KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
18 Nisan 2026 Cumartesi
°C
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

İran-İsrail ve ABD ekseninde Zulüm ve İlahi Adalet! İnsanlığın En Zor Sorusu

18 NİSAN 2026 CUMARTESİ 02:31
0
73
0
AA aa

Siyonist soykırımcı İsrail ve işbirlikçisi olan “büyük şeytan” ABD ile birlikte; “Biz dünyanın efendisiyiz, güçlüyüz, hukuk mukuk dinlemeyiz, her istediğimizi yaparız” diyerek, İran'ın sivil ve askerî tesisleri, altyapıları, hastane ve okullarını hiçbir ayrım yapmadan ülkenin üzerine otuz binin üzerinde bomba yağdırdılar. Binlerce savunmasız sivil insanı, vicdanları sızlamadan 175 küçük kız çocuğun bulunduğu okulu bombalayarak hepsini öldürdüler.

İsrail, Gazze'de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 bin insanı öldürdü ve hâlâ öldürmeye devam ediyor. Daha önce de ABD, Irak işgalinde 1 milyon insanın ölümüne neden oldu. Afganistan ve diğer ülkelerde yapılanlar da buna eklendiğinde tablo daha da ağırlaşmaktadır. Sonunda Çanakkale misali, Hürmüz'ü geçemeyeceklerini anlayıp savaşla, öldürmeyle, yakıp yıkmakla elde edemediklerini masa başında alma peşindeler.

İran yönetimi ve halkı takdire şayan onurlu bir direnişle tarihe geçtiler. ABD ve İsrail efsanesi çöktü. Bu haksız saldırıya engel olamayan ve savaş suçlularına hesap soramayan uluslararası hukuk mekanizmaları da büyük ölçüde işlevsiz kaldı. Bu durum, bölgesel ve küresel ölçekte yeni arayışları beraberinde getirecektir. İslam ülkelerinin de ihtilafları bir kenara bırakıp güç birliği yapma zorunluluğu daha belirgin hâle gelmiştir. Dünyada güç dengeleri yeniden oluşmak durumdadır.

Şimdi düşünelim: Bu emperyalist soykırımcı ve savaş suçlularına bu dünyada kimse hesap soramayacak; yaptıkları zulüm şimdilik yanlarına kalacak…

Peki, tüm bu yaşananlar karşısında ilahî adalet nasıl gerçekleşecektir?

Yeryüzünde yaşanan bu tür haksızlıkları, zulümleri ve cinayetleri düşündüğümüzde şu sorular kaçınılmazdır:

Allah Kadir-i Mutlak olduğu hâlde neden bu zalimliklere engel olmaz?

Allah Rahman ve Rahîm olduğu hâlde bu acılara nasıl müsaade eder?

Allah Adil olduğu hâlde, zalimlerin çoğu bu dünyada neden cezasız kalır?

Şüphesiz en güzel isimler Allah'a aittir. Allah; Aziz'dir, Alîm'dir, Rahman ve Rahîm'dir, Rezzak'tır. Esmâü'l-Hüsnâ içinde özellikle Allah'ın Adil, Rahman ve Rahîm isimleri, bu sorular karşısında en çok düşündüren ve hakkıyla anlamamız gereken isimlerdir.

Bu mesele, insanlık tarihinin en derin sorularından biridir. Kötülük ve zulüm karşısında ilahî adaleti anlamaya çalışmak hem aklın hem de imanın sınırlarını zorlayacak bir çabadır.

Kur'an'da Hz. Âdem'in yaratılışı anlatılırken meleklerin, “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” (Bakara 2/30) şeklindeki sorusu dikkat çekicidir. Bu ifade, insanın potansiyel olarak kötülüğe meyilli yönünü ortaya koyar. Ancak, insan sadece kötülüğe meyilli bir varlık değildir. O aynı zamanda iyiliği, adaleti, merhameti ve güzel medeniyetler kurabilecek özelliklerle de donatılmıştır. Kur'an'da insanın bu yönü sıkça vurgulanır:

“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık…” (İsrâ Suresi, 70. ayet)
➡️ Bu ayet, insanın yaratılış itibarıyla değerli ve onurlu olduğunu ifade eder.

“Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn Suresi, 4. ayet)
➡️ İnsanın hem fiziksel hem de ruhsal açıdan güzel bir kıvama sahip olduğunu anlatır.

“Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler…” (Âl-i İmrân Suresi, 191. ayet)
➡️ İnsanın tefekkür eden, düşünen ve sorgulayan bir varlık olduğu vurgulanır.

“Biz ona iki yolu (doğru ve yanlış yolu) göstermedik mi?” (Beled Suresi, 10. ayet)
➡️ Bu ayet, insanın doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bir bilinç ve rehberlikle yaratıldığını anlatır.

“Nefse ve onu düzenleyene; ona fücurunu (kötülüğünü) ve takvasını (iyiliğini) ilham edene yemin olsun.” (Şems Suresi, 7-8. ayetler)
➡️ Burada da insanın içinde hem iyiye hem kötüye meyil bulunduğu; fakat doğruyu seçebilecek kabiliyette olduğu vurgulanır.

“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın…” (Mâide Suresi, 2. ayet)
➡️ İnsan doğasında iyiliğe yönelme ve dayanışma potansiyeli vardır.

“Affetsinler, hoşgörsünler…” (Nûr Suresi, 22. ayet)
➡️ Affedicilik ve merhamet, insanın yüce özelliklerindendir.

“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk… onu insan yüklendi.” (Ahzâb Suresi, 72. ayet)
➡️ Bu, insanın sorumluluk alabilen bilinçli bir varlık olduğunu gösterir.

Özetle: İnsan şerefli kılınmış, en güzel biçimde yaratılmış, doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bir bilinçle donatılmıştır. Ona hem iyilik hem kötülük ilham edilmiş; tercih ise kendisine bırakılmıştır.

İslam Düşünürlerinin yaklaşımı:

Gazali; ahiret, imtihan çerçevesinde ele alır.

İbn Rüşd, daha rasyonel ve eleştirel bir yaklaşım sergiler: İbn Rüşd'e göre kötülük, sadece metafizik bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal ve siyasal düzenin bozulmasıyla açıklar. Allah'ın verdiği akıl ve yasa, zulme karşı mücadeleyi insanın sorumluluğu hâline getirir. Bu nedenle zulüm varsa, Allah'ın emrettiği adaletin uygulanmadığını gösterir.

Said-i Nursî Hazretleri de bu meseleye geniş bir perspektiften yaklaşır ve özellikle masumların, hayvanların ve tabiatın çektiği acıları sorgulayarak ilahî rahmet ile dünya gerçekliği arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışır.

Nursî bu konuyu Mektubat adlı eserinin 24. Mektubu'nda, 2.Şua ve diğer birkaç Risalesinde genişçe ele almıştır. Bu mektupta; dünya hayatında yaşanan ölüm, ayrılık, musibetler, zorluklar, memnuniyetsizlikler, hastalıklar, yok oluş vb. durumların Allah'ın rahmet ve şefkatiyle nasıl bağdaştığını; “Haydi insanın ölümle saadet-i ebediyeye gittiği için mevti/ölümü hoş görelim. Fakat nazik ve nazenin, zihayat (canlı) olan bitkilerin çürümelerini ve hayvanların dünyada yaşadıkları meşakkatleri ve ölümle yok oluşlarını nasıl hoş görebiliriz?” Şeklinde sorularla en zorlu konulara açıklamalar getirmektedir.

Bu nedenle ilgili bölüme bakılması önerilir.

İslam'ın Temel İnanç Çerçevesinde Konunun Değerlendirilmesi

1. Dünya İmtihan Yeridir

Kur'an'a göre bu dünya bir imtihan alanıdır: “Hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk, 67/2) Allah, zalimleri hemen cezalandırmaz; çünkü insanların özgür iradeleriyle doğruyu ve yanlışı seçmeleri gerekir. Eğer her kötülük anında engellenseydi, imtihan ortadan kalkardı.

2. Özgürlük Olmadan Sorumluluk Olmaz

Allah insanlara özgür irade vermeseydi ne iyilik ne de kötülük mümkün olurdu. İnsanların seçme gücü olmadan yaptıkları şeylerin ahlaki bir değeri de kalmazdı.

3. Allah'ın Adaleti Er Geç Tecelli Eder.

Kur'an, zulmedenlerin gecikmeli olarak cezalandırılacağını bildirir: “Zalimleri sakın Allah'ın mühlet vermesini, onların hayrına sanma. Onlara sadece günahlarını artırmaları için mühlet verilir.” (Âl-i İmrân, 3/178) Bu dünyada adalet her zaman tam olarak yerini bulmayabilir; ancak ahirette ilahî adalet mutlaka tecelli eder.

Allah bazı zalimleri hemen cezalandırmaz; ancak bazen tarihin içinde onların bir kısmını rezil eder ve cezalandırır. Biz, ilahî planın tamamını göremeyiz; fakat adaletin er ya da geç gerçekleşeceğini biliriz. Firavun örneği bu yüzden önemlidir. Çok uzun süre zulmetmiş, ancak sonunda cezalandırılmıştır.

“Zalimlere mühlet veririm, sonra onları yakalarım. İşte yakalayışım böyledir.” (A'râf, 7/183)

4. Zulüm Edenler Sınavda Olduğu Gibi, Zulme Uğrayanlar da Sınavdadır

Mazlumlar sabırlarıyla ve dirençleriyle sınanırlar. Aynı zamanda toplumlar da sınanır: Sessiz kalanlar, destek verenler, ses yükseltenler…

5. İnsan hem iyiye hem kötüye meyillidir. Tercih insana bırakılmıştır.

6. Bu dünyada birçok kötülük karşılık ceza bulmamaktadır.

 Asıl adalet ahirette cennet/mükafat ve cehennem/ceza şeklinde tecelli edecektir.

7. Allah birçok ayette, nefsini temizleyip arındıranların kurtuluşa ereceğini, fazilet ve erdeme ulaşanların cennetle müjdeleneceğini bildirir.

Örneğin: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.” (Şems, 9. ayet)

8. İnsanı hayvandan ayıran en önemli fark, onun gelişime ve eğitime açık olmasındadır.

Hayvanların hayatı sınırlıdır; yetenek ve yaşam becerileri bellidir. Bir hayvan bu yetenek sınırıyla bir ömür geçirir. Örneğin aslan, güdüleriyle av bulma ve beslenme becerisiyle yaşar; hâlâ ormanlarda yaşamaktadır. Ancak insan, mağaradan çıkıp uygarlıklar kurmuş; hatta uzaya ulaşacak seviyeye gelmiştir.

9. Bu dünyada her şey zıddıyla yaratılmıştır.

Çünkü zıtlar olmazsa anlam gelişmez. Kötülük olmadan iyilik, çirkinlik olmadan güzellik, açlık olmadan tokluk, karanlık olmadan ışık, elem olmadan lezzet, ölüm olmadan hayatın anlamı bilinemezdi.

10. İnsan, gelişime açık bir varlıktır;

Eğitilerek gelişiriz. Hayatta acılar, zorluklar, zıtlıklar, mücadeleler ve ölümler gibi durumlar; insanın gelişimini sağlayan ve onu olgunlaştıran en önemli etkenlerdendir. Zıtlıklar, zorluklar ve acılar insanı geliştirir, eğitir.

Bu dünyada zulme karşı tavrımız:

“Zalimlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur.” (Hûd, 11/113)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurur: “Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin; buna gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğz edin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim)

Yani Müslüman, sadece dua etmekle değil; zulme karşı eliyle, diliyle ve kalbiyle mücadele etmekle sorumludur. Sessiz kalan, sadece günahkâr değil; aynı zamanda suç ortağı olur.

“Bir gün zulüm biter, ama unutulmaz. Bir gün adalet gelir; fakat geç kalmışsa yara derinleşir.”

Sonuç:

Tarih boyunca zulüm, sonunda kaybetmiştir. Firavunlar, Nemrutlar, Ebû Cehiller; hepsi bir dönem egemen olmuş, ancak sonları hüsranla bitmiştir. Zulümle âbâd olanın sonu berbat olur.

Bugün yaşananlar da bir vicdan aynasıdır. Kim hangi cephede durduysa, tarih onu o cephede hatırlayacaktır:

Ya adaletin yanında ya da zulmün ortağında…

“Bir gün zulüm biter, ama unutulmaz. Bir gün adalet gelir; fakat geç kalmışsa yara derinleşir.”

İnsan olarak görevimiz;

Bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu bilmek, bir mümin ve bir insan olarak sınavını iyi vermeye çalışmak, zulme sessiz kalmamak, adalet için çabalamak ve merhameti yeryüzünde hâkim kılmayı gaye edinmektir.

Sevgi ve saygılarımla…

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın