberlerden biliyorduk.

Kışın aylarca kapanan yolları, hasta kurtarma operasyonlarını ve ulaşılması güç coğrafyayı haberleştirmiştik. Ancak bölgeye gidip yerinde görünce, yıllardır anlatılanların gerçekte ne anlama geldiğini daha iyi anladık.

Bu köylerin önemli bir bölümü geçmişte heyelan veya afet riski bulunan alanlar olarak değerlendirilmiş.

İnsanlar için Genç'te evler yapılmış ve verilmiş. Fakat birçok kişi bu evlere taşınmamış, bazıları daha sonra evlerini satmış.

Bölge insanının anlattığı, “Bir kavurmaya yapıldı” şeklindeki hikâyeleri dinlemek mümkün.

Bugün ise ortada ciddi bir çelişki var.

Evrak üzerinde boşaltılmış veya afet riski taşıyan bir bölge... Ama bölgede elektrik var. Yeni hatlar çekiliyor, direkler yenileniyor, sulama ve içme suyu altyapıları bulunuyor, yollar yapılmaya çalışılıyor

O hâlde şu soruların cevabı verilmelidir:

Madem bu bölgeler yaşanamayacak kadar riskli;

Neden altyapı yatırımı yapılıyor?

İnsanlar buraya dönmeyecekse, neden yol ve elektrik hizmetleri götürülüyor?

Yok eğer insanlar burada yaşamaya devam edecekse, neden bu yaşamın en temel şartı olan ulaşım sorunu çözülemiyor?

Devletin bölgeye yaklaşımındaki bu çelişki artık giderilmeli, geçmişteki hata tekrarlanmamalı!

Elbette vatandaşın da sorumluluğu var.

Kendisine yapılan evi alıp satmış bir kişinin, daha sonra eski yerleşim yerine yol talep ederken kendi tercihlerini de hesaba katması gerekir.

Ancak mesele bundan ibaret değil.

Bu insanların ataları, dedeleri ve aileleri yüzyıllardır o coğrafyada yaşamış.

Hayvancılık orada yapılmış, üretim orada yapılmış, hayat orada kurulmuş.

İnsanları sadece şehir merkezine taşıyarak sorunu çözdüğümüzü sanmak, geçmişte yapılan en büyük hatalardan biri oldu.

Çünkü insanı yaşadığı yerden koparmak kolaydır. Asıl mesele, gerekli güvenlik tedbirlerini alarak insanın kendi toprağında yaşamasını mümkün kılmaktır.

Elbette insan hayatı her şeyin üzerindedir.

Gerçekten yaşanamayacak kadar riskli alanlarda ısrar edilemez. Ancak “afet riski” kararı, bir bölgenin kaderinin sonsuza kadar mühürlenmesi anlamına da gelmemelidir.

Bilim gelişir, teknoloji gelişir, güzergâhlar değiştirilebilir, yeni mühendislik çözümleri üretilebilir.

Bu nedenle bölgenin durumu yeniden ele alınmalıdır.

Ne yapılmalı?

Öncelikle Tavz bölgesinin kapsamlı bir envanteri çıkarılmalıdır. Nüfus, hane ve hayvan sayıları ile üretim kapasiteleri çıkarılıp bütün bunlar bilimsel ve tarafsız bir raporla ortaya konulmalıdır. Ardından uzman ekipler tarafından güvenli yol güzergâhları belirlenmelidir.

Bugün bazı yolların heyelan hattından geçmesi, bazılarının devamlılığının bulunmaması ve bazı yerlerde köprü yapıldığı hâlde yolun devam ettirilmemesi, plansızlığın açık göstergesidir.

Aynı yere aynı yöntemle yol yapıp her yağmurda yeniden bozulmasını beklemek yerine, doğru güzergâh belirlenmeli, bölgenin afet riski yeniden bilimsel olarak incelenmeli, gerekiyorsa mevcut kararlar yeniden değerlendirilmelidir.

Ardından başta Sayın Cevdet Yılmaz olmak üzere ilgili siyasi ve idari makamların desteğiyle, Tavz için kapsamlı bir kalkınma ve ulaşım planı hazırlanmalıdır.

Çünkü bir bölgeyi boşaltmak çoğu zaman en kolay çözümdür. Asıl mesele, insanı yaşadığı yerde yaşatabilmektir.

Siyaset, ortak meselede birleşebilmektir.

Kampta arkadaşlarımızdan biri şöyle dedi:

“Ben siyasetçi olsam bu bölgeye gelip oy istemem. Kendi bölgesine sahip çıkamamış insanların vereceği destek ne ola ki?”

Söz sertti.

Ama ciddi bir sitem içeriyordu.

Bölge insanı yıllardır “Şöyle kalabalığız, böyle güçlüyüz” diyor.

Daha fazla temsil edilmek, daha fazla söz sahibi olmak istiyor.

Bu elbette meşru bir talep. Ancak siyaset; sadece kalabalık olmakla ve seçim dönemlerinde görünür olmakla yapılmaz.

Siyaset, en uzak köyün yolunu takip etmek, bir heyelan sonrası iş makinesini göndermek, bir bölgenin üretim gücünü rapora dönüştürüp yatırım planı hâline getirmek, vatandaşın sorununu çözülene kadar gündemde tutmaktır.

Bununla birlikte bölge insanının da kendi içinde bir muhasebe yapması gerekiyor.

Köyler arasındaki rekabet, birbirini kötüleme ve ortak meselelerde ortak akıl oluşturulamaması bölgeye zarar veriyor.

Refakatçimizin de ifade ettiği gibi, muhtarların zaman zaman birbirinin önünü keserek sonuç almaya çalışması, sonunda kimseye fayda sağlamıyor.

Oysa Pınaraltı, Elmagünü, Sarmakaya ve komşu köyleri olan Bayırlı birbirinin rakibi değil, aynı sorunun ortak muhataplarıdır.

Birinin yolu yapılınca diğeri kaybetmez, aksine bütün bölge kazanır.

Son söz

“Coğrafya kaderdir” denir.

Bingöl'ün dağlarına, vadilerine ve heyelan risklerine baktığınızda bu sözün ne kadar ağır bir karşılığı olduğunu görürsünüz.

Ama coğrafya kaderse, mühendislik de insanın kaderle mücadelesidir.

Dağı ortadan kaldıramazsınız, vadinin yerini değiştiremezsiniz, heyelan riskini sıfırlayamazsınız. Ama doğru güzergâhı bulabilir, güvenli yollar yapabilir, riskleri azaltabilir, insanın yaşadığı yerde üretmesini ve hayatını sürdürmesini sağlayabilirsiniz.

Tavz bölgesinin doğası, hayvancılık kapasitesi, üretim gücü ve insan kaynağı var. Eksik olan, bunları birbirine bağlayacak doğru planlama ve ulaşımdır.

Bu nedenle mesele sadece Sarmakaya'ya yol yapmak değildir.

Mesele, bir bölgenin kaderini yeniden tartışmaya açmaktır.

Mesele, “Burası afet bölgesi” deyip insanları kaderine terk etmek yerine, “Bu bölgeyi nasıl güvenli ve üretken hâle getiririz?” sorusunu sormaktır.

Bazen bunun için büyük bütçeler gerekir, bazen kapsamlı projeler... Ama bazen de yıllardır kapalı olan yolu açmak için sadece doğru yere gönderilecek bir iş makinesi yeterlidir.

Devletin görevi her zaman kolay olanı yapmak değildir. Bazen zor olanı seçmek, bazen insanı yaşadığı yerde yaşatmak gerekir.

Çünkü yıllardır söylediğimiz o türkünün sözleri artık yetmiyor:

“Orada bir köy var uzakta...”

O köy uzakta kalmasın.

Çünkü gidemediğin köy senin değildir.

 

 

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_119541)
20 Temmuz 2026 Pazartesi 17:14
İl Özel İdaresi ne iş yapıyor? Dile getirilen sorunlara bakıldığında, bölge kaderine terk edilmiş. Jö
Umarım bu köy de kaliteli bir hizmet alır. (Not: Bu memlette bazı köyler var ki hizmetin zerresini layık değildir.)
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın