Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
24 Ekim 2020 Cumartesi
19 °C Güneşli
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

TANRIM BENİ NEDEN YAVAŞLATTIN

06 NİSAN 2020 PAZARTESİ 08:39
2
3013
0
AA aa

Bir damla suyla başlayan, sonrasında gülen, konuşan, duyan, coşan ve kabına sığmayan insanın serüvenidir yaşadığımız bu dünya.

Evet, kabına sığmayan, durmak bilmeyen, o etkinlikten bu etkinliğe, o doymak bilmeyen arzusunun arkasından koşan bu insan, küçücük bir mikrobun korkusuyla evine kapandı.

Adeta ölü toprağı serpildi hayatına ve yavaşladı insan ve insanlar.

Hep Tanrım beni yavaşlat diye dua eder ama bir türlü durup düşünmeyi ve yavaşlamayı bir türlü becerememişti.

Evet, bir gerçekti, Covid 19 virüsü onu durdurup yavaşlatmıştı.

Durdu, oturdu; bu nasıl bir şey ki her an kendisini de yakalayıp yere serebilecekti. Bir anda hiç olabileceğini, parasının ve gücünün anlamını yitirdiğini düşündü.

Sonra tekrar insanoğlunun bugüne değin yaşadığı acıklı hayatını, çile ve zorlukların insanın yakasını hiç bırakmadığı bu hayatı, ölümlü hayatı, hiçbir faninin kurtulamadığı, hiçbir gücün, teknolojinin, fen ve felsefenin, hiçbir ideoloji ve modern anlatının çözüm bulamadığı bu hayatı düşündü…

Covit 19 Virüsün etkisiyle, hayatlarını, eşlerini, sevdiklerini kaybetmenin hüzünlerini ve acılarla döktükleri gözyaşlarını izlerken ve derinden bir şefkat hissiyle, onlara elini uzatmak istedi, acılarını dindirmeyi çok istedi…

İrkildi, korktu, sonra kendine geldi, içindeki o parlayan ama kelimelere dökemediği, o sırlı ümit ve heyecan dolu sırlı dünyasına kulak verdi.

Ve varoluşun hikmetini, insan olmanın güzelliğini düşündü ve yeryüzünde bulunmanın anlamına yöneldi.

Düşündü, değerlendirdi ve sessiz konuşmaya başladı.

Peygamberi olan Hz. Muhammed'in, “ey insanlar, bu alemi yaratan Rabbiniz, insan olarak sizi yer yüzünün en donanımlı ve kendisine muhattap olacak düzeyde insan olarak yarattı ve kendisini size tanıtmak istiyor. Siz de Onu tanımaya çalışın. Size verdiği nimetlerle zenginliğini ve cömertliğini göstermek istiyor, siz de Onun cömert eline şükür elinizi uzatın. Rabbiniz sizden insana yakışan bir insan olarak hayatınızı kurmanızı istiyor, siz de iyi bir insan olma çabasından ayrılmayın. Sakın bu fani dünyanın ebedi olduğunu düşünerek, tüm kötü ahlakın esası olan hırsınıza yenilip aldanmayın. Rabbiniz sizi bu dünyada bazı olaylar ve zorluklarla sınayacaktır, sizler bu sınama evresinde, güçsüzlüğünüzü, acizliğinizi anlayarak, nihayetsiz kudret sahibi Rabbinize DUA ile yönelin”  mesajını hatırladı.

İnsana ait hiçbir düşünce ve felsefenin,  hayatına bu düzeyde anlam katacak içerikte bir mesaj olmadığını anladı.

Sürekli mabetlerden ve maneviyatlardan uzaklaştırılan modern dünyanın ve teknolojinin merkezi olan ABD ve Avrupa ülkelerinde, virüsün öldürücü gücü karşısında, doktorların ve diğer tüm sağlık personelinin, acizliklerini, Yüce Yaratıcıları karşısında itiraf edercesine büyük bir vecd halinde DUA'larını, insanların zor anlarda nasıl da dine yönelerek iç huzura vardıklarını; bugüne kadar yasakladıkları ezanların Avrupa'nın semalarında nasıl da yükseldiğini, mabetlerin açılarak insanların umut kapısına döndüğünü, belediye otobüslerinin arkasına “gelin hep beraber Allah'a teslim olalım” yazılarının insanın özüne, yaratılış hikmetine yönelmenin, insanlık şafağında göründüğüne tanık olduğunu gördü ve sevindi.

Sonra kendisine tekrar yöneldi…

İnsan tarihinin o kadim eski tapınak anıtlarında yazılan, insanlığın ortak bir haykırışını dile getiren “Tanrım Beni Yavaşlat” duasını hatırladı.

Tam zamanıydı samimi olarak duayı yapabileceğini düşündü ve duaya başladı.

TANRIM BENİ YAVAŞLAT

Tanrım beni yavaşlat! Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…

Günün karmaşası içinde, bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver…

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür…

Uykumun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymamda yardımcı ol…

Anlık tatilleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı; güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı; güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı; balık avlamayı; hülyalara dalabilmeyi öğret…

Her gün bana kaplumbağa ile tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim…

Dedi. Artık düşünceleri belirgin ve dingindi.

Tekrar sessiz söylenmeye başladı:

İnsanın yolculuğu durmuyor.

Sevdiğimiz bu hayat elimizden her an çıkabiliyor.

Evren, dünya ve insanlar bu yasaların sınırlılıklarıyla kuşatılmış durumda.

Bilim ve aklın değerlerini yanlış yorumlayan ve kuru gururuyla, bu sınırlılıkları aşabileceğini düşünen modern insanın,
Büyük bir yanılgı içinde olduğunu düşünüyorum dedi.

Sonra sevgili rahmetli dayısının “oğlum eğer bugüne kadar, herhangi bir insan hiç ölmeden bugüne kadar yaşamış olsaydı, belki de ikincisi ben olabilirim” dediği, keskin akıl ve müthiş gerçeği hatırladı.

Devam etti sessiz söyleşisine:

Ömür yolculuğu süratle akıyor, zaman dolaplarını hızla çeviriyor, bu yolculuktan kurtulmak hiçbir faniye nasip olmadı.

Bak sen de yolcusun, vücudunda yerleşen hastalıklar ve virüsler ölümün keşif kolları olabilir,
ebedi ömrün önündedir, o ebedi ömrünü ancak bu dünyada kazanabilirsin, artık sen bilirsin.
dedi kendi kendisine.

Umutlar doldu içine, aydınlandı bir anda dünyası, yaşama ve direnme gücünü en derinden duydu iç dünyasında.

İçinde uyanan, insanı diğer canlılardan ayıran, yaşam heyacınını canlı tutan, o büyüleyici gizil tarafının sesiyle;

TANRIM,

Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,

Her ikisi arasındaki farkı bilmek için de AKIL ver.

Dedi ve dedi…

Sevgi ve saygılarımla…

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın