KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
23 Haziran 2024 Pazar
°C
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

Kuzey Afrikalı Gençlerin Öfkesi…!

03 TEMMUZ 2023 PAZARTESİ 05:12
11
3769
5
AA aa

Fransa'da bir gencin polis kurşunuyla ölmesi sonucu başlayan olayların ardı arkası kesilmiyor.  Fransa sokakları günlerdir alev alev. 45 binden fazla polis ve jandarma görevlendirildi. Olağanüstü ilan edilebilir.

Fransa'da Paris Gettolarında çok uluslu olmaktan kaynaklanan olaylar vardı ama bu sefer olaylar farklı boyutta seyrediyor. Gazetecilere ve gösterilere şiddetle müdahale ediliyor, gaz bombaları atılıyor, basın özgürlüğü sökmüyor, yüzlerce bina ateşe verilmiş durumda. Sözde demokrasinin beşiği ülke herşeyi rafa kaldırmış vaziyette….

Fransa'da 450 Yıldır Dolan Bardak Taştı: Avrupa'daki Haçlı Zihniyeti Ektiğini Biçiyor. 17 yaşındaki bir çocuğun öldürülmesi, bardağı taşıran son damlaydı.

Fransa'nın 1550 yıl öncesine dayanan sömürgecilik tarihi var. Özellikle Afrika ülkelerinin yüzde 30'undan fazlasını kontrol ediyor, 20'den fazla ülkede sömürge faaliyeti yürütüyor. Fransa, özellikle son yüzyılda bu ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürerek besleniyor. Bu topraklar, kendilerine düşen paylarını bile alamıyor.

Günümüzde Afrika kıtasının son iki yüzyılda yaşadıklarına bakarsak istisnasız Batı'nın müdahil olmadığı bir ülke yok. Özellikle İngiltere ve Fransa'nın sömürgeci anlayışı benimsemesi sebebiyle, kıtanın kaynaklarının sömürülmesi yetmezmiş gibi dil ve kültür varlıkları da hiçe sayılarak Afrikalıların geleceği yok ediliyor.

Kendi işgücünü karşılamak amacıyla topraklarına getirdiği Afro-Yura, Afro-Afro dediği insanlar, tam olarak anayasal haklara sahip değiller. Vatansızlaştırılan bu insanlar bugün bir kaosun parçası olmuş durumdalar.

Kuzey Afrika'dan getirilen bu insanlara haksızlık yapılmaktadır. Bu insanların belli bölgelerde tutulması ve yoksul yaşantıları; diğer tarafta refahın bulunması, Irkıçılık, ayrımcılık, Batılıların kibirli ve üstten bakışları, sosyo ekonomik eşitsizlik, polisin ırkçı ve ayrımcı tutumu, Fransız vatandaşı oldukları halde polisin kabul etmemesi, bu ülkede doğan, bu ülke vatandaşı olan mağripli gençlerin öfkesi sokağa taşmış durumda. Protestolara katılanların çoğunluğu, Fransa da doğmuş gençlerden oluşmaktadır.

Bir gerçek var ki asimilasyon politikalarına, entegrasyonun başarısızlığına, ayrımcılığa ciddi ve geniş çaplı bir tepki var, olaylar Belçika'ya sıçramış, Avrupa çok tedirgin.

Ötekileştirilen insan yerine konmayan, köle gibi kullanılan bu insanların isyanı sardı onları. Müslümanlar üzerinden ve İslam karşıtlığı üzerinden, karanlık ortaçağ zihniyeti Haçlı zihniyetini görüyoruz bugün Fransa ve Avrupa'da…

Geçmişin Travması ve Fransa'nın Çirkef Yüzü

Bu olaylarda işin arka bahçesi ve geçmişin travması var. Fransa ve Avrupa bu travmayı silmedikçe sular durulmayacaktır.

Hatırlayalım:

2005 yılında Fransa'nın başkenti Paris'te ve diğer Banliyölerde Kuzey Afrika kökenli gençlerin çıkışları hala zihnimizde yaşıyor. Bu olaylarda Fransa'nın bu insanlara karşı uygulamaları ve bakış açısının çok büyük etkisi olmuştur. Frasız'ların gözünde kuzey kökenli bu insanlar potansiyel suçludurlar, tembeldirler, güvenilmezler, içgüdüsel olarak suça ve saldırıya eğilimlidirler. Onlara göre Afrikalılar ve diğer milletler beyinlerinin ön loblarını çok az kullanmaktadırlar.

Fransa ve Batılı ülkeler diğer milletlere bu bakış açılarını değiştirmiş değiller. Emperyalizmi içselleştirmiş bu anlayışta beyaz adam, medeniyeti ve ileriliği temsil ediyor. Medeniyet adına diğer milletlerin zenginlik kaynakları kullanılabilir, çünkü onlar zenginliklerini kullanabilecek düzeyde değiller, işgal edilip sömürülebilir. Medeni toplumların barış ve huzuru adına öldürülebilirler. Bu nedenledir ki tarihte olduğu gibi bugün de işgaller, katliamlar ve sömürü düzeni sürdürülmektedir.

İkinci Dünya Savaşında, Hitler'in Fransa'yı işgaline karşı, Fransa Cezayir'den özgürlük vaadiyle asker istedi, Fransa'nın yanında Nazilere karşı savaşan Cezayirliler 8 Mayıs 1945 yılında ulaşılan zaferi kutlarken, Fransızların ihanetine uğrar ve çoluk çocuk denmeden katliama girişen Fransız askerlerini karşılarında bulurlar. Özgürlüğün ağır bir bedel ödenerek alınması gerektiği anlaşılır. Fransızlar yaklaşık 45 bin Cezayirli'yi kireç fırınlarında yakarak ve çoluk çocuk kamyonlara doldurup nehirlere atarak veya sokaklarda öldürerek katlederler. Çok uzaklarda değil, bundan yaklaşık 61 yıl önce yaşanan bir katliamdır bu. Üstelik hayali değil, film kasetleri ve belgelerle kanıtları olan bir katliam. Cezayir Devlet Başkanı Fransa'dan yaptığı katliamlar dolayısıyla özür dilemesini isteyince “bu işi tarihçilere bırakalım” diyen Fransa Devlet Başkanı, Fransa Meclisi'nde gündeme gelen “Ermeni Soykırımı” tasarısı konusunda, tarihçilere bırakmayıp siyasi karar alan ülke olarak ikili yüzünü tekrar gösterebilmiştir.

Birinci dünya savaşında, ülkemizin bir kısmını işgal eden, 20 yıl işgal altında tuttuğu Hatay'da katliamlar yapan, İskenderun ve Dörtyol'da Ermenileri de cesaretlendirerek binlerce insanı acımasızca öldürülmesine neden olmuştur.

ANAYASAL DÜZENLERİ DEĞİŞMELİ

Makron, anne ve babalara “çocuklarınızı eve çağırın” demesinin anlamı yok. Siyasi olarak adım atmalı, haksızlıkları, ırkçılık ve ayrımcılığı gideren yasaları hayata geçirmelidir. Fransa, baskıyla şiddetle bu olayları bastıramaz. Öncelikle onları insan olarak görmeli, eşit ve özgür vatandaş konumunda görmeli ve özellikle İslam'a karşı haçlı tavrını bırakmalı.

Ayrıca Batıyı ve Batılı değerleri bütünüyle sorgulamak gerekir. Belki böylece körü körüne yaşanan batı taklitçiliği ve hayranlığı bir nebze olsun durdurulabilir.

Ey Batı!..  Sizdeki özgürlük, eşitlik, insan hakları ve demokrasi gibi değerleri sadece kendi insanınız için değil, vatandaşınız olan farklı inanç ve etnik gruplar ve tüm insanlık alemi için gerekli görün…

Maalesef, siz sürekli dini reddeden, çıkarcı, hedonist (bencil) emperyalist, işgalci, katliamcı ve sömürgeci yüzünüzü gösteriyorsunuz. Ne acıdır ki batının bu çirkef yüzü, her zaman daha bir ön plana çıkmıştır.

Ey Fransa senin bu tutumun “söylediklerinizin hiçbirini kabul etmiyorum fakat sizin bunları serbestçe söyleyebilmeniz için canımı veririm” diyen Voltaire gibi düşünürlere ve özgürlük eşitlik ve Cumhuriyet kavramlarını dünya gündemine taşıyan meşhur Fransız ihtilaline sahip Fransa'ya yakışmıyor diyoruz. Ama onlar bunu kendilerine yakıştırıyorlar. Böylece gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar.

Ayrıca, sömürgesi olan Afrika ülkeleri de uyanıyor, daha geçenlerde Kenyalı Politikacı, “artık o dönem bitti, bizi rahat bırakın, kendi bağımsız politikamızı belirleyeceğiz,” şeklinde başkaldırıda bulundu. Artık Fransa'ya tahammülü olmayan Sudan'daki ÇAD ordusu, daha geçtiğimiz haftalarda bölgede görev yetkisi bulunmadığı halde izinsiz keşif yaptıkları için Fransız askerlerini gözaltına aldı.

Burada Türkiye'nin Afrika ile iş birliği anlaşmalarının da rolü var. Sayın Cumhurbaşkanımızın Afrika ziyaretinde, liderlerin avuçlarını parçalayıncaya kadar kendisini alkışlamalarının bir anlamı vardı. Artık o bölgenin kaynakları o halka dağıtılarak refahları sağlanmalı, Türkiyenin birinci cihan harbinde emperyalizme karşı tavrı, nasıl diğer ülkelere ilham kaynağı olmuşsa; bize yakışan bu mazlum milletlere bugün de öncülük yapmak olmalıdır. Fransa'nın nefes dahi alamadığı bölgede Türkiye elinin güçlü olmasının fırsatları doğmuştur. Özellikle, Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerle iş birliği daha bir artırılmalıdır.

Türkiye, yüksek sesle, “Eski düzen son bulmalı, baskıyla, silahla ve zorbalıkla, bu yoksul ülkelerin kaynaklarını sömüremeyeceksiniz!..”  demeli ve onların yanında olmalı…

Sevgi ve saygılarımla…

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_102663)
06 Temmuz 2023 Perşembe 10:14
İdeolojik düşünmek yerine gerçeği haykırmak gerekiyor, yanlışa yanlış, doğruya doğru demek gerçek demokratlık tır
Misafir Kullanıcı (@Misafir_102662)
06 Temmuz 2023 Perşembe 10:10
Benim yazım, Avrupa ve Fransa'nın yaptığı zulümlere karşı bir milli ve dinî feverandır, Türkiye'yi buna karşı durmaya davettir. Bunun demokrat olmamla ne alakası var,
Misafir Kullanıcı (@Misafir_102641)
05 Temmuz 2023 Çarşamba 07:40
Ammada galayan yapiyorsun. Seni biraz demokrat sanmistim, halbuki demokrasiyi en iyi kullanan ve malasef sistemin bictigi cizgiyi asamiyorsun. Abdullatif Sener sendromu yasiyorsun.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_102630)
04 Temmuz 2023 Salı 00:10
'batı taklitçiliği ve hayranlığı'nın bu topraklarda son bulmasının yolu, çok çalışmak, çok üretmek; 'üç hurmayla oruç tutan inancı' samimiyetle yaşayan bir insanlık yaratmaktan geçer. Kendini 'Daha! dahaa!' tüketim sisteminin esaretinden kurtaramayanların rehberlik etmekte olduğu ülkemizde, eli iş tutan gençlerin tamamı, başta Fransa olmak üzere, tüketim canavarlığının had safhada olduğu 'batı' ülkelerine göçmek için can atmaktadır maalesef
Misafir Kullanıcı (@Misafir_102629)
04 Temmuz 2023 Salı 00:06
Batı sadece emdiniz, çıkarını ve zevkini düşünür. Yıllarca aldatılarak bize ulaşılacak hedef olarak gösterilmiş. Hedefi menfaat ve nefsi arzuları tatmin etmek olan bu sefih ve alçak medeniyete karşı; mensubu olmakla iftihar ettiğimiz islam medeniyetinde fazilet, yardımlaşma, fedakarlık, Erdem, diğergamlık gibi insani değerlere sarılmak dileğiyle değerlerimizin kiymetini bilelim.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın